 |
Veda Mektubu(m)
Bir şeyler oluyor , bir şeyler var şimdi gecenin sakladığı benim bilemediğim bilmek istemediğim . Saklanıp oralarda , o saklandıkları yerlerde kalanlar , korkanlar ortalığa çıkmaya , bana gözükmeye. Beni kahredenler de dolu bunların arasında benim umursamadıklarım da bir o kadar . Boş sayfalar çeviriyorum şimdi elimin altında , boş
sayfalara yazılmış boş satırlar sayfalar boyunca, sayfalar dolusu . Kimin umurunda , kim görecek ya da kim ne kadarını bilecek . Elimin altından kayıp giden bir dünya varmış gibi şimdi , sanki her şey ama her şey görünmemek için siyahlarını giyinmiş , boşluk dahi
beyaz olmaktan uzaklarda , siyahtan daha koyu bir kara . Gözlerimi yummak istiyorum , gözlerimi yumup bir süreliğine açmamak tehlike geçinceye kadar en azından ; ama ya tehlike asıl zihnimde ise ve ya ben gözlerimi kapattığımda artık ve sessizlikte zihnimden
başka bir şeyle ya da başka bir kimse ile yüz yüze kalmayacaksam , o vakit kendimi aslında tam da tehlikenin kucağına atmış olmuyor muyum ! Kime ne soruyorum da cevabını bekliyorum , canım yanıyor bir onu biliyorum . Bir şeyler oluyor benden uzaklarda , olanları benden uzaklarda ve benimle ilgili hissediyorum . Bana dair olan , benim olan , bende olan ama acıyan bir yan . Benim bir parçam , hatta
parçam olmaktan öte : ben . Tam olarak , bir bütün . Ellerimi kavuşturup değil de içimden yalvarır gibi Tanrıma şimdi bu dua edemeyişlerim niye ... Bırakıp gitti diye mi düşünüyorum beni yoksa ilgilenecek başka kimseleri mi var Tanrımın . Aslında istemiyorum da yazmayı ama yazmazsam biliyorum ki kendimi belirsizliğimi
akıtamayacağım kendimden başka bir yere . Çamur olmuş şimdi duvarlardan aşağı süzülüyor duvarlara sıvanmış çamur öbeklerim .
O anların nasıl olup da önceden geleceğini bilemem ama bazı zamanlar kendimi 'kör bir çocuk' gibi duyumsuyorum . Yetişkin değil ; çünkü eğer yetişkin olsaydım ve göremeseydim etrafımda neyin varolup varolmadığını o vakit muhtemelen kollarımı birbirine kavuşturup bulunduğum noktaya otururdum : oradan daha güvenli bir yer
olmayacağını düşünerekten benim için . Korkardım çünkü ona ya da buna çarpmaktan , kendime zarar vermekten . Ama çocuk olduğum vakit bunu düşünmeden hareket ederdim . Kendimde etrafımda gözlerimin gördüğü , görebileceği her şeyin göremediği o boşluk
alanından ibaret olmadığını kendime kanıtlamak için güç , inanç bulurdum . Zaman nasıl oluyor da sulara taş dolduruyor ve de su yollarını kapatabiliyor ... Aslında ne kadar da basit bir şeyleri olduğu halinden alıp tersine çevirivermek . Kimi zaman tek
bir kelime , kimi zamansa bir cümle yeterli oluyor . Sessizlik ise çok soğuk sular gibi etki edebiliyor o anlarda kendini içine bıraktığında . Bedenini bir süreliğine suyun altında hareketsiz tuttuğun vakit öncelikle nabzın yavaşlıyor , hissediyorsun . Bir süre sonra da nefesinin tamamen tükenmesine izin vermeden kimi zaman kalbin duruyor . Her şey bir ana bağlı . Yarın olacaklar , yıllar ve hatta yollar . İzin verilmeyen yoldaşlıklar . Uykusuz geçen , geçecek olan zaman aralıklarının da nedeni kimi zaman
sadece tek bir cümle olabiliyor . Düşünme yetisine sahip olmak başına bela oluyor . Veda ederken birkaç satır da olsa karalayamayacak kadar eline kalem almaktan aciz insan ... O , ben olamam ! Ama işte o vakit geldiğinde kalemi eline alıp kağıdın üzerinde dokundurduğunda yazacak bir şey bulamadığından değil de yazmak istedikleri içinde onları yaşayarak derinlerine doğru bir yolculuğa çıktığından bir şey yazamayan bir süre ... O , ben olabilirim . Geri dönüp hala kağıdının başında kalemimle oturduğumun farkına varırsam bu defa hiç olmazsa birkaç bir şey yazmak ister ama bu konudaki tüm açlığımı o yazmak istediklerimi yaşarken giderdiğim , hatta yemeği biraz da fazla kaçırdığım için
üzerime çöken o ağırlıkla kağıdın üzerine bırakıveririm kendimi . Beni her kim bulacak ise masamın başında : elimde kalem , bedenimin bir kısmı elimdeki o kalemle veda etmek adına birkaç satır yazacağım beyaz çizgisiz kağıdın üzerinde ve kağıdın bir noktasında bir damla kan ile veda ederken söylemiş olduğumun farkına
varacak (?) . Belki de bir önemi olmayacak o sahnenin , belki de ileride hatırlandığında sadece o an geçirdiği şoku hatırlatacak ona . Ya da ...Bilinmedik öylesine çok şey var ki ve belki de bizim bu bilinemezliklerde sürünüşümüzün nedeni onların öyle kalmak istemeleri . Yalvarışlarımız daima çaresizliklerimizin göstergesi peki neden bunun tam tersi olmuyor : neden yalvarışlarımız güçlü olduğumuzu simgelemiyor ? Bu , bende can bulsa da neden karşımdakinde yansımasını göremiyorum? Sorgulamayı bırak artık . Son demine gelmişsin de düşünecek ahiret konuların yokmuş gibi sen hala nelerin peşine takılıp nerelere sürükleniyorsun ! Nizamülmülk gibi
hissediyorsan kendini ... Belki arkamda beyaz sayfa üzerine bir kırmızı damladan daha fazla şey bırakabilmeyi denemeli ... Son ayında yaşamının 'Siyasetname'sini yazan yaşını başına almış adamı örnek almalı . Ve belki ölümünü de , kim bilir ; hatta neden olmasın . O vakit ertelemeli veda etmeyi şimdi , kalkıp kendimi uykusuz gecelerin koynuna vermeli ve kalemimin bakireliğini kağıtlara sunmalı . Sanki ömrümün son ayı imiş gibi bundan haz almalı . Öbür yanını çizginin görmeden korkmak neymiş ! Neden korkulacak hem ! Kokum buradaki benden . Cennet de bende Cehennem de !
|
 |
1 saat 50 dakika önce
9 saat 47 dakika önce
9 saat 55 dakika önce
9 saat 56 dakika önce
9 saat 58 dakika önce
9 saat 59 dakika önce
12 saat 48 dakika önce
16 saat 16 dakika önce
17 saat 27 dakika önce
17 saat 30 dakika önce