| 18 yaşından küçükler için bu sitede hiçbir şey yoktur. Girmesinler, girmeyi denemesinler. Bu site tabusuz, özgür bir mizah sitesidir. 18 yaşından büyükler için ise espri kabiliyeti "MAĞMA" lafından ibaret olanlar derhal siteyi terketsinler. IQ seviyesi 100'ün altında olanların da pek takılmasını önermem. Buraya bizbize, bize benzeyen insanlarla eğlenmeye geldik. Bu sitede bulunan içeriğin sorumluluğu site sahibini bağlamaz. Yayınlananların pek çoğu anonimdir. Anonim olmayanların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yorum yapmak istediğiniz konu içeriğinde küfür-seksist kelimeler geçse dahi yazacağınız yorumlarda küfürlü, eleştiri sınırlarını zorlayan ya da kaliteyi düşürücü bir üslup varsa asla hoşgörüyle karşılanmayacaktır. Yapılan yorum ve üyeliğiniz size bildirilmeksizin silinecektir. Kaliteyi hep beraber koruyacağız... |
||
| Yeni! Artık okubeni fertleri aralarında canlı sohbet edebiliyor. | |||
|
|||
8 Mart günü Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanır. Bu gün kadınlar tarafından ve / ya da kadınlar için konferans, gösteri ve eğlence gibi çeşitli etkinlikler düzenlenir. Kadınlar arası dayanışma ve kadınların toplumdan beklentileri vurgulanır.
Kadınlara özgü bir günün var olması düşüncesi ilk kez, 26-27 Ağustos 1910’da Kopenhag’da düzenlenen Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansında ortaya atıldı ve kabul edildi. Bir çok ülkede her yıl kutlanmaya başladı. İsveç’te ise 1912 yılından itibaren kutlanmaya başladı.
Mevlid Kandili
Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, "Dünyanın sanal ve geçici meşgalelerinin ve sonu gelmez heveslerinin bütün hayatımızı ve geleceğimizi ipotek altına aldığı modern dönemde, Kur’an-ı Kerim’i ve Peygamberimiz’in Sünnetini daha iyi anlamaya, bunun için de gönlümüzü Kur’an’a açmaya ve Sevgili Peygamberimiz’in örnek hayatını ve ahlakını rehber edinmeye ne kadar çok ihtiyacımız var" dedi.
Adam, bir haftanın yorgunluğundan sonra, pazar sabahı kalktığında bütün haftanın yorgunluğunu çıkarmak için eline gazetesini aldı ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını düşündü.
Kimi zaman bir deve kuşu gibi olacaksın hayatta.
Yani yaşamdan sıkıldığında,gömeceksin kafanı kumların içine herkesten kaçtığına kandıracaksın o saf ruhunu…
Yaşamayı öğreneceksin böylece…
Kimi zaman bir sincap gibi olacaksın hayatta.
Yani yaşamanın dışında hiçbir şey beklemeyeceksin.
Hiçbir şey düşünmeden sadece yaşamanı...n keyfini çıkaracaksın…
Hayattan tat almayı öğreneceksin böylece…
Kimi zaman bir kedi gibi olacaksın hayatta.
Yani sadık olacaksın dostlarına, ailene, sevdiklerine en önemlisi hayata.
Büyük büyük harflerle terk etmiştin ya beni,
ondan bu imla hataları...
İkna hatalarım da vardı biliyorsun, inandıramamıştım seni bir başkası olduğuma, üçüncü tekil bir fiildim yol alıyorum içimdeki sezgi ile…
Halatlarım da vardı, hayata sıkı sıkıya bağlı “bir bakış mesafesinde” değil bu sefer unut o mısrayı bir bakış nefesiyle kes.
Hatalarımda vardı, konuşmak ve yazmak üzerine hatalar, hatırla daha yeni, yaşamak ve susmak üstüne, küsmek ve kaçmak üstüne, daha yeni yeni alışıyorken, aşıyorken sesini.
TEMBELLİK YASASI
Madde 1 : İnsanlar yorgun doğar dinlenmek için yaşar.
Madde 2 : Çalışmak yorar.
Madde 3 : Gündüz dinlen ki gece rahat edesin.
Madde 4 : Yatağını kendini sevdiğin gibi sev, içinden çıkamayacağın gibi yap.
Madde 5 : Yarın yapabileceğin işi bugün yapma.
Madde 6 : Bugünün işini yarına bırakma, erteleyebileceğin kadar ertele.
Madde 7 : Dinlenen birini görünce otur ona yardım et.
Madde 8 : Oturmak mümkünse ayakta durma, yatmak mümkünse oturma.
Madde 9 : Tembellikten kimse ölmemiş.
içimin kalabalığında hüküm giymişken ve s/aklamak isterken sancımı
ve sus/amışken bir düş/e...
...
düş/tüm...
en kanayan y/anıma sığınırken..
düş/tüm...
matem havasına bürünmüş susuşlarımı sunacakken yar(sız)lığıma...
...
ellerimi saracakhüznümü s/aklayacak
y/ansız bir düşe muhtacım şimdi.........!
...
satır aralarına gizliyorum birikmiş pişmanlığımı...
en içli ağıtlara yaslanıyorum
" Kısacık bir öykü bu...ama hayatımıza yön veren bir öykü...
Devrin valisi emrindeki yöneticiler ile atının üstünde şatafat içinde girer şehre...
Yol kenarlarında insanlar iki büklüm el pençe divan selamlarlar...
valiyi...
Bütün bu şatafatlı itaat gösterileri arasında valinin gözleri, bir sokağın köşesinde yere çökmüş olan ve etrafındaki hiçbirşey ile ilgilenmeyen bir adama takılır...
Perişan kılıklı, saçı sakalına karışmış bu adamın olduğu yere sürer atını vali...
Geniş ve rahat olmayı öğrendim… Ölümün dışında hiçbir şey göründüğü kadar önemli ve acil değil…
Coşkulu ve neşeli olmadığım zaman bunun hiç kimsenin suçu olmadığını ve gülümsemem gerektiğini öğrendim…
Cesur olmayı, değilsem bile öyle davranmayı öğrendim…Nasılsa arada ki farkı kimse anlamıyor…
Cazibemle 15 dakika idare edebildiğimi, ondan sonra mutlaka bilmem gereken bir şeyler olduğunu öğrendim…
Hiç kimsenin sır saklamadığını öğrendim…. Çünkü herkes birine söylemek ihtiyacı hissediyor…
Profesör konferans salonuna gelmiş. Ön sırada oturan bir seyis dışında başka kimse yokmuş. Sunusunu aktarma konusunda bocalamış ve seyise sormuş:
-Buradaki tek kişi sizsiniz. Size göre konuşmalı mı, yoksa konuşmamalı mıyım?"
Seyis cevap vermiş:
-"Hocam ben basit bir insanım, bu konulardan çok fazla anlamam. Fakat ahıra gelseydim ve bütün atların kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim, yine de onu beslerdim."
Sormuşlar bir bilgine: HAYAT ne? diye
Demiş bilgin; iki yönlü bir yol
devam eder bilinmeze.
Sen görmemezlikten gelsen de
vardır bir yoldaş her köşesinde
Bazen çıkarsın zorlukla dar bir yokuştan
bazen de aşarsın dertleri
sanki uçuyormuş gibi inerek buradan.
Peki, SEVGİ nedir? Demiş biri
Kalbine sığmayacak kadar geniş
Dedikodusunu yapamayacağın kadar temiz,
kokusunu alamayacağın kadar uzak
hayal edemeyeceğin kadar yakın...
Ya KORKU nedir? Diye atılmış diğeri
Bir yağmur damlasındaki barut kokusu.
Belki de saklanılan bir hayal yontusu
Dar Ayakkabi..
O bayram bana ayakkabı almaya karar verdiler.
Hazır ayakkabı satan mağaza yoktu şehirde. Tek ayakkabı yapan dükkânında
ayakkabıcı çıplak ayağımı bir kartonun üzerine koydu, iyice basmamı
söyledikten sonra ağzındaki kurşun kalemi eline alıp ayağımın çevresini çizdi.
O ayağımın çizildiği karton benim ayakkabı numaramdı.
Günlerce yeni ayakkabılarımın hayalini kurdum. Babamın anlattığına göre
ayakkabılarım siyah ve bağcıklı olacaktı.
Kapının her çalınışında koştum.
Hayat Nedir?
Hayat çetele tutmak değildir. Seni kaç kişinin aradığı, kiminle çıktığın, kiminle evli olduğun demek de değildir.
Kimi öptüğün, hangi sporu yaptığın veya kimlerin seni sevdiği de değildir.
Hayat ayakkabıların, saçın, derinin rengi, nerede yaşadığın veya hangi okula gittiğin de değildir.
Aslında hayat, notlar, para, giysiler, girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da, çalıştığın işler de değildir.
Hayat çok arkadaş sahibi olmak ya da yalnız olmak, kabul görmek ya da görmemek de değildir.
Her ne kadar düğümlensede boğazında söyleyemediklerin,
Seviyorum senden söz açmayı.
Ama "içimden"...
Yüzümde utangaç bir adamla,
hiç etmek istiyorum bir bir herkesi.
Bir sen kal istiyorum,
birde ben.
Ne kadar da güzeldir seninle başbaşalık,
bilsen!...
Bu güzellikleri düşünürken ben,
dağ gibi bir adamın yıkımları düşüyor önüme.
Acı ve Aşk birbirine karışıyor.
O yıkımlardan küçük bir duvar örmeye çalışıyorum.
Önce soluğum kesiliyor-yere yaslanıyorum.
Yaslandığımı düşünürken ben,
"yere düştüğümü" farkediyorum.
Son yorumlar
6 saat 10 dakika önce
1 gün 14 dakika önce
1 gün 7 saat önce
1 gün 12 saat önce
1 gün 12 saat önce
1 gün 18 saat önce
1 gün 19 saat önce
3 gün 11 saat önce
4 gün 4 dakika önce
4 gün 8 dakika önce