 |
 Her geçen gün bir anısını yükler bedenine ve bir daha dönmemek üzere gider,nereye,niçin gittiğini bilmediğin bir yere. Tekrar el veremezsin ona. Ait olduğu yerden alıp çıkartamazsın,karşına koyamazsın. Buna imkan yoktur,muktedir de değilsindir de üstelik. Sırf bu yüzden keşkelerini yarına bırakma,çünkü şu anın ötesinde yarın yok,olsada sen yoksun belkide. Bunun garantisi yok. Terslenmek,önemsenmemek pahasınada olsa seni seviyorum de sevdiğini düşündüğün kimselere. Gün ışığının altında geçip giden zaman,yaşanan hayat senin proğramına bakmaz,işlerinin yarım kalacağına takmaz ve alır seni yaşamın kollarından vakti zamanı geldiğinde. Bu yüzden geniş zamanları özleme bazı duyguları yaşamak için,gelecek günleri bekleme.
Hayattan terhis vaktini bilen varmıdır,herşeyi bilenden öte. Herşeyi bilene şükranını ilettinmi nefes aldığın,yaşadığın her yeni günde. Eğer cevabın evetse gerisini düşünme gayrı,aydınlatır ufkunu yaşanmış günlerin şavkı. İşte o zaman baldıran acısıyla yoğursada aksilikler yüreğini o gelir serinletir seni hiç olmadık bir şekilde ve surette. Aynası iştir kişinin lafına bakılmaz. Eğer lafla hallonulsaydı her proplem,proplem kalmazdı yeryüzünde.Söylemden eyleme geçmeyen ifadeler sörf yapmaktan öteye götürmez insanı hülyalar denizinde. Yaşamak direnmektir nefesin yettiğince,patlamaya hazır,el tetikte bir namlunun önündede olsa uçan serçe,umutla kanat çırpar,bir ihtimal daha var,o da yaşamak mı der kendi kendine. O ihtimalin ne olduğunu anlamak için minik kanatlarını çırpar olabildiğince hızlı şekilde biteviye. Yanar vücudunun bir tarafı,öylede olsa,yüksekliğini kaybetsede,düşüyor olsada bırakmaz kendini,düşen kendine inat yükselmek,yolculuğuna devam etmek istinadındadır artık yaşamak taşıyamayacağından fazla yük getirsede bedene. Ah şu dertlerim olmasa yaşamak ne güzel deme. Hayatın bizatihi kendisi derttir. Başkalarının mutluluğunu kendisine dert edinen,bir zaman sonra ölsede,öldü bilinsede,toprak altında çürüsede,yaşıyordur gerçekte. Bir insanın nefes alıp vermemesi,yerin altına gömülmesi onun sonunun geldiği anlamına gelmemeli. Onu sonsuza kadar yaşatır ardında bıraktığı canlı cansız nice eserleri. Ahirette seni yaşatacak eserlerin olmadığı takdirde bu dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme. Ay doğar ayazlanır,gün doğar beyazlanır yeryüzü. Ayın ve güneşin ışıttığı,ısıttığı asırlar öncesinin insanları nerede. Sevdik,sevdalandık sevildikte üstelik,o körpe,bakmaya doyum olmayan yüzlere zaman ne etmiş,buruşturup atmışmı yok değilse bu halleri ne böyle. Şu satırları okuyan gözler önce ferini yitirecek,sonra nice acılara şahitlik edecek ve en nihayetinde sur üflenene kadar kapanıp üzerine toprak dökülüp zaman onu mahşere götürecek. O vakit nerede ve ne şekilde eskittin bu gözleri diye sual edilecek. O anın hararetini düşle,mantıklı iç acıtmayan cevabın varsa gül,gez,oyna bas bas paraları leylaya bir dahamı gelecez dünyaya de. Bunda beis yok ve yok senden mutlusu bunu böyle belle.
Şuan gece soğuğun ninnisi duyuluyor gökyüzü,göl,yeryüzü,haneler,insanlar uyuyor sereserpe ama bundan bana ne. Ben parmaklarımla basıyorum bulmakta zorluk çektiğim harflere. Bir piyanonun tuşlarına dokunuyor gibi hissediyorum kendimi. Cümlenin burasında hızım kesiliyor duruyorum öylece. Sağımdaki duvarda bir tablo kayalardan müteşekkil iki dağ omuz omuza vermiş çok gerilerde,yamaçlarında sis çökmüş halde. Beride farklı boylarda ve renklerde üç selvi ağacı önünde bir gecekondu,üstünde boz renkte kiremitler,altında beyaz badanalı duvarları iki pencere,bir kapı,önünde bahçe çitiyle,aşağı doğru üzerini çimler kaplamış bir yamaç. Bitiminde bir gölün silüeti yarım kalmış halde. Çerçeve sınırlamış gölü lakin hayalin çerçevesi olmaz,olmamalı. Bu dağ evi orman bekçisine ait olmalı. Şöyle iri göbekli pos bıyıklı,orta boylu alalade biri. Çerçevenin dışında kalmış ormanın içinde hergünkü olağan gezintilerinden birinde olmalı. Nacak sesiyle uyanmış gözleri mahmur omuzunda tüfeğiyle yola koyulmuş,gelen sesi rehber edinmiş.sesin kaynağında bitmiş adımları ve yol. Kolay gelsin hemşehrim. Yardım istermisin işin uzun süreceğe benzer. İyide sen kimsin. Orman muhfaza memuru Hayrettin,peki ya sen kimsin.İlk kaçak kesim işinde yakayı ele vermiş talihsiz biri. Şimdi bırak elindekinide düş önüme. Bir bakalım kara kitapta ne yazıyor senin için. Bırak gözüm kitabı,mitabı bakalım bir hal çaresine. Doğayı sev,yeşili koru mu diyecek Hayrettin,yoksa birkaç yeşil banknotmu isteyecek. Aman ormancı,canım ormancı,hiç yoktan bıraktın cepte bir boşluk ve gitti bir gediğin harcı. Hayrettin kesimi yarım kalmış ağaca el koyar ve adamı kovar. Sonra evin yolunu tutar. Arada gökyüzüne namlusunu doğrultup iki el ateş eder,üstüne düdük öttürmeside cabası. Amirine zanlıyıa yaklaşmışken adamın önce huylandığını,sonrada kaçtığını söyler. Eşgali istenince bu çevreden değil zannımca ilk defa gördüm ince sıska yarı kel,30,35 yaşlarında sarı çizmeli bir adamdı der. Daha dikkatli olması konusunda uyarılır. Dağ evinin yolunda Hayrettin ne olmuş yani millet deveyi hamuduyla yutarken ben beş yirmilik almışım çokmu der kendi kendine. Doğru çok değildir,amma ve lakin azda değildir. Ormanın ıssız loş gölgelikli derinliklerinde gövdesi yarı yerine kadar kesilmiş bir çam inlemektedir. Bu aynı ızdıraptan inleyen ne ilk,nede son çam ağacı olacaktır Anadoluda. Trakya büyüklüğünde bir alan yeşillendirilecek ve 10 yıl sonra bu kıraç orta avrupada bir ülke büyüklüğündeki alan ormana dönüşecekmiş. Orman vasfını kaybetmiş 2 b konumundaki araziler,daha önceleri ormanmış,yıllar,yıllar sonra bu vasfını yitirmişler durduk yere. Peygamberimiz kıyametin koptuğunu görseniz bile siz yinede bir fidan dikin yere demiş. Naturalist bir toplumdu bundaki idea. Her taraf orman olsa ne yazar,toprağa gömülmedikten sonra baltalar. Bu zihniyet kıyametin koptuğunu görse bile o inleyen çamın gövdesine yüklenir. O kafa işte bu kafa,kafalara yatırım yapılmalı,toprağa değil.
Hayrettin in yaptığına bak. Peki bu hayrettin bu resmin neresinde çerçevenin almadığı gerisinde bu çerçevenin içindeki tabloda bulunan eve varmasına takriben 15 dakikası var. O vakit gelince oda girecek,dahil olacak bu resme,ama gelin görün ki,benim o kadar vaktim yok. Yaşanacak tüm zamanını bitirince Hayrettin mahşerde bir yerde o ağaca rast gelecek,o an ağaç Hayrettin olacak elinde baltasıyla,Hayrettinde ağaca dönüşecek yarısına kadar kesilmiş gövdesiyle. Ve dile gelecek ağaç olduğunu unutup Hayrettin Dur bekle,bir bakalım hal çaresine. Tamam bakalım ama önce şu yarım kalan işi bitireyim diyecek hayrettin e dönüşen ağaç ve indirecek baltasını gövdesine.
Alıntıdır.
|
 |
53 dakika 33 saniye önce
1 saat 33 dakika önce
1 saat 38 dakika önce
4 saat 44 dakika önce
9 saat 42 dakika önce
18 saat 19 dakika önce
23 saat 3 dakika önce
23 saat 7 dakika önce
23 saat 8 dakika önce
23 saat 17 dakika önce