1) Bizim gazetenin giriş katında iki adet elektronik turnike var.. Bizlere birer giriş kartı vermişler.. O kartı turnikenin elektronik gözüne tuttuğunuz zaman çark dönüyor, siz de içeri giriyorsunuz.. Dışarı çıkarken de öyle.. Kartı tutacaksın, çarkın kilidi açılacak. Kartınız yoksa gerilip üzerinden atlamak zorundasınız..
Gazetenin gençleri bu kartları taşımanın ve kullanmanın yolunu bulmuş.. Genellikle kot pantolon giyiyorlar ya! Arka cebinde duruyor kartları.. Geçmek icap ettiğinde zahmet edip kartı çıkarmıyorlar.. Hafiften popolarını yan dönüp, cebi elektronik göze dayıyorlar.. Şak, açılıyor..
Bugün gazeteye geldiğimde müracaatta bir hanım gördüm.. Belli ki birinin ziyaretçisi. Ben de girişte Tevfik Yener'e rastlamışım. Ayak üstü sohbet ediyoruz.. Gözüm ziyaretçi hanıma takıldı. Kadıncağız baktı ki poposunu makineye dayayan yolu açıp geçiyor. Müracaattaki çocuklara danışmadan doğruca turnikeye gitti. Hafiften dönüp poposunu alete dayadı. İlk denemesi fayda etmedi. Turnike geçit vermiyor. Kadın da azimli çıktı. Turnikeye bir kez daha arkasını dönüp, poposunu bu kez daha kuvvetli bastırdı. Sonra dönüp yokladı. Yine açılmamış. Poposunun bir budundan beklediği randımanı alamayınca öbür buduna kuvvet verip, bir de orasıyla bastırdı. Iııhh! Aletin oralı olduğu yok. Müracaattakilere de sinema çıkmış. Kadını uyaracaklarına, poposuyla verdiği mücadeleyi seyrediyorlar. Kadıncağız son olarak bir kez daha gerisini döndü. Bu kez dayama yerine tıklatma yöntemini seçip, kalçasıyla birkaç kez elektronik gözün üzerine vurdu. Sanki tavernada piste çıkmış da şey tokuşturuyor. Sonunda çocuklardan biri yetişti. Turnikeyi ellerindeki yedek kartla açıp, kadıncağızı boşuna uğraşmaktan kurtardılar.
2) Bir gün arkadaşla öyle sersem sersem yürüyoruz. Bir anda yanımızdan son sürat bir minibüs geçti. Biz 'Freni patladı' filan demeye kalmadan, minibüs kafadan elektrik direğine bindirdi. Hemen koştuk, yardım edelim diye.
Minibüse ulaştığımızda manzara şuydu. yolcuların kiminin kaşı açılmış, kiminin dudağı patlamış... Dağılmış vaziyetteler yani. Ama bir tuhaflık var. Çünkü o hallerine rağmen, gözlerinden yaşlar gelecek şekilde gülüyorlar. Biz ne yapacağımızı şaşırdık. 'Ne oldu?' diye sorduk.
Bir iki tanesi, güçlükle 'Şo-för, şo-för...' diyebiliyor ama yine gülmeye başlıyorlar. Bu sarsıcı manzaranın aslını öğrenebilmek için 2-3 dakika geçmesi gerekti.
Meğer şoför, tükürürken minibüsten düşmüş. Hani, bizim şoförlere özgü, giderken kapıyı açıp dışarı tükürme hareketi vardır ya. Baba, dengeyi tutturamamış, tükürükle beraber, gümbürt aşağı düşmüş. Minibüs de kontrolden çıkıp direğe bindirmiş...''
|
2 saat 3 dakika önce
10 saat 58 saniye önce
10 saat 8 dakika önce
10 saat 9 dakika önce
10 saat 11 dakika önce
10 saat 12 dakika önce
13 saat 1 dakika önce
16 saat 29 dakika önce
17 saat 40 dakika önce
17 saat 43 dakika önce