Yıl 1997 Yer Ankara
İstanbul Teknik Üniversitesi ile maça çıkacağız. (Amerikan Futbolu) Bu arada diğer anılarımda da bahsettiğim bu sporu yaparken herhangi bir koruma kullanmıyoruz. Daha doğrusu birer sünger dizlik, bir dişlik bir de kuki. Bu 2000 yılına kadar böyle devam etti.
İTÜ takımını olduk olası sevmeyiz. Diğer takımlardan onları ayıran bariz farklar var. Çirkeflik, küfürbazlık, alkoliklik gibi. Ne ararsan onlarda. (İtüâlü iseniz lütfen üzerinize alınmayınız. Genelleme değildir) Üstüne üstlük sizin ettiğiniz küfürlere de alınmıyorlar. Nato kafa nato mermer.
Maçın Ankaraâda oynanması kararı alındıktan sonra çıkan bir aksilik yüzünden, kampusümüzdeki saha için izin alamadık ve bazı tanıdıklar vasıtasıyla Dikmen tepesinde, İlker mahallesinde, çocukların futbol antrenmanları yaptığı toprak zeminli bir saha ayarlandı. Her zaman yapılan konsantrasyon artırıcı, hırs verici soyunma odası törenlerimizi gerçekleştirdik. Rakip takımın İTÜ olmasından dolayı hararet her zamankinden çok daha yüksek. Maç dolayısı ile oluşan bu hırs dışında önceki maçlardan kalan kişisel alıp verememe durumları da var. Kişisel odaklı kelle koparma istekleri, küfürden etkilenmeyen karşı takım oyuncularını etkilenir hale getirmek için önceden metinleri hazırlanarak maç sırasında söylenmek üzere ezberlenmiş uzun ve can evinden vurucu küfür destanları gibi. Duysanız oturup ağlarsınız. Küfürlerin uçları oyuncuların 7 kuşak öncesine kadar varıyor. Daha da geriye uzansa mutlaka bizim de akrabalarımıza dayanacak. Sonuçta Adem ile Havvaâdan geldik. Hepimiz akrabayız.
Otobüslere binildi ve rakımın hızla yükseldiği Dikmen tepesine tırmanılarak sahaya varıldı. Saha zemini toprak olmasına toprak ama beton sertliğinde, neyse ki alışkınız sorun yok. Asıl sorunlar mahalle sakinleri. Öncelikle oyuncuları gören mahalle sakinleri 4 katlı tahta tribüne üşüştüler. Ellerinde çekirdek torbaları, yanlarında bütün torunlarını toplamış başörtülü teyzeler, üstten 2 düğmesi açık beyaz gömlek siyah takımlı mokasen ayakkabılı delikanlılar. Oyuncuların ilginç giyimlerine ve cüsselerine bakarak ve çekirdeklerini çitleyerek yorum yapmaya başladılar. Daha vahim olan durum bu teyzelerin kocalarının durumuydu. Balkonlarına çilingir sofralarını kurmuş atlet pijama ile oturmuş, demlenerek maçımızı izleyecek olan amcalar.
Sporu bırakmış eski oyuncularımızdan da gelenler var. Bunlardan bir tanesi İTÜâlü oyunculara en çok garezi olan Çağatay.
Maç başlıyor. Başlama vuruşunu yapan önceki anılarımızdan da hatırlayacağımız (motor yağı bidonuna çükünü sığdıramayan) Minik. Saha normalden küçük olduğundan her vuruşunda top sahayı çevreleyen telleri de aşarak sokağa kaçıyor. Miniklerin futbol maçına dönüyor olay. Bu sırada biz hücum takımı olarak maça girmeyi beklerken Çağatay yanımıza geliyor. Üzerinde siyah bir takım elbise ve onun da üzerinde Matrix filminden fırlamış uzun etekli siyah bir pardösü. Bana ve yanımda bulunan Koç (Sıpa) ya pardösünün iç cebine sakladığı, koca bir kasap bıçağını göstererek şöyle diyor. âOğlum Köfte, şu maçta bi kavga çıksın var ya⦠kesin 2 leşim var!!!â
Maçın ortaları yaklaştığında sahada defans takımımız var. Defans takımımızın göbeğindeki Guard mevkiinde oynayan Tayfun yaklaşık 140 kilo ve 190 cm boyu ile eskiden Amerikaâda bu oyunu icra etmiş bir sporcu. Karşısında dizilmiş olan oyuncunun sağlam bir küfürüne sinirleniyor. Oyunun başlaması ile birlikte karşı oyuncuyu yere yatırıyor ve ayağındaki metal çivili kramponu oyuncunun ağzına sokmuş yedirmeye çalışıyor ve sonucunda Çağatayın tam beklediği ortam vukuu buluyor. Ortalık karışıyor. Mahallenin bıçkın delikanlıları, kendi şehirlerinin takımı olan Hacettepe cephesinde savaşa giriyorlar.
Bizim (Çağatayın sözlerini duymuş olan Koç ve ben) gözlerimiz kavganın başlama anında hemen Çağatayı arıyor. O bıçak ile her an bir şeyler yapabilir. Çağatayı gözlerimiz yakaladığı an çok geç. Sahaya dalmış ve tam kavganın göbeğine, elini iç cebine atmış vaziyette koşuyor. Korku filmi gibi. Karşı takımın hararetle kavga eden oyuncularından birine doğru koşuyoooor⦠koşuyoooor⦠koşuyooooorâ¦. Ve yanına vardığında boştaki eli ile adamın omzundan tutarak ona nasihatlerde bulunuyor. Yanına vardığımızda ona âküfür ve kavga etmenin ne kadar kötü olduğunu, kardeş kardeş maçlar yaparak bu sporu yaygınlaştırmamız gerektiğiniâ anlattığını öğreniyoruz. ))))))
Kavga bitiminde otobüste:
Pako : Abi tam önümde bir İtüâlü. Bizimkilerden biri ile kavga ediyor. Koştum, koştum ve uçan tekme için havalandım. Topuğumdaki metal çivileri herifin beline saplayacaktım. 1 saniye içinde İtüâlünün siyah taytı gözümün önünden kayboldu ve onun yerine bizim takımın taytlarından birisi geçti. Ayağımı sağa sola kaçıramadım çünkü bizim hayvan Tayfunmuş. Götünün çapı 2 metre. Tekmeyi koydum ama hiç tınlamadan altındaki İtüâlüye saydırmaya devam etti.
MeatBall (İlker)
|
11 dakika 25 saniye önce
18 dakika 32 saniye önce
26 dakika 54 saniye önce
45 dakika 6 saniye önce
1 saat 1 dakika önce
1 saat 8 dakika önce
1 saat 13 dakika önce
1 saat 16 dakika önce
1 saat 26 dakika önce
5 saat 46 dakika önce