Mizah

GERÇEK TIP 5

GERÇEK TIP 5
gladyator tarafından Pazartesi, 9 Haziran, 2008 - 17:03 tarihinde gönderildi

gladyator kullanıcısının resmi

k50_ğL_sızma zeytinyağı (rafine olmamış) 50 gr. limon suyu ile karıştırılıp 15 dakikalık aralık: larla içilir.

Toplam içmeniz gereken zeytinyağı miktarı 250 gr., limon suyu miktarı 250 gr.'dır. Bu 250 gr. zeytinyağı ve 250 gr. limon suyu 50'şer grama bölünerek, yukarıda da belirttiğimiz gibi 15 dakikalık aralarla içilir.
• Orta boylu ve orta kilolu insanlar için miktarın tamamı 250 gr. zeytinyağı 250 gr. limon suyu = 500 gr. olmalıdır.
• Boylu ve kilolu insanlar için ise miktar, 300 gr. zeytinyağı + 300 gr. limon suyu = 600 gr. olmalıdır.
• Kısa boylu, genç ve zayıf olanlar ve 50 kilodan ağır olmayanlar için 200 gr. zeytinyağı + 200 gr. limon suyu = 400 gr. yeterlidir.
Limon suyu, her defasında içilirken, taze sıkılmalıdır. Eğer yağ içme esnasında mide bulanırsa, ağzı açarak derin nefes alıp vererek, yutmamak kaydıyla nane veya ayva çiğneyerek bulantı durdurulabilir.
Yağ içme araları daha uzun veya daha kısa tutulabilir ancak zaman öyle ayarlanmalıdır ki, zeytinyağı + limon suyu karışımı saat 21:00'e kadar muhakkak bitirilmiş olmalıdır.
Saat 19:00'dan 23:00'e kadar ılık torba karaciğerin üzerinde olacak şekilde yatmaya devam edilmeli ve büyük abdest ihtiyacı dışında yerinden kalkmamalıdır. Kalkılırsa, mide bulantısı sonucu kusulabilir. Elden geldiğince kusmamaya gayret etmek gerekir, çünkü zeytinyağı ile limon kusarak çıkartılırsa, temizleme işlemi gerçekleşmez. Saat 24:00'den sonra kusul-ması karaciğerin temizlenmeye hazır olmadığının veya karaciğerde çok miktarda ağır zehirlerin toplanmış olduğunun göstergesidir. Bu durum aşağıda anlatılmıştır. Gece saat 23:00-02:00 arasında 2-3 defa büyük abdeste çıkmak gerekir. Saat 02.00'ye kadar büyük abdest gelmezse, lavman yapılmalıdır. Lavman seti, yani bağırsakları boşaltma aleti eczanelerde bulunur. Büyük abdeste kendiliğinden de çıkılsa, lavmanla da çıkılsa, ertesi sabah 07:00'de tekrar lavman yapılır. Bağırsakların dışarı attıklarını daha detaylı gözlemleyebilmek için, mutlaka lazımlık (hatta süzgeç) kullanılmalıdır. _2-3 kaşık pirinç lapası yenir. Pirinç lapası karaciğerin kapanmasını sağlar.
Bu temizleme işleminden sonra ilk gelen büyük abdestle karaciğerdeki ve bağırsaktaki kurtlar, zehirler, safra kesesindeki taşlar, bağırsak ceplerinde toplanan dışkısal taşlar ve siyah, petrol renkli pislikler dışarı atılır.
Karaciğerde ve bağırsaklarda toplanan zehirlerin çokluğuna göre, dışarı atılan kurtlar ya ölü ya da canlı çıkar.

En son gelen büyük abdest yeşil veya yeşile yakın bir renkte veya san olmalıdır. Eğer renk yeşil değilse, temizleme tamamlanmamıştır. Çünkü karaciğer çok fazla miktarda toksin toplamış ve bir temizlemede onu atamamış demektir. Temizleme bittikten sonra, bir-iki gün boyunca dışkı renginin yeşil olup olmadığı kontrol edilmelidir. Bu iki gün boyunca büyük ab-destin rengi yeşile dönmezse, 4-5 hafta sonra temizlemeyi tekrarlamak gerekir.
Eğer temizleme sonucu karaciğer veya bağırsaktan kurtlar atılmış ise, bu durumda 1 hafta boyunca kurtlara karşı tedavi uygulanmalıdır.
Eğer safra kesesinde taş varsa ve temizlenme sonucu dışarı atılmamışsa, safra kesesinde muhtemelen yapışıklıklar oluşmuş,- safra kesesi şekil değişimine uğramış, daralmış veya uzamıştır. Taşların atılması için fiziki yol kapanmıştır ya da taşlar safrakesenin kanalına sığmayacak kadar büyük demektir.
Böyle bir durumda yapılabilecek tedavi:
V Bir çorba kaşığı öğütülmüş çörekotu + bir tatlı kaşığı öğütülmüş mür- 1*3 ri safi + 100 gr. bal iyice karıştırılıp sabah akşam birer tatlı kaşığı olmak üzere bitene kadar yenir.
Bundan sonra safra kesesi taşlarını eritmek için:
v* Her sabah orta boy bir kara turp rendelenir ve 1 yemek kaşığı balla karıştırılır. 1 saat bekletilir ve suyu sıkılıp içilir. Sıkılmadan posası ile de yenebilir. Buna 1 hafta boyunca devam edilir. Kara turp safra kesesi taşlarının eritilmesine yardımcı olur.
v 100 gr. Limon suyu + 100 gr. zeytinyağı + 3 baş ezilmiş sarımsak + 50 gr. sıkılmış maydanoz suyu karıştırılır ve her akşam bu karışımdan 50 gr. içilir.
Veya
30 gr. sarımsaklı zeytinyağı + 30 gr. limon suyu karıştırılır, her sabah veya akşam uykuya yatmadan önce içilir. Ancak zeytinyağı çok faydalı olmakla beraber, fazlasının şişmanlatacağını unutmamak gerekir.
İkinci karaciğer temizlemeye kadar buna devam edilir.
Bu zaman zarfında ısırganotu (taze veya kuru) her şekilde kullanılır: Çay

yapılır, yemek üzerine doğranır, salata ve yemeğe eklenir. Isırgan otu karaciğeri temiz tutar, safra kesesi taşlarının parçalanmasına ve düşürülmesine yardımcı olur.
Bu ilaçlar kullanıldıktan sonra on günlük açlık yapılır. ("Açlık" bölümüne bakınız.) ilaçlar ve on günlük açlık sonucunda safra kesesinde oluşan yapışıklıklar erir, daralmalar açılır ve safra kesesinin şekli normale döner.
Safra kesesi taşlarından muzdarip olanlar, genellikle, devamlı hazımsızlık çekenler, çok fazla deterjan kullananlar ve kimyasal maddelerle, bilhassa asitle uğraşanlardır.
KaraciÄŸer Temizlemesinde Dikkat Edilmesi Gerekenler
• Akşam saat 19:00'da karaciğer temizlemesi için yatarken, sağ tarafa yatmak çok önemlidir.
• Saat 19:00'dan 21:00'e kadar zeytinyağı + limon suyu karışımı bağırsağa iner. 21:00'den 24:00'e kadar olan vakit dilimi biyolojik etkin saatlerdir. Bu saatlerde safra kesesine ve karaciğere yüksek enerji gelir ve sadece bu saatlerde temizleme tam olarak gerçekleşir.
• Karaciğer üzerine konulacak su torbası ılık olmalıdır. Su sıcak olursa, karaciğerdeki pislikleri hapsederek atılmasına mani olur.
• Önemli noktalardan biri de, eğer karışımı içtikten sonra, saat 24:00'e kadar büyük abdest kendiliğinden gelmezse, saat 02:00'ye kadar beklenmeli, eğer yine sonuç alınmazsa, mutlaka lavman yapılmalı. Eğer 02:00'de büyük abdest gelmemiş ve lavman yapılmamış ise, bunun sonucunda karaciğerden bağırsağa inmiş olan atıklar sebebiyle zehirlenme olabilir.
• Temizlemeden sonra sabah ilk olarak (sabah saat 07:00'de yapılan lavmandan sonra) 2-3 yemek kaşığı yağsız, tuzsuz pirinç lapası yenir. Bu lapa, temizlenen karaciğeri kapatır. Temizlemeden sonra 3 gün boyunca karaciğeri muhafaza amacıyla hafif yemekler ve meyve yenmeli, ağırlıklı olarak meyve suyu içilmelidir. Et, peynir, yumurta, siyah çay, kahve, şeker, tuz, konserveler, hazır veya bayat yemekler kullanılmamalıdır. Karaciğer temizlendikten sonra, ağrı, sancı, bulantı gibi rahatsızlıklar olursa, bu, taşların düşmeyi sürdürdüğüne delalettir. Bu durumda yukarıda anlatıldığı gibi sarımsakla zeytinyağı + limon suyu karışımı içilir. Meyve suyu, yoğurt suyu, havuç suyu veya kırmızı pancar suyu içmeye devam edilmelidir. İshal

olunursa, endişeye kapılmamalı, 2 gün sonra da kesilmezse ishal tedavisine başlanmalıdır. ("İshal" bölümüne bakîniz.)
• Karaciğer temizlemesinden sonra kanda kolesterol normal seviyeye kadar inebilir. Sonra yeniden yükselmeye başlar. Bu yükselişin sebebi şudur:
Temizlenmeden sonra karaciğer kuvvetlenir. Kuvvetlenen karaciğer, hazmolamayan ve deri altında, kaslar arasında depolanan ve yıllarca saklanan yağ kalıntılarını (margarin ve transgenik yağlar) kan vasıtasıyla, sivilce ve çıbanlarla dışarı atmaya çalışır. Bu sırada kolesterolün yükselmesi tehlikesizdir. Vücut kolesterolü kontrol altında tutar. Bu durumda yağ olarak sadece zeytinyağı kullanmak, sarımsak yutmak ve yemek, yeşil sebze yemek, limon suyu, greyfurt suyu, elma suyu ve biberiye çayına devam etmek gerekir.
Emziren kadınlar karaciğer temizlemesi yaptıktan sonra dikkat etmelidir
Emziren kadınlar, temizlemenin üçüncü günü (yani zeytinyağı karışımı içtiğiniz gün) saat 23:00'ten ertesi sabah 1 l:00'e kadar bebeğini emzirme-meli, sütünü sağarak atmalıdır. Eğer ertesi gün halsizlik veya mide bulantısı gibi rahatsızlıklar devam ederse, bu durum, temizleme işleminin hâlâ devam ettiğine ve vücudun, içindeki zehirleri atmayı sürdürdüğüne işarettir. Böyle bir durumda, anne iyileşene kadar bebeğini emzirmemelidir. Çünkü temizleme esnasında atılan zehirler süte karışabilir ve bebeğin sağlığına zarar verebilir. Ancak bu durum 24 saatten fazla sürmeyecektir. Bu süre içerisinde bebeğin de aç kalması faydalıdır, ancak bebeği aç bırakmak istemeyenler 100 gr. ılık suya 1 çay kaşığı doğal bal karıştırarak 4 saat arayla 2 defa verebilirler.
Safra kesesi ameliyatla alınanlar için
İlk önce mide ve bağırsakların tedavisi yapılır ve 3 hafta boyunca her sabah 30 gr. sarımsaklı zeytinyağı + 30 gr. limon suyu içilir ve yemekler için başka yağ kullanılmayıp, sarımsaklı zeytinyağı kullanılır yani yemek yağsız pişirilip üzerine sarımsaklı zeytinyağ gezdirilir.
Sonraki 3 hafta boyunca ise her sabah taze incir veya zeytinyağı içinde bekletilmiş 3 tane kuru incir yenir ve yemekler üzerine sadece sarımsaklı zeytinyağı kullanılır. Böylece günde 30-50 gr. sarımsaklı zeytinyağı tüketilir. Taze incir mevsiminde ise, her gün sabahtan başlayarak istenildiği ka-

dar incir veya kırmızı üzüm yenir ve akşama kadar başka hiçbir şey yenmez. Akşam bir öğün yemek yenir. Bunu her gün yapamayanlar, haftada 1 -2 gün yapabilirler.
Bağırsak tedavisi, ara verilmeden 6 haftada tamamlanır. Son 2 hafta içinde de 3 günlük aralarla 3 defa 3 günlük açlık yapılır, daha sonra 3 gün meyve suyu içilerek 3. gün akşam karaciğer temizlemesi yapılır.
Kireç Temizlemesi
Diş taşları, tırnaklardaki beyazlıklar ve kırıklar, vücutta esneklik kaybı, eklem hastalıkları, astım, bel ve boyun fıtığı vücudun kireçlendiğini gösterir.
Kireçlenmeden kurtulmak için önce mide-bağırsakların tedavisi ve karaciğer temizlemesi yapılır. Bundan sonraki 2 hafta boyunca:
1. gün 3 limon, 2. gün 5 limon, 3. gün 7 limon, 4. gün 9 limon, sonra 10 gün boyunca günde 10 limonun suyu, suyla karıştırılarak öğlene veya ikindiye kadar içilir. Yani, 1-2 limonun suyu 150-200 gr. su ile karıştırılır ve her 2 saatte bir, toplam 5-10 bardak içilir. Limon suyu içemeyenler 4-5 bardak greyfurt suyunu su ile karıştırarak her gün sabahtan ikindiye kadar içebilirler, ikindiden sonra incir, üzüm, elma, erik, vişne, kiraz ya da karpuz yenebilir. Akşama yakın soğan, sarımsak, yeşillik ve zeytinyağı ile yapılmış salata, bir çeşit yemek ile yenebilir.
2 hafta sonra sabahleyin 1 çorba kaşığı magnezyum sülfat (ingiliz tuzu)
suyla karıştırılarak içilir. Daha sonra 100 gr. limon suyu + 200 gr. portakal
suyu + 400 gr. greyfurt suyu + 1400 gr. su karıştırılır ve her saat başı birer
bardak içilir. Bu karışımdan akşama kadar istenilen miktarda içilebilir. Nor
mal olanı 2-3 litredir. 3 gün boyunca bu şekilde devam edilir.
Üç gün süresince eriyen kireçler ve zehirli maddeler şiddetli ishalle dışarı atılır. Burada ikinci defa karaciğer temizlemeye ihtiyacı olanlar üçüncü gün, akşam saat 19.00'dan itibaren karaciğer temizlemesi yapabilir. ("Karaciğer temizlemesi" bölümünün 3. gününe bakınız.)
3 gün sonra, meyve ve sebzeden başlayarak, normal beslenmeye geri
dönülür. Bu günlerde böbrek, mesane ve safra kesesinde toplanan kum ve
taşlar da dökülebilir. Bunu görmek için günlük idrarı bir cam kavanozda
toplamak, 2 gün bekletmek ve kontrol etmek gerekir.

Böbrek ve Mesanenin Temizlenmesi
Ağrı kesici, ateş düşürücü, aspirin ve diğer kimyasal ilaçları kullanmak, aşırı ve doğal olmayan yiyecekler yemek, karışık yemek, sık yemek, fazla peynir yemek ve süt içmek, taze mayalı ekmek, pişmiş ıspanak ve domates salçalı yemekleri sık yemek, yemekten sonra hazım tamamlanmadan meyve yemek,- durgun su, siyah çay, kahve ve hazır içecekleri içmek,- yemekten hemen sonra aşırı ve hızlı hareket etmek,- dar pantolon ve dar ayakkabı kullanmak, böbrek ve mesanede taş oluşmasına zemin hazırlayan alışkanlıklardır.
Böbrek ve mesanede taş oluşmasının sebepleri: Hazım bozuklukları, böbrek yapısındaki değişiklikler,- böbrek hastalıkları,- diyabet gibi metabolizma bozuklukları,- tümör veya kabızlık sebebiyle bağırsaklar, karaciğer, dalak, rahim ve yumurtalıklar gibi organların büyüyerek böbrekleri sıkıştırması.
Taşlan ve kumu çözerek idrarla atılmasını sağlayan ilaçlar: Böğürtlen kökü, defne kökünün kabuğu, defne meyvesi, maydanoz tohumu, turp tohumu, bilhassa kara turp tohumu, turp yapraklarının suyu, pelinotu, tarçın, enginar suyu ve kökü, havuç tohumu, kekik, kimyon, anason, misvak.
Taş oluşumunu önleyici, idrar arttırıcı ve kalıntıların idrarla atılmasına yardımcı olan ilaçlar: Temiz su, havuç suyu, kırmızı pancar suyu, ıspanak suyu, maydanoz suyu, kereviz ve yapraklarının suyu, limon ve greyfurt suyu, karpuz, karpuz çekirdeği, karpuz kabuğu, ısırganotu, kavun çekirdeği.
Burada pişirilmiş ıspanak ve durgun su taş oluşturucu, fakat çiğ ıspanak, ıspanak suyu ve temiz canlı su, taş eritici olarak gösterilmiştir.
Çiğ domates ve ıspanakta bulunan canlı oksalasit, aktif kireç eriticilerden biridir. Ancak domates ve ıspanağın pişirilmesiyle doğal yapısını kaybeden oksalasit, tam tersine, taş oluşturucu olur. Durgun su için "Su" bölümüne bakınız.
Böbrek ve mesaneyi temizlemeye hazırlık:
™ 3 çorba kaşığı öğütülmüş çörekotu 200 gr. bal ile karıştırılır, 3 baş dövülmüş sarımsak ile yoğrulur. Günde 3 defa 1 çorba kaşığı alınır.

(*J Bu ilacı içtikten sonra her defasında bir limon, kabuğuyla beraber yenir veya 1-3 limon suyunun 50-100 gr. suyla karışımı veya greyfurt suyu içilir. Buna 3-5 gün devam edilir.
Veya
& 100 gr. limon suyu + 100 gr. zeytinyağı + 3 baş dövülmüş sarımsak + 50 gr. sıkılmış maydonoz suyu karıştırılır ve sabah akşam bu karışımdan 50 gr. içilir.
v1 200 gr. tohumluk arpa 2 litre su içinde 3-4 saat ıslatıldıktan sonra aynı suyla 1,5 saat kısık ateşte kaynatılıp süzülür. 1 bardak arpa suyuna 1 tatlı kaşığı bal ekleyerek, günde 2-4 defa olmak üzere 3-5 gün boyunca içilir. Arpa yerine aynı şekilde tohumluk yulaf da kullanılabilir.
Bu 3-5 gün boyunca içecek olarak taze sıkılmış meyve, sebze suyu ve temiz su; yiyecek olarak ise çiğ yeşil salata ve meyvenin tercih edilmesi tavsiye edilir.
Böbrek ve mesanenin temizlenmesinde amaç, taşları parçalamak ve ufalamak, tıkanıklıkları ve kireci eriterek dışarı atmak, böbrekleri kuvvetlendirmek ve karaciğer temizlemesini tamamlamaktır.
Böbrek ve mesane temizlemesinde aşağıdaki 3 usûlden biri
uygulanabilir.
1. Usûl:
Mide ve bağırsakların tedavisi, karaciğer temizlemesi, kireç temizlemesi ile böbrek temizlemesine hazırlık işlemleri yapıldıktan sonra:
V Eşit miktarlarda defne meyvesi + yabani kekik + tane kimyon + gila-buru kabuğu + zencefil + tarçın öğütülür. 3 gün boyunca sabah, öğle ve akşam 2,5-3 gr. (1 çay kaşığı) olmak üzere ılık kekik çayı ile yutulur. Bu karışımda gilaburu kabuğu yerine anason kullanılabilir.
Bu 3 gün süresince yemek yerine meyve-sebze sulan içilir:
P 1 tane limon suyu yarım bardak ılık su ile karıştırılarak 4 defa içilir. Bu sayı taşların büyüklüğüne göre 7'ye kadar çıkarılabilir.
P Eşit miktarlarda havuç suyu + kırmızı pancar suyu + salatalık suyu + su karıştırılır ve günde 4 bardaktan 7 bardağa kadar içilir.

Toplam olarak günde 8-14 bardak alınması gereken yukarıdaki karışımlar şu şekilde tüketilir:
Önce 1 bardak limon suyu karışımı, acıkınca 1 bardak sebze suyu karışımı içilir. Limon suyu karışımından sonra 1 saat, sebze suyu karışımından sonra ise 2 saat ara vermek gerekir. 3 gün bu şekilde devam edilir. Bu süre içinde belirtildiği gibi hiçbir şey yenmez.
Not: Limon suyu içemeyenler onun yerine greyfurt suyu veya yukarıda anlatılan sebze suyu karışımını içerler.
Salatalık suyu yerine günde 2-3 defa maydanoz suyu + kereviz, hindiba veya ısırganotu suyu kullanmak daha etkilidir.
2. ÜSÜİ:
Sabah: 1. usulde anlatılan karışım aynı şekilde hazırlanır ve yutulur.
Acıkınca çekirdeğiyle ve kabuğuyla beraber sıkılan karpuz suyu istenildiği kadar içilebilir, içilecek miktar, normal olarak 2-3 litredir. Ya da 3 kilo karpuz çekirdekleriyle birlikte yenir ve günde 200 gr karpuz kabuğu suyu içilir.
Bu şekilde 3 gün devam edilir. Başka hiçbir şey yenmez.
3. Usûl:
1. usulde anlatılan karışım anlatıldığı gibi hazırlanır ve yutulur.
200 gr. kabuklu arpa veya yulaf 2 litre su ile 2-4 saat ıslatılır,- sonra 1,5-2 saat yavaş yavaş kaynatılır ve süzülerek günde 8-10 bardak içilir.
Ve yeşil yulaf bitkisi veya arpa samanı 20-30 dakika kaynatılarak (aşağıda anlatıldığı gibi) banyo için kullanılabilir. Aynı şekilde kekik de kullanılabilir. Taşları dökmeye yardımcı olur, sancıyı hafifletir.
Çok kuvvetli ilaçlar:
Büyük taşları, eski taşları ve diğer metodlarla erimeyen taşları eritmek için, böbrek ve mesane temizlemesinden sonra aşağıdaki kuvvetli ilaçları kullanmak ve yukarıda belirtilen meyve-sebze sularını içmek gerekir.
vğ Kuluçkadaki civciv yumurtadan yeni çıktığında yumurtanın kabukları alınır ve yıkamadan kurutulur. Sonra ince dövülür ve sabah akşam 1 çay kaşığı suyla yutulur.

Veya
$ 15 gr. karanfil + 30 gr. karpuz çekirdeği + 30 gr. nohut (en iyisi kara hint nohutu) fırında yakılır. Oluşan kül iyice ezilip karıştırılır ve sabah akşam birar kahve kaşığı yutulur. Arkasından 150 gr. semizotu suyu + 30 gr. kereviz yaprağı suyu + 50 gr. su karışımı veya yukarıda anlatılan sebze suyu karışımı içilir. Bu arada bol bol karpuz suyu içilir. Ayrıca 100 gr. kara turp suyu gün boyu yudumlanır. Üç gün bu şekilde devam edilir, hiçbir şey yenmez.
AkciÄŸerlerin temizlenmesi
Peynir, süt ve süt ürünlerini aşırı yiyenler (kan grubu "A" ve bilhassa "O" olanlar), bunları diğer yemeklerle karıştırarak yiyenler, bisküvi, cips ve benzeri hazır yiyecekleri sevenler, temizlikte klorlu ve asitli deterjan kullananlar, saçları mat ve seyrek olanlar ve herhangi bir akciğer hastalığı geçirenler, akciğer temizlemesi yapmalıdırlar.
Akciğer temizlemesine hazırlık
Akciğer temizlemesinden önce akciğerleri yumuşatıcı ilaçlardan bir veya birkaçı seçilir ve 7 gün süresince kullanılır.
Örneğin:
0 Kabuklu arpa, kabuklarıyla beraber 3-4 saat ıslatıldıktan sonra aynı suda 1-1,5 saat kaynatılarak süzülür. Ilıklaştıktan sonra 1 bardak arpa suyuna 1 tatlı kaşığı bal ekleyerek, günde 2-3 defa içilir.
$ 1 tatlı kaşığı çam terebentini bir kap sıcak su içine dökülür ve kaba eğilerek buharı nefes yoluyla çekilir. Veya bu karışım uykudan önce yatağa yakın ılık bir yere (kalorifer üzerine olabilir) koyulur. Her gün uygulanır.
Veya
0 Tane kimyon ve defne yaprağı ile haşlanmış yeşil mercimeğe kekik, biraz kırmızı pul biber veya karabiber eklenir ve bir süre beklettikten sonra süzülerek elde edilen su günde 2 defa içilir.

V Nohut büyüklüğündeki propolis eriyinceye kadar ağızda tutulur veya
propolise bal mumu ve bal eklenerek, sakız gibi çiğnenir.
Aşağıda anlatılan ilaçlardan bu şekilde kombinasyonlar yapılabilir:
V 1 çorba kaşığı hakiki bal ılık su veya yeşil çay ile eritilir ve aç karnına
içilir. Her sabah bal şurubu içenlerin akciğeri temiz ve kuvvetli olur.
("Bal" bölümüne bakınız.)
@ Kuru bakla öğütülür ve sabah-akşam 1 tatlı kaşığı bakla unu, ılık kekik çayı ile veya ılık su ile yutulur.
@ 1 -2 çorba kaşığı keten tohumu kavrulup öğütülerek her akşam aç karnına ılık su veya bal şurubu ile yutulur. Öğütülmüş keten tohumuna 3 diş dövülmüş sarımsak ve yeterli miktarda bal eklenirse, ilaç daha da kuvvetlendirilmiş olur.
V 12 tane tatlı badem, 3 tane acı badem, 3 gr. kavun çekirdeği, 10 gr.
balkabağı çekirdeği tek tek veya birlikte öğütülerek yutulur veya öğü
tülmeden yenir.
™ 3-9 tane tatlı ve 3 tane acı badem hergün ara vermeden aylarca yenir.
AkciÄŸerleri Temizleme
V Sabah: 1 çorba kaşığı kavrulmuş keten tohumu +12 tane tatlı badem +
3 tane acı badem + bir tatlı kaşığı ısırgan tohumu öğütülerek ikiye bö
lünür, ilk yarısı bal şurubu ile beraber sabah içilir. Diğer yarısı akşam
içilir. Bu ilacın balgam sökme özelliği vardır.
Bundan sonra öğleye kadar, her saat başında 1 tane limon sıkılarak yarım bardak ılığa yakın sıcak su ile karıştırılır ve içilir. Bu şekilde günde 3-4 tane limon tüketilir. Limon suyu içemeyenler 2-3 bardak greyfurt suyu içebilir.
P Öğleden sonra meyve veya salata yenir.
v 17:00-18:00 saatleri arasında yemek yenebilir.
™ Akşam uykudan önce tekrar yukarıdaki karışım içilir.
10 gün boyunca bu şekilde devam edilir.

Tedaviye paralel olarak 10-14 gün boyunca, 2 günde bir omuzlara, sırtın üst kısmına ve yanlarına kupa kapatılır. 10-12 tane 100 gramlık kupa kullanılabilir. Toplam olarak 5-7 defa kupa kapatılmış olacaktır. Bu işlem balgamın atılmasını kolaylaştırır ve çabuklaştırır. Bundan sonra 10 gün boyunca aşağıdaki karışımlara devam edilir:
ğ 1 çay kaşığı anason + 1 -2 çorba kaşığı keten tohumu + yarım veya 1 bardak kaynar su ile karıştırılır. Üzerine bez sarılarak 1,5-2 saat demlenmeye bırakılır. Her sabah taze olarak hazırlanır ve süzülmeden tohumu ile beraber içilir.
V 50 gr. soğan suyu, 1 çorba kaşığı bal ile karıştırılıp her akşam içilir.
Veya
vJ 1 kilo taze incir (taze incir yerine 250-300 gr. doÄŸal bir ÅŸekilde kuru
tulmuş incir su ile ıslatılır ve bir gece bekletilerek kullanılır) + 300 gr.
su + 1 bardak şeker karıştırılır, 10-15 dakika kısık ateşte kaynatılarak,
5-6 saat bekletilir. Sonra yarım kilo bal, 2 çorba kaşığı toz zencefil ek-
152 lenerek, 2-3 dakika kısık ateşte kaynatılır ve ateş kapatılır. Sonra saf-
ran eklenir ve soğutularak süzüldükten sonra elde edilen şurup, 50 gr. nane veya kekik çayı ile günde 1-2 defa içilir.
Safran hazırlama
V Safran ipçiklerinden bir tutam alınır, 100-150 gr. sıcak su ile karıştırı
lır, bir gün bekletildikten sonra süzülür ve kullanılır. Safran, balgam
dan temizlenmiÅŸ akciÄŸerleri kuvvetlendirir.
Bu şekilde, balgam tamamen bitene kadar, seçilen ilaçlara devam edilir. Bu tedavi sırasında balgam ve öksürük çoğalacaktır, bundan endişe edilmemelidir. Çünkü balgam sadece öksürükle atılır. Akciğerler de sadece öksürükle temizlenir.
BalÇam söktüren, akciğerleri temizleyen ve kuvvetlendiren
çok kuvvetli ilaçlar (r 10 gr. yabani kekik öğütülür. 10 gr. mürri safi havanda iyice dövülür. İkisi elekten geçirilir ve yeterli miktarda bal ile yoğrulur. Her gün sa-bah-akşam 1 çay kaşığı alınır ve üzerine ısırganotu çayı içilir.
Veya
ty 5 gr. mürri safi + 5 gr. biber, (kan grubu "O" ve "B" olanlar kırmızı pul biber, kan grubu "A" olanlar karabiber, "AB" olanlar bibersiz) + 20 gr.

hardal + 40 gr. ısırgan tohumu öğütülür. Sabah akşam 1 tatlı kaşığı bu ilaçtan alınır ve bal şurubu ile içilir.
Veya
@ 2 çorba kaşığı ısırganotu tohumu, 1 çorba kaşığı hardal tohumu ile öğütülür ve 200 gr. balla karıştırılır. 2 çorba kaşığı yeni sıkılmış ve süzülmüş acı kavun suyu veya 4 çorba kaşığı acı kavun yapraklarının suyu bal ve tohum karışımına eklenip iyice karıştırılır ve sabah akşam aç karnına 1 tatlı kaşığı alınır. Ek olarak kullanılan balgam söktürücüler
( Enfiye buruna çekilir ve hapşırılır. Hapşırmanın kuvvetiyle akciğerdeki balgam sökülür.
@ Hurma, ayva, kara turp, nar çekirdekleri yemek, yemeklerde kimyon kullanmak, mersin suyu ve karanfil çayı içmek, günde bir avuç fındığı bal ile yemek de balgamı söktürür.
Nuh (a.s.) verem hastalığına yakalandığı zaman, Cenab-ı Hak tarafından beyaz üzüm yemesi vahyolundu, o da yiyerek şifa buldu, denilmiştir, jgg Kan grubu "A", "B" ve "AB" olanlar için beyaz üzüm ne kadar şifalı ise, kan grubu "O" olanlar için siyah üzüm o kadar şifalıdır.
Kan ve Damarların Temizlenmesi
Yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, karaciğer hastalıkları, yüksek kolesterol gibi rahatsızlıkları olanların ve 40 yaş üzerindekilerin kan ve damarlarını temizlemesi gerekir.
3 hafta boyunca her gün sabahtan ikindiye kadar:
V Kiraz mevsiminde kiraz, vişne mevsiminde vişne, elma mevsiminde kabuğuyla ve çekirdekleriyle elma veya elma suyu, nar mevsiminde çe-kirdekleriyle birlikte nar yenir ya da suyu içilir.
Bununla birlikte:
$ İkindide yemek yenebilir.
vğ Akşam ise aşağıdaki "Kan temizleyici, damarları açıcı ve kolesterol düşürücü ilaçlar'dan biri içilir.
v Her haftanın 2 günü, sadece mevsimin meyve veya meyve suyu ile geçirilir.

V Kışın, kırmızı pancar suyu içmek ve soğanlı ilaç veya sarımsaklı zey
tinyağı kullanmak gerekir.
Kan temizleyici, damarları açıcı ve kolesterol düşürücü ilaçlar: Ballı sarımsaklı ilaç:
10 tane limonun suyu + tahta havanda dövülmüş 10 baş sarmısak + 1 kilo bal karıştırılarak cam kavanoza konur. Ağzı 3 kat pamuklu bezle kapatılır ve karanlık bir yerde 7 gün bekletilir. 7 gün sonra kavanozun kapağı kapatılarak buzdolabına konur. Uzun süre dayanır, hatta ne kadar uzun bek-letilse o kadar kuvvetlenir.
Hazırlanan karışımdan günde bir defa olmak üzere 4 çay kaşığı yutulur. Her defasında ağza en fazla 1 çay kaşığı alınır. Hemen yutmadan, ilacın ağızda dağılmasını sağlayacak şekilde dolandıra dolandıra eritmek gerekir. İlacın bu şekilde tüketilmesi önemlidir, çünkü ilacın midede değil, ağızda, kılcal damarlara emdirilmesi önemlidir, ilaç bitene kadar hergün belirli bir saatte aç karnına içilir. Bu mükemmel ilacın bu şekilde tüketilmesi kalp ve beyin damarlarını temizleyerek açar, kanı temizler. Ancak birden içerek tü-ketilirse, karaciğer hastalıklarına, mide ve onikiparmak bağırsağı ülserine, midedeki H. Pylori enfeksiyonuna son verir.
Bu ilaç, sağlıklı olanların hastalanmaması için, hasta olanların ise iyileşmesi için senede bir defa kullanılır. Ayrıca 40 yaşın üzerindekiler bu ilacı her türlü rahatsızlıkta kullanabilirler.
Soğanlı ilaç
V Soğan suyu sıkılır. 1 bardak soğan suyu + 1 bardak bal karıştırılır, bu
karışımdan 30-50 gr.'ı günde 2 defa aç karnına sarımsaklı zeytinyağı ile
dönüşümlü olarak içilir.
Sarımsaklı zeytinyağlı
$ 1 bardak rafine edilmemiş zeytinyağı + 1 baş dövülmüş sarımsak karıştırılır ve 1 gün buzdolabında bekletilerek süzülür. Günde 1 defa, sabah veya akşam, 30 gr. sarımsaklı zeytinyağı + 30 gr. limon suyu karıştırılarak içilir. Yemek ve salata üzerine de her zaman kullanılabilir.
Sırayla kullanılacak bu ilaçlar kalp ve diğer organlardaki spazmı çözücü, nefes darlığı çekenler için en iyi damar temizleyici ilaçlardır. Beyin, kalp damarlarını ve diğer tüm damarları genişletir, nefes alıp vermeyi rahat-

latır. 40 yaşından sonra herkes bu ilaçlara ihtiyaç hisseder, her yıl 1 -2 ay boyunca mutlaka kullanılmalıdır.
Unutmayalım: Günde 50 gramdan fazla zeytinyağı tüketmemek gerekir.
Biberiye, zencefil, sarımsak, soğan, kırmızı pancar, limon, greyfurt, yeşil çay, ısırganotu, maydonoz, kuşburnu, ev yapımı sirke, elma ve nar kanı ve damarları temizleyici özelliktedir.
Biberiydi sirke
P 3 çorba kaşığı biberiye kabaca öğütülür veya dövülür, 500 gr. evde yapılmış elma sirkesi ile karıştırılır ve kapağı kapatılarak 7 gün bekletilir. 14 gün boyunca hergün bu sirkenin 30 gramı su ile karıştırılarak günde 1-2 defa aç karnına içilir.
Hacamat
155
Bir kimse ayın onyedi, ondokuz ve yirmibirinde hacamat olursa
her dertten ÅŸifa bulur.
Hadis-i Åžerif
Sıcağın şiddeti üzerine hacamatla istiane ediniz. Zira kan yoğunlaşır da adamı hasta eder, hatta öldürür.
Hadis-i Åžerif
Herhangi bir hastalıktan dolayı veya sağlıklı kalmak maksadıyla belli bölgelerden kan alma işlemine hacamat denir.
Doğum yapan ve düzenli bir şekilde adet gören sağlıklı kadınların hacamata ihtiyacı yoktur. Eskiden, sürekli savaşmak ve avlanmak durumunda olan sağlıklı erkekler de hacamata muhtaç değildi. Çünkü çoğu zaman savaşlarda kan kaybeder ve sık sık aç kalırlardı. Bugün de, çok oruç tutan, az yiyen ve yeterli miktarda çiğ meyve ve sebze tüketen sağlıklı erkeklerin hacamata ihtiyacı yoktur.

Fakat zamanımızın kadın ve erkeklerinin çoğunluğu tatlı, tuzlu, bol yağlı ve katkılı hazır yemekleri karıştırarak, üstelik günde 3-4 öğün yedikleri için hacamata büyük ihtiyaç duyarlar.
Hacamatın faydalarını Peygamber Efendimiz (s.a.v.) o kadar geniş anlatmıştır ki, ona eklenecek hiçbir şey yoktur. Bu konudaki hadislerin bir kısmı şunlardır:
"Cennette bana, "Ya Muhammed (s.a.v. )i Ümmetine kan aldırmalarını emret. Kan aldırmada sizin için şifa vardır" demeyen meleğe rastlamadım.
Hacamat, bütün hastalıklara şifadır.
Tedavi olduğunuz şeylerin en hayırlısı hacamattır.
Kim hacamat yaptırırsa, herhangi bir tedavi görmemesinden, ona bir şey zarar vermez.
Boyundan ve kürek kemiği civarından hacamat olun.
Baştan hacamat (ona Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Can kurtaran" derdi) olmak, yedi derde şifadır: Cinnet, baş ağrısı, cüzzam, baras, uyuklama, diş ağrısı, baş dönmesi.
Aman hacamat olun! Cebrail aleyhisselam hacamatı o kadar tavsiye etti ki, mutlaka lüzumlu olduğunu düşündüm.
Aç karna hacamat aklı ve hafızayı ziyade eder. Tok karna hacamat olmak derttir.
Ayın (hicrî) 17, 19, 21. günlerinde, Perşembe, Pazartesi ve Salı, oruçlu İseniz de, hacamat olun. Cuma, Cumartesi, Pazar, Çarşamba günlerinden sakının. Kafa çukurundan hacamat unutkanlık getirir. Bundan sakının. Kim kan aldırırken Ayetel Kürsi'yi okursa, kan aldırmaktan fayda görür."
Aç karnına hacamat daha iyidir. Bunda şifa ve bereket vardır. Aklı ve hafızayı ziyade eder.
Perşembe günü Allah'ın bereketi üzerine hacamat olun. Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri hacamattan sakının. Pazartesi ve Salı hacamat olun. Çünkü bu günler Cenab-ı Hakk'ın Eyyub (a.s.)'a beladan afiyet verdiği günlerdir. Çarşamba'dan da sakının. Zira Eyyab'un hastalığı bugün geldi. Cüzzam ve baras hastalığı Çarşamba günü veya gecesi meydana çıkar."
Hacamat olmayanlar burun kanamasından, basur kanamasından, kadınlar ise aşırı adet kanamasından korkmamalıdır. Bunlar doğal hacamattır ve

kanı durdurmamak gerekir,- bilhassa yüksek tansiyon sebebiyle başlayan burun kanamasını durdurmak doğru değildir. Eski hekimler, bu gibi durumlarda, bayılma belirtisi görene kadar hiçbir müdahalede bulunmamışlardır. Kalp atışları ve kan dolaşımı yavaşladığı için, bayılmayla birlikte her tür kanama kendiliğinden durur.
Bugün hazır gıda tüketen çocuklar arasında burun kanaması sık görülüyor. Bu kanamalar, suni yemekler, az oruç tutmak, bağırsakların bozulması sebebiyle kandaki zararlı maddelerin artmasından muzdarip olan vücudun, kendini savunma yollarından biridir.
Vücut temiz kanı asla dışarı atmaz. Kanamayla atılan kan muhakkak zehir içeren kirli kandır. Genelde bu tür kanamalar hicrî ayın 13., 14., 15. (dolunay) günlerinde veya 29., 30., 1. (yeniay) günlerinde olur. Bu günlerde ayın tesiri ile dünya yüzeyi temizlenir: Yağmur yağar, şiddetli rüzgarlar hasta ve yaşlı ağaçları devirir, tıpkı insan vücudunun atıkları attığı gibi denizler çöpleri sahile atar. Bu günlerde hastalıklar şiddetlenir, kronik kanamalar çoğalır, kadınlar adet görür, vs...
Vücut, kronik olan rahim kanaması, basur ve burun kanamalarıyla kandaki zehir, fazlalık ve zararlı maddelerden kendini temizler, kan fazlalığından kurtulur. Bu kanamaları durdurmaya çalışmak sağlığa zarar verir. Kanamayla atılmayan fazlalıklar ve zehirli maddeler vücutta toplanır ve menenjit, orta kulak ve iç kulak iltihaplanması gibi iltihaplı hastalıklara, anjin, eklem ve kas romatizması, iltihaplı böbrek hastalıkları, paraproktit ve kalp hastalıkları,- hatta verem, sedef, vitiligo, kanser ve cüzzama sebep olabilir. Her ay 100-150 gr. hatta özel durumlarda 250-300 gr. kan kaybı zararlı değil, faydalıdır.
Hacamat, tıkanıklık ve en fazla zararlı maddenin toplandığı belli bölgelerdeki ince damar ve kılcal damarlardan kan alınmasıdır. Büyük damarlardan kan aldırmak da faydalıdır. Mesela, sağ dirseğin toplar damarından kan alınırsa, karaciğer, sol dirseğin toplar damarından alınırsa, dalak hastalıklarına çok iyi gelir. Ancak hastaya kan nakli veya kan bağışı, sanıldığı gibi tehlikesiz değildir. Süt kardeşliği kavramının ne kadar büyük önem taşıdığını hatırlayın. Bebeği emziren kadın, anne hükmünde, onun çocukları da kardeş hükmündedir. Yani kan bağında olduğu gibi süt kardeşleri arasında da mahremlik doğar, birbirlerine nikah düşmez. Aynı şekilde birbirinden kan alanların kan kardeşliği durumu da aynıdır, belki daha da önemlidir.

Burada unutulmaması gereken bir nokta da kanın haram olduğu ve hiçbir şekilde kullanmamak gerektiğidir. (Bakara 173, Maide 3, Enam 145)
Bir kimse haram kana dilinin ucu ile ortak olmuş olsa, kıyamet günü alnında "Bu adamın Allah'ın rahmetinden ümidi yoktur" diye yazılı olduğu halde gelir. İbn-i Abbas (r.a.)'dan Ramuz el Ehadis.
Peygamberimiz (s.a.v.) kan aldırdığı zaman, çıkan kanın toprağa gömülmesini emrederdi.
Burun, rahim ve basur kanaması, gibi kronik kanamalardan ve kansızlıktan kurtulmak isteyen, bağırsak tedavisi yapmalıdır. Ispanak, semizotu, kırmızı pancar, yeşillik, özellikle dereotu, hindiba, maydanoz, kereviz yaprağı, turp yaprağı gibi çiğ sebzeler, havuç suyu, kırmızı pancar suyu ve karpuz tüketmeye ağırlık vermelidir. Hazır gıdaları, zararlı yiyecek ve içecekleri tüketmeyi bırakmalıdır. Hazmı düzeltmeli, karaciğer temizlemesi yapmalı, orucu çoğaltmalı ve hacamat yaptırmalıdır. Kansızlığı ve kanamayı kan nakli veya fazla yemek değil, 3 günlük açlıklar, yeşil yapraklı sebzeler ve hacamat düzeltir. Hacamatın Faydaları
Hacamatla, kılcal damarlardaki tıkanıklıklar açılır. Kandaki ve dokulardaki gaz ve toksinlerin hacamatla atılması, hacamat yapılan bölgeye bağlı damarlardaki kan akımını canlandırır. Hacamat, dokuların beslenmesi ve oksijenlenmesini arttırır, sertlikleri ve ödemleri çözer.
Hacamat kan üretimiyle görevli organları (kemik iliği, karaciğer, dalak) uyarır, bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, vücuda direnç kazandırır, ağrıları giderir, hastalıkları önler.
Kansızlık, bel tutulması, eklem ağrıları, baş ağrıları, bel, boyun fıtığına ve kireçlenmesine bağlı ağrılar, dalak, karaciğer hastalıkları, enfeksiyonlar, sinirsel, psikolojik ve her tür hastalığın tedavisinde, iç kanamayı durdurmada büyük yardımcıdır.
Maalesef, ülkemizde hacamat, kupa çekme, ebelik ve sülük tedavisi yıllarca horlanmış, aşağılanmış, yasaklanmış,- sonunda bu meslekler yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Çok şükür, Amerika ve Avrupa'da bu sanatlar üzerine araştırmalar yapılmaktadır ve bu uygulamalar, "modern tıbbın yeni uygulamaları" olarak anavatanına geri dönmek üzeredir. İnşaallah, yabancı markalar altında sunulan kendi değerlerimize, hiç olmazsa bu yolla kavuşacağız.

Hacamatı yasaklamanın yüzeysel sebeplerinden biri "bulaşıcı hastalıkların çoğalması" korkusudur. Halbuki bu metod kusursuz ve mükemmel bir metoddur. Hastalığın bulaşmasına da imkan yoktur, çünkü kan dışarı sızarken, bulaşıcı mikroplar hiçbir şekilde içeri giremez. Neşter veya kavanozda bulaşıcı veya zehirleyici madde olsa ve vücuda girmeye çalışsa bile, kan onu dışarı atar. Hacamat bittikten sonra kesiklere dokunmadan, kanın durmasını ve kurumasını beklemek gerekir. Kanı silmeye, kesiklere antiseptik kullanmaya, merhem sürmeye veya bantlamaya gerek yoktur. Çünkü taze kesikler için kandan daha iyi yara temizleyici, kapatıcı, enfeksiyondan koruyucu ve iyileştirici bir şey yoktur. Kesikler üzerinde kandan oluşmuş kabukları kurcalayarak, enfeksiyona yol açmamak gerekir.
Hacamatın Zamanı
Acil durumlarda hacamat her Pazar, Pazartesi, Salı ve Perşembe günleri yapılabilir. Fakat hacamat için en uygun zaman dilimi hicrî ayların 17., 19., 21., 23. günleri ile Pazartesi ve Perşembe günleridir. Çünkü bu dönemde vücuttaki tüm hayati kuvvetler harekete geçtiği gibi, tüm zararlı maddeler de baş kaldırır. Saat olarak en iyi zaman ise güneşin doğuşundan sonraki 2. ve 3. saatlerdir. Hacamat aç karnına yapılır.
Hacamat Yapılan Bölgeler
• Kafa arkası (can kurtaran): Ruh hastalıklarına, psikolojik problemlere, kulak ağrısı ve çınlamasına, baş ağrısına ve dönmesine, yara, egzama, uçuk, sedef ve saç dökülmesine, göz ve göz kapakları, ağız, diş, diş etleri ve burun hastalıklarına iyi gelir. Yeni başlayan katarakt için çok faydalı, fakat eski katarakt için zararlıdır.
• Ense çukurunun altı (boyun): Göz ve göz kapağı hastalıklarına (arpacık, göz kapağı ağrıları ve ödemi), ağız kokusuna, diş ve diş eti hastalıklarına, tiroid ve lenf bezi hastalıklarına,-
• Kulak altı ve biraz arkası: Kulak, burun, boğaz ve göz hastalıklarına, ön
dişler ve köpek dişlerine, baş ağrılarına, karaciğer ve safra kesesi sancılarına, baş titremesine,-
• Omuzlar: Akciğer hastalıkları ve yüksek tansiyon, baş ağrısı ve baş
dönmesi, kepek, saç dökülmesi, boyun kireçlenmesi ve fıtığı, kol-
omuz ağrıları, hormon dengesizliğine,-

• Kürek kemikleri arası (tam ortaya değil, biraz yukarı): Akciğerler, kalp, pankreas ve safra kesesi hastalıklarına,-
• Kürek kemikleri altı: Bel ağrısına ve bel fıtığına, karın ağrısına, mide ve karaciğer hastalıklarına,-
• Bel: İdrar tutamama, bel ağrısı ve fıtık, böbrek ve kadın-erkek hastalıklarına,-
• Kuyruk sokumu: Prostat ve fil hastalığına, basura, adet düzensizliğine çok iyi gelir.
• Dizlerin üstü ve altı, iç ve dış kısımları: Diz ağrısı ve diz hastalıklarına, adet düzensizliğine, basur, varis, baldır ve ayak yaralarına, mide, karaciğer, safra kesesi ve böbrek rahatsızlıklarına,-
• Baldırlar (arka kısmı): Yüksek tansiyon, sedef, fil, idrar yolları ve böbrek hastalıklarına, baş ağrısına, baldır ve ayak ağrılarına ve buralardaki
yaralara,-160
• Ayak bileği dış kısmi: Siyatik ağrılarına, varis, gut ve fil hastalıklarına,-
• Ayak bileği iç kısmi: Adet düzensizliği ve basura çok iyi gelir.
Uyan: En iyi hacamat hastalanmadan önce yapılan hacamattır.
Akut hastalıklarda ise ya hastalığın başlangıcında veya şiddeti azalmaya ve ateş inmeye başladığı zaman hacamat yapılır. Kronik hazımsızlıktan şikayetçi olanlar önce hazmı düzeltir, sonra hacamat yaptırırlar.
Kişi ilk defa hacamat yaptıracaksa, banyodan hemen sonra yapılmaz, iki saat beklemek gerekir. Fakat kanı koyu ve yapışkan olanlara hacamat, banyodan hemen sonra yapılır.
İki çukurdan yani ense çukuru ve bıngıldaktan (kafa tepesi çukuru), hacamat yapılmaz. Yapılırsa, unutkanlığa hatta deliliğe sebep olabilir.
Kafa arkasından, ense çukurunun altından (boyun), kulak arkası bölgelerden sık hacamat yapılmaz. Görmenin zayıflamasına sebep olabilir. Bu durumda hacamat ilk 2-3 defa 1 hafta ara ile, sonra ayda bir yapılabilir.
• Eskiden oluşmuş katarakta ve göz ameliyatından sonra kafa arkasına, ense çukurunun altına ve kulak arkasına hacamat yapılmaz.

• Organ nakli geçirenlere, diyaliz ve hemofili hastalarına hacamat yapılmaz.
• Karnı tok ve abdestsiz olanlara hacamat yapılmaz.
• Hacamat, yanık, egzama, varis yarası ve diğer yaraların, benlerin, vi-tiligonun üzerine yapılmaz.
• Dinç ve kuvvetli olanlar hariç, 60 yaşın üzerinde olup da hayatında hiç hacamat yaptırmamış olanlara hacamat yapılmaz.
• Adetli kadınlara da hacamat yapılmaz. Sebebi: 1) Abdestsiz olduğu için 2) Hacamat adet kanamasını durdurur,- kanamayla atılamayan kan, rahimde tıkanıklıklar oluşturabilir.
Hamile kadınların ve 12 aylık olana kadar çocukların, özel durumlar dı
şında hacamat yaptırmaya ihtiyacı yoktur. Onlara sadece özel durumlarda
hacamat yapılır. Örneğin: suni sancı ve sezaryenle doğan çocuklara, beyin
yapısında ve fonksiyonunda bozukluk olan çocuklara, körlük ve şaşılık du
rumu olan çocuklara,- sezaryen veya herhangi bir ameliyat geçirmiş hamile
kadınlara. 161
Aslında, eskiden yeni doğan bebeğe kuyruk sokumdan hacamat yapılırdı. Hacamatla, doğumda oluşabilen beyin ödemlerini omurganın sıvı dolaşımına çekerek, beynin çalışmasına rahatlık sağlanırdı. Belki bu sebepten eski çocuklar, bugünkü çocuklara nazaran daha rahat uyurdu, uslu, saygılı ve akıllı olurlardı.
Hacamat bittikten sonra kesiklere dokunmamak ve kanı silmemek gerekir. Ancak kan durduktan ve kesikler üzerinde kabuklar oluştuktan sonra yaraları kuru gazlı bezle bantlamak mümkündür. Ayrıca, kesikler üzerinde oluşan kabuklar silinmez ve enfeksiyona yol açmamak için hacamattan sonra 24 saat duş ve banyo yapılmaz.
Hacamattan sonra 1-2 saat yemek yenmez ve uyunmaz.
Hacamat anında boş konuşulmaz, televizyona bakılmaz, şarkı dinlenmez.
Bu yasakların bazıları hacamat olanı, bazıları da hacamat yapanı korur ki hepsi de ciddi, önemli yasaklardır.
Hacamatın bazı sırları vardır ki herkese anlatılmaz. Bu sebepten hacamat sanatını işin ehlinden öğrenmek gerekir.

Çekme Küçük Hacamat
Kavanoz kapatma, bardak kapatma, şişe çekme
Hemen hemen hiç yan etkisi olmayan, hata riski taşımayan, kolay uygulanan, masrafsız, çabuk ve uzun süreli etki eden, binlerce yıldır kullanılan kupa çekme işlemini her isteyen uygulayabilir. Faydası ve yapılış şekli ile hacamata benzediği için, kupa çekmenin ikinci ismi "küçük hacamat"tır.
Yasaklanmış iki çukur, bıngıldak ve ense çukuru hariç, her yere kupa kapatılabilir.
Kupa çekmek için en uy£un yerler:
• Omuza, sırtın orta kısmına ve yanlara kapatılan kupalar (son kaburga kemiğine kadaromurganın iki tarafı) akciğer, karaciğer, safra kesesi, pankreas, mide hastalıkları ve ağrılarına, yüksek tansiyon, omurga kireçlenmesi ve boyun fıtığına çok iyi gelir.
• Sırtın alt kısmına (son kaburga kemiğinden başlayarak kuyruk sokumuna kadar omurganın iki tarafı) kapatılan kupa bel ağrısı, yüksek tansiyon, böbrekler, kadın-erkek hastalıklarına iyi gelir.
• Şakakların alt kısmına (kulaklar önüne) kapatılan kupa göz, burun, dudak, yanak, kulak, boğaz, boyun, diş ve diş eti hastalıklarına iyi gelir, beyni temizler, yüz cildini güzelleştirir.
• Kulak altı ve biraz arkasına kapatılan kupa kulak, burun, göz hastalıklarına, ön dişlere ve köpek dişlerine, baş ağrısına, karaciğer ve safra kesesi sancılarına, baş titremesine iyi gelir.
• Çene altına kapatılan kupa baş ve yüz organlarının hastalıklarına (çene, göz, burun, kulak, dudak, diş, diş etleri ve yanaklar), boyun organlarının hastalıklarına (ses telleri, tiroid bezi ve lenf bezi hastalıkları, boyun fıtığı, bademciklerin şişmesi) ve yüz güzelliğine iyi gelir.
a Göğüs üstü, altı ve göğüs uçlarına kapatılan kupalar meme tıkanıklarını dağıtır, anne sütünü çoğaltır.
• Makat ile cinsel organ arasına kapatılan kupa prostat hastalıklarına, ba-
sur ve fil hastalığına, adet düzensizliğine iyi gelir.

• Makata kapatılan kupa kafadan ve tüm vücuttan kanı aşağı çeker. Tüm organlara ve vücuda rahatlık verir. Bilhassa bağırsaklara, prostat hastalıklarına ve adet düzensizliklerine iyi gelir.
• Uylukların iç kısımlarına kapatılan kupalar kalça ve topuk ağrılarına, basur, karın ve kasık fıtığına, gut hastalığına iyi gelir.
• Uylukların ön kısmına kapatılan kupa erbezi ödemi, kalça ve baldır yaralarına iyi gelir.
• Uylukların arka kısmına kapatılan kupa yüksek tansiyonu indirir, baş ağrısını dindirir, uyluklardaki yara ve ağrıları giderir.
• Topuklara kapatılan kupa adet düzensizliklerine, siyatik ağrılarına, gut
hastalığına iyi gelir.
• Göbeğin üst kısmına kapatılan kupa yağları dağıtır, cildi güzelleştirir, kabızlığa, fıtığa, mide ve karın ağrısına iyi gelir.
• Göbek çukuruna yarım litrelik kavanoz kapatılırsa, bu karın ağrısını ve 1(33 adet ağrılarını giderir.
• Göbeğin alt kısmına kapatılan kupalar böbrekten idrar yoluna inen taşı mesaneye indirir, yumurtalıklar ve tüplerdeki tıkanıkları açar ve göbeğin üst kısmına kapatılan kupaların sağladığı faydayı sağlar.
• Kupa çekmek için 100 gr., 150 gr., 200 gr., 250 gr. veya 500 gramlık kupalar veya normal mutfak kavanozu, pamuk ve uzun çakmak kullanılır.
Kupanın dibine küçük, ama dip kısmı ince bir tabaka halinde kapatmasına yetecek pamuk parçası yerleştirilir ve çakmakla yakılıp hızlı bir şekilde belirtilen bölgeye yapıştırılır ve duruma göre 10-20 dakika (bazen 1-2 saate kadar) bekletilir. Sonra, kupa ağzına en yakın olan deriye parmakla bastırılıp, kupanın hava alması sağlanarak kupa alınır ve yerine hafifçe masaj yapılır.
Çocuklar, zayıflar ve yaşlılar için 100 gramlık kupalar kullanılır. İlk defa yapıldığında kupalar sadece 3-5 dakika bekletilir. Bekletme süresi daha sonra 15 dakikaya kadar uzatılabilir. Alıştıktan sonra, yaşlılara daha büyük, 150-200 gramlık kupalar kullanılabilir.

Yüz ve çene altı için de 100 gramlık kupalar alıştıra alıştıra uygulanır. Yüz ve çene altına ilk defa kapatılan kupaları bekletme süresi 1 dakikadan başlanarak 10 dakikaya kadar uzatılabilir.
Kupalar iki günde bir veya üç günde bir olmak üzere aynı bölgeye 5-7 defa kapatılabilir. Sonra farklı bir bölgeye geçilir, ihtiyaca göre 1-3 ay sonra aynı bölgeye tekrar uygulanır. Sırayla, bölge bölge tüm vücuda kapatılan kupaların hiçbir yan etkisi ve zararı yoktur.
Kupaların izi sağlıklı insanlarda düzgün, kırmızıya çalan pembe bir renk alır ve kısa zamanda dağılır. Kupa izi düzgün morluklar şeklinde olursa, kandaki toksik madde fazlalığını, düzgün olmayan benekli morluklar ise, ince damarlarda yeni oluşmuş tıkanıklıklar olduğunu gösterir.
Kapatılan kupalar hiçbir iz bırakmazsa, bölgede kan dolaşımının zor durumda olduğu anlaşılır. Yani eski, katı, yağlı veya balgamlı tıkanıklıklarla damarlar kapanmış ve bölgeye bağlı olan organlar besin ve oksijen yetmezli-ğiyle karşı karşıya kalmış demektir. Bu katı tıkanıklıkları hareketlendirmek ve çıkartabilmek için sık banyo yapmak, vücudu keselemek, banyodan son-164 ra çörekotu yağı veya terebentin yağı ile karışık zeytinyağı, veya sirke ya da acı kavun suyu ("ilaçlar" bölümüne bakınız.) ile vücuda masaj yapmak, kaplıcaya gitmek gerekir. Ancak bunları yaptıktan sonra, büyük yani güçlü kupalar kapatılır ve hacamat yapılır. Akut hastalıklarda yalnızca hastalığın şiddeti azalmaya ve ateş inmeye başladığı zaman kupa kapatılabilir.
Her zaman kupa kapatılabilir, ancak bu işlem için en etkili zaman "Hacamat zamanı" bölümünde anlatılan zamandır.
Uyan: Yüze ve boyna sık kapatılan kuvvetli kupalar görme zayıflığına sebep olabilir.
Ateş ile kupa kapatma işleminin tek tehlikesi hastanın yanan pamuk ile yanmasıdır. Aslında kupa içinde oluşan yanığın hiç zararı yoktur, tam tersine faydası vardır, iyileşme daha derin ve daha etkili olur. Eski tabipler omurga ve eklem hastalıkları için yakarak kupa kapatırlardı.
Kupa çekme işleminde iki usûl vardır:
• 1. Usûl (etkisi daha kuvvetli olan): Ateş kullanarak kupa çekmek.
A) Ateş kullanarak yanıksız kupa kapatmak.
B) AteÅŸ kullanarak yakarak kupa kapatmak. DaÄŸlama yapar gibi.
• 2. Usûl: Vakum aleti kullanarak kupa kapatmak.

Sülük Tedavisi
İlaçların hayırlısı burna çekilen ve ağızdan alınan ilaçlar, müshil, kan aldırmak ve sülük vurdurmaktır"
Hadis-i Åžerif
Nehir, göl ve ırmaklarda yaşayan, Allah tarafından insan ve hayvanların toplar damarlarını temizlemek için görevlendirilen sülükler, eski çağlardan beri tedavi için kullanılır. Sülükler, insan ve hayvanları ısırarak, toplar damarlarda oluşan tıkanıklıkları eriten, birikmiş kanı sulandıran ve dağıtan 105 farklı enzim salgılarlar. Sonra da derin tabakalardan, vücudun en kirli kanını emerler.
Sülükler eski yaralarda, egzama, uyuz, sedef, vitiligo, mantar, yılancık gibi her türlü cilt hastalığında kullanılır. Ameliyat sonrası yara izlerine, çürüklere, morluklara ve çillere de konabilir.
Varis ve basur gibi, damarlardaki tıkanıklık ve dolaşım bozukluğundan kaynaklanan her durumda,- tiroid, hipofiz, yumurtalık, erbezi, prostat,- rahim, kalp, karaciğer, dalak, akciğer, göz ve kulak hastalıklarının,- MS, alz-heimer, parkinson,- fıtık, ateşli şişlikler, çıban, kangren gibi hastalıkların tedavisinde kullanılır. Yüz, kafa, boyun, sırt, bel, makat, rahim ağzı, kuyruk sokumuna ve her azaya uygulanabilir.
Göz travması sonrası göz tansiyonu, göz damarlarının kanaması, gözyaşı kanalı tıkanması, arpacık, katarakt başlangıcı için göze yakın bölgelere, örneğin gözün dış veya iç köşesine, alt veya üst kapakçığına, çene altı ve şakaklara,-
Beyinde damar tıkanıklığı ve dolaşım bozukluğu, Sara, MS, Alzheimer, Parkinson ve üst diş eti hastalıkları için üst diş etlerine, kafa arkasına, kafanın iki yanına, kulaklar arkasına, boyna ve çene altına,-
Sara hastalığı, ağız ve dil yaralan için ağız içine, dil altına ve dile,
Rahim, yumurtalık, testis ve prostat hastalıklarında alt diş etlerine, ka-

sıklara, makata, makat ile cinsel organ arasına, erbezine, hatta rahim ağzına,-
Karaciğer ve dalak hastalıklarında kürek kemikleri arasına, kürek kemikleri altına, göğüs altına, makata ve ayaklara sülük konur.
Bel ve boyun fıtığında fıtık yerine sülükler konur.
Sülükler düştükten sonra sülüklerin tuttuğu her noktaya birkaç defa kupa kapatılıp akıntı iyice vakumlanır.
Tiroid bezi hastalıklarında tiroid üzerine sülük konur. Sülükler düştükten sonra sülüklerin tuttuğu her noktaya birkaç defa kupa kapatılıp akıntılar iyice vakumlanır, nodul varsa, çıkarmaya çalışılır.
Sülük kullanımı için en iyi mevsim ilkbahar, ikincisi sonbahardır.
En iyi sülükler rengi mor, kahverengi, toprak rengi, ince, fare kuyruğuna benzeyen ve başı küçük olanlardır. Bunlar ise suyu temiz, yeşil yosun ile kaplı ve kurbağası bol olan göllerden toplanan veya havuzda yetiştirilen sü-166 lüklerdir. Yeşil, mavi, siyah, kıllı, büyük başlı, karnı kırmızı ve sırtı yeşil olan,- kokuşmuş, kurbağa yaşamayan sularda veya hızlı akan suda yaşayan sülükleri kullanmamak gerekir. Bu tip sülüklerin kullanımı aşırı kanamaya, yaralara ve şişmeye sebep olabilir.
Sülükler göllerden toplanacaksa, kullanımdan 1-2 gün önce toplanır, kuyruğundan baş aşağı tutarak kusturulur, sonra suya batırılarak yıkanır, yansına kadar suyla dolu bir cam kavanoza yerleştirilir ve kullanım vaktine kadar (2-3 gün) bekletilir. Sülük koymadan önce, gerekli vücut bölgeleri ılık su ile yıkanır ve kurutulduktan sonra kuru lif ile masaj yapılır. Sonra sülükler bir bez parçası ile alınır ve hazırlanmış bölgelere yerleştirilir. Sülükler kendi kendine en önemli noktaları bulurlar ve vücudun en kirli kanını emerler,- doyduktan sonra düşerler. Uzun süre düşmeyen sülükler üzerine biraz su, tuz veya kabartma tozu serpilir. Sülükler düştükten sonra, kanamayı bir müddet daha devam ettirerek daha çok atık madde çıkartmak ve yarayı temizlemek için ışınlan noktalar üzerine kupa kapatılır. Sümüksü akıntı, gaz veya tıkanıklık çok ise, bunlar tamamen bitene kadar kupayı birkaç defa kapatmak gerekir.
Kanamayı, şiddetine göre, 12-48 saat durdurmamak gerekir. Çünkü yal-

nız kirli kan dışarı atılır, vücutta temiz kanı dışarı atacak bir mekanizma yoktur.
Sonra kanamanın olduğu bölge, kuru temiz bir bez ile kapatılır. Kanama hâlâ devam ediyorsa ve gerekli ise, ceviz kabuğu yakılarak külü kanayan yere serpilir veya öğütülmüş nar kabuğunun tozu serpilir ve bantlanır. Fakat büyük tabiblere göre, en iyisi, esneme, mide bulantısı ve bayılma hissi gelene kadar beklemektir. Bu durum kan hacminin %20'dan fazlası kaybedilince görülür. Kan kaybında ilk tehlike kan hacminin % 30'dan fazlası kaybedilince oluşabilir (tahminen 1,5 litreden fazla). Ancak bağışıklık sisteminin devreye girmesiyle, bu tehlikeli noktaya gelmeden, doğal olarak hasta bayılır. Bayılınca, kalp atışları yavaşlar, tansiyon düşer, kanama otomatik olarak durur. Sülüklerden sonraki kanama sebebiyle bayılan bir kimse bugüne kadar görülmemiştir.
Sülükleri bekletirken hergün veya iki günde bir sularını değiştirmek, kullanılan sülükleri temiz bir akarsuya veya göle bırakmak gerekir. Sülükler 3-6 ayda bir defa beslenirler. Emdikleri kanı, içindeki mikroplarla birlikte tamamen hazmederler. Onun için mikrobik hastalık taşıma riskleri yoktur. Uyan:
• Kan sulandıran ilaç kullananlara sülük konmaz! Sülük koymadan 3 gün
önce ilaç kullanımını bırakmak gerekir.
• Kiraz, vişne ve limon kanı çok sulandırdığı için sülük koymadan 2 gün öncesinden itibaren ve sülük konulan gün bunları yememek gerekir.
• Hemofili hastalarına sülük konmaz!
• Ağrı kesici, ateş düşürücü, aspirin ve antibiyotik çok kullananların kan
üretimi baskılanmış olabilir. Bu sebeple onlar sülük koymaya 3 taneden başlamalı ve iki seans arası 3 haftadan daha sık olmamalıdır. Bu tür hastalar sülük tedavisini kan kontrolü ile yapmalıdır.
• Adetli kadınlara, tok karna ve abdestsiz olanlara sülük konmaz.
• Organ nakli geçirenlere ve diyalize bağlanan böbrek hastalarına sülük koymamak gerekir.

Açlık Tedavisi Oruçla Tedavi
Nefislerinizi aç bırakınız ki kalpleriniz Allah'ı (O'nun cemâlini)
müşahede edebilsin!"
Hz. Isa (a.s.)
"Açlık Allah'ın hazinelerindendir. Allah dilediği ve sevdiği kimselere verir"
Abu Süleyman Darani
Allahü Teala ilk orucu Adem Aleyhisselam'a, sonra sırasıyla diğer pey-gemberlere, onlar da ümmetlerine bildirdi. Musa Aleyhisselam ve Ilyas Aleyhisselam 40 gün, Isa Aleyhisselam 60 gün hiçbir şey yemeden oruç tu-jgg tardı. Abdülkadir Geylani hazretleri 40 günde bir iftar ederdi. Bunlar efsane değil, tesbit edilen, kitaplarda anlatılan gerçeklerdir. Davud Aleyhisselam ömür boyu bir gün yer, bir gün oruç tutardı. Bu oruca "Savm-ı Davud" denir. Savm-ı Davud, oruçların en ağırı, Peygamberimiz (s.a.v.)'in de en sevdiği oruçtur. Peygamber Efendimizin "Zemzemden başka yiyeceğim olmadığı halde Kabe'yle örtüsü arasında kırk gün kırk gece kaldım", buyurduğunu Ebu Zer (r.a.) Buhari ve Müslim'in sahihlerinde rivayet ediyor.
İnsana günde 250-500 gr. yemek yeterlidir. Bundan fazlası, vücutta kalıntı oluşturur ve hastalık yapar. Vücut hastalığa karşı devamlı direnç gösteremez. Çünkü sürekli yemeklerle uğraşmak, fazlalıkları ve toksinleri atmak, atılamayanları depolamak çok zor bir iştir. Oruç bu konuda en iyi yardımcıdır, insan oruç tutarken, yani aç kaldığında, vücut hazım işinden azad olur ve kendi kendini temizlemeye yönelir. Kalıntıları ve toksinleri, karaciğer ve bağırsaklardan dışkı ile,- akciğerlerden öksürük ve nefesle,- beyinden hapşırma, gözyaşı, kulak akıntısı ve geniz akıntısı ile,- böbreklerden idrar ile; kandan ter ile dışarı atmaya başlar. Bu ağır işin gerçekleşmesi esnasında çok enerji harcanır. Vücut bu enerjiyi bulabilmek için önce glikojen ve yağ depolarını kullanır. Neticede, açlığın ilk 3-4 gününde insan her gün 1-1,5 kg. verir.

3-4 gün sonra, temizlenen kan, damarların duvarlarında oluşan kolesterol, toksin ve kireç tabakasını eriterek, vücuttan çıkartmaya başlar. Bu günlerde insanın ağzı, nefesi ve teri ağır kokar,- tükürüğü çoğalır, koyu ve yapışkan olur. İdrar koyulaşır, rengi değişik, kokusu ağır olur,- ayrıca kum ve taşlar da dökülebilir. Titreme, tansiyon düşmesi veya yükselmesi gözlenebilir. Mide bulantısı, kusma, kaşıntı olabilir,- aft, uçuk, sivilce, hatta çıban ve yaralar çıkabilir. Ancak ibadetini yapan insanların orucu çok rahat geçer. Onlarda sadece hafif titreme olabilir veya nabız sayısı düşebilir.
Açlığın beşinci-yedinci günü ağızdan ve deriden şiddetli aseton kokusu gelmeye başlar. Bu koku vücudun iç beslenmeye geçtiğini bildirir ve o gün herkese ağır gelebilir. Çünkü açlığın tesiri o gün hücrelere iner ve fonksiyonu değişime uğramış hücreleri temizlemeye başlar. Temizlenmesi mümkün olmayan hücreleri tek-tek parçalayarak kendine gıda yapar, yani hastalıkları kökten yok etmeye başlar. Kireçleri ve depolanmış fazlalıkları eriterek kısmen kullanır, kısmen dışarı atar. 5.-7. günden sonra kahverengi, çok kokulu büyük abdest gelebilir. Kadınlarda koyu kırmızı, kahverengi veya yeşile dönük, içinde parçalar olan kokulu adet kanaması olabilir. Bu 169 normaldir, hatta iyidir. Bu günlerde oruçlu kişinin tükürüğü, iltihaplı yaraları iyileştirir,- virüs veya mantar enfeksiyonu bulunan kulaktaki mantarı kurutur, virüsü yok eder,- yeni oluşmuş kataraktı eritir,- akrebi bile öldürür.
Bu süreçte kilo kaybı azalır, günde 500-700 grama iner.
Yedinci günden itibaren kilo kaybı günde 300-360 grama, 21 gün sonra ise 120-150 grama iner. Kilolu olanlar daha çok kilo verebilirler. Eğer açlık zamanında su içilmezse, vücut su bulmak için daha çok hasta hücre kullanır ve hastalıklar daha kısa zamanda biter. Ancak canı su isteyenlerin içmesi gerekir. Su içme isteği, vücudun toksinleri eritmek için suya ihtiyacı olduğunu gösterir.
Hastalık biterse, yani vücut bütün hasta ve Allah'ı zikirden vazgeçen hücreleri yiyip bitirirse, oruçlu insanın iştahı hemen açılır. İştah açılmazsa oruca devam edilir.
Açlıkta niyet çok önemlidir. Açlığa niyet edildiği zaman vücut kendini bu niyete göre programlar. Açlığın her günü için belli miktarlarda fazlalığı atmayı ve harcamayı planlar. Vücudun programını bozmamak için niyeti bozmamak gerekir.

Açlıktan korkmak için sebep yoktur, açlıktan hiçbir zarar gelmez. Çünkü, Allahü Teala'yı zikreden hücreye kabirde kurt-böcek dokunamadığı gibi, açlık da vücuttaki zikreden hücrelere dokunmaz. Açlıkta beden de aç kalmaz, çünkü her bir hücrenin her zaman 40 günlük zahiresi, rızkı vardır. Bununla birlikte vücut, yıllarca toplanan olan fazlalıkları gıdaya dönüştürerek kullanabilir. Bunu idrak edebilen, açlığı rahat yapar.
Alimler: "Sıhhat için aç kalmak oruç sayılmaz", derler. Bunun için niyet ederken sırf Allah'ın rızası için sağlık kazanmak gözönünde bulundurularak niyet edilmesi doğru olur. Hayızlı ve nifaslı kadınlar da, oruç niyeti ile değil, sağlık niyeti ile açlık yapmalıdırlar.
Sağlıklı olabilmek için on günden fazla açlığa gerek yoktur.
1 Günlük açlık
Sünnet oruçları her pazartesi ve perşembe günü tutulur. Bu, şüphesiz, oruç için en hayırlı günlerdir, fakat haftanın herhangi bir gününde de oruç tutulabilir. 1 günlük, 36 saatlik açlık orucu bu şekilde yapılır:
Pazar akşamı saat 19:00'dan itibaren hiçbir şey yenmez. Uykudan önce sinameki ya da magnezyum kalsine gibi bir bağırsak boşaltıcı içilir. Pazartesi sahurda bir şey yemeden büyük abdestin gelmesi için 1 bardak su içilir ve oruca başlanır. Kabızlık sorunu olanlar lavman da yapabilir. Kabızlık sorunu yoksa 1 günlük ve 3 günlük oruçta lavman yapmaya veya sinameki içmeye gerek yoktur, iftarda bir şey yemeden, 1-3 yudum su ile oruç açılır. Fakat su içmek isteyenler istediği kadar içebilirler. Salı sabahı saat 07:00'de meyve suyu içilir veya meyve yenir ve bu şekilde 36 saatlik oruç tamamlanır. O gün, gün boyu yalnızca meyve suyu içilir, meyve veya salata yenir, akşama yakın yemek yenebilir. Oruç tatlı veya yemekle açılmaz. Oruç tatlı ile açılırsa, pankreasa tehlikeli bir biçimde yüklenilmiş olabilir. Yemek ile açılırsa bağırsağın burkulmasına yol açabilir.
1 günlük oruca devam etmek isteyenler, haftanın hep aynı gününü seçmeli, mesela her pazartesi ara vermeden devam etmelidirler. Çünkü vücut haftanın aynı günü tutulan oruca kolay alışır, oruç günü geldiğinde iştah kendiliğinden kesilir ve oruç rahat geçer. Farklı günlerde olursa, vücut şaşırır, iştah kesilmez ve oruç da kolay geçmez. Çocuk ve gençler oruca çok kolay alışır ve kısa zamanda tüm hastalıklardan arınır. Haftada 1 gün oruç

tutanlar ve yemek düzenini bozmayanlar hastalık yüzü görmezler. Hastalıklardan ömür boyu korunabilmek için akıllı insan, haftada 1 gün oruç tutmayı ihmal etmez.
Yaşlıların gençler kadar kolay sağlığına kavuşması mümkün değildir. Onlar bütün temizlemeleri yaptıktan sonra 1 günlük oruca devam etmelidirler.
3 Günlük açlık
Açlığın ilk günü, aynı 1 günlük açlıkta olduğu gibi, sahurda su içilir, sonra iftar ve sahurda bir şey yemeden 3 gün arka arkaya oruç tutulur. Hastalığı ağır olanların, 3 günlük orucu 7 gün arayla 7-14 defa yapmaları gerekir. 3 günlük orucun kanser dahil bütün hastalıklara büyük faydası vardır. Oruçların sonunda önce meyve suyu, sonra meyve, daha sonra salata yenir, yalnızca akşam sebze yemeği yenebilir.
10 Günlük açlık 171
Tümör, ağır kemik hastalıkları, ruhsal hastalıklar,- epilepsi ve MS gibi nörolojik hastalıklar, kalp-damar hastalıkları ve bütün ağır hastalıkların 10 gün aç kalmadan iyileşmesi zordur. Çünkü yukarıda anlatıldığı gibi açlık sadece 5.-7. günden sonra hücrelere iner ve değişmiş hücreleri iyileştirmeye veya yok etmeye başlar.
Oruca başlamadan önceki akşam öğütülmüş sinameki veya magnezyum kalsini alınır ve sahurda 1-2 bardak su içilir. Ya da akşam birşey içilmez, sahurda magnezyum sülfat içilir. Bağırsaklar boşaltılamazsa lavman yapılır çünkü oruç esnasında bağırsaklar temiz olmalıdır.
İlk 3 gün iftarda 1-3 yudum, çok istenirse, istenildiği kadar su içilebilir. 3 gün sonra iftar ve sahurda istenildiği kadar su içilebilir, içilen suyun kalitesi çok önemlidir ("Su" bölümüne bakınız.)
Günde 1-2 defa soğuğa yakın ılık su ile gusül abdesti alınır. Ne abdest, ne de içmek için sıcak su kullanılmamalıdır, çünkü açlıkta mide bezleri çalışmaz ve enzim üretmez, içilen veya gusülde kullanılan sıcak su mide bezlerini çalıştırabilir ve mide bezleri mide suyu üretmeye başlayabilir. O zaman insan orucu açmaya mecbur kalır.

Açlıkta organlarda değişik ağrılar, ateş, titreme, kusma, ishal olabilir, hepsi normaldir ve iyidir. Şeker ve tansiyon düşebilir. Bu, vücudun, kendi durumuna göre ihtiyacı olanı ayarlamasıdır, ona karışılmaz. Bunlardan herhangi biri veya birkaçı ile karşılaşıldığı zaman su lavmanı yapılır. Lavman ile atılanlar çok miktarda ise açlık boyunca iki günde bir lavman yapmaya devam edilir.
Bazen kusma bir kaç gün (3-4 gün) uzayabilir. Bu durumda nane, kereviz yaprağı, limon kabuğu, kediotu, ayva veya sirke koklamak, durmazsa, yeni öğütülmüş veya dövülmüş kara biberi koklamak, yine de durmazsa su içmek, gusül abdesti almak ve lavman yapmak gerekir. Kusma yine de durmazsa, elma çiğneyerek suyu emilir kalıntıları yutmadan atılır, ya da greyfurt veya limon emerek oruç bozulabilir. Bu şekilde bozulan orucun arkasından da meyve suyu içmeye devam edilir. Oruçtan asla zarar gelmediğine inanıp, kusmaya sabredebilen ve oruca devam edebilen insan büyük hastalıklardan kurtulabilir. Çünkü kusma, beyinde derin değişimler olduğuna, vücuttan ağır zehirlerin atıldığına veya karaciğer ve dalağın ağır hastalığı-172 na işarettir. Tabi ki 10 günlük orucu, konuyu bilen bir doktor kontrolünde yapmak daha kolaydır. Ancak orucun mahiyetini anlamayan doktorlardan uzak durmak gerekir.
10 günlük açlık bittikten sonraki on gün, açlıktan daha önemlidir.
Bu günlerde vücut, kaybedilen hasta hücrelerin yerini doldurmak için, sağlıklı hücreleri çoğaltarak, organları yeniden inşa etmeye başlar. Yani tamamlanan orucun neticesi direkt olarak bu on gün süresince yenen yemeklere bağlıdır. Tüketilen gıda meyve, taze çiğ sebze, rafine olmamış zeytinyağı, doğal bal olmalı,- suya dikkat edilmelidir! ("Su" bölümüne bakınız.)
10 Günlük açlık bittikten sonraki
l.gün:
Sabah suyla yarıyanya karıştırılmış taze sıkılmış, elma suyu, greyfurt suyu veya limon suyu ile oruç açılır. Sıkılacak meyvelerin mutlaka çürüksüz, beresiz olması gerekir. Akşama kadar tahminen 1-1,5 litre meyve suyu içilir. 10 gün oruçtan sonra hiç iştah yoksa, o zaman oruca devam etmek en doğru seçenek olur. Ancak oruca devam etme gücünü kendinde bulamayanlar, kendilerini zorlamadan, iştahları gelene kadar, meyve suyu içmeye devam ederler.

2. gün:
Sabahtan öğleye kadar 3/4'ü meyve suyu + 1/4 u su karışımı içilir. Öğleden akşama kadar her 3 saatte bir istenilen meyve başka bir meyveyle karıştırılmadan yenebilir.
3. gün:
Sabah meyve suyu, sonra meyve, sonra salata, sonra, akşama yakın yağsız ve tuzsuz, az su ile kısık ateşte pişirilmiş sebze yemeği veya sebze çorbası yenebilir. Bu ilk 3 günde kahverengi, siyah veya yeşilimsi renkli büyük abdest gelebilir. Gelmezse, 3. veya 4. gün sabah lavman yapılır.
4. gün:
Aynen 3. gün olduğu gibi, sadece akşam kabak, kereviz, pırasa, kara lahana, pazı gibi herhangi bir sebze yemeği ile 30 gr. ekmek veya aynı miktarda haşlanmış pirinç yenebilir. Yemeğe 1 çorba kaşığı sızma zeytinyağı, ince kesilmiş dere otu, maydanoz, taze soğan ve sarımsak eklenebilir.
5. gün:
Sabah bal şurubu içilebilir. Bal doğal ve 30 gr.'dan fazla olmamalıdır. Acıkınca meyve, karpuz veya kavun, 3 saat sonra da taze salata yenir. Akşama yakın zeytinyağı, sarımsak ve soğanla, kavrulmadan yapılmış sebze yemeği 50-60 gr. ekmekle yenebilir . Yanında yoğurt da olabilir.
6. gün:
5. gün olduğu gibi aynı yemekler (sebze yemeği, haşlanmış pirinç, yo
ğurt ve salata) yenebilir. Aynı gün içinde ekmek ve pirinç yenmez, ya pi
rinç ya da ekmek yenir.
7-8. gün:
6. günde olduğu gbi beslenilir. Ek olarak zeytinyağlı taze fasulye yeme
ÄŸi yenebilir.
9. gün:
Ek olarak balık yenebilir.
10. gün:
Et yenebilir.
Uyan: Oruçtan sonraki 10 gün boyunca sadece yukarıda yazılanlar yenmelidir. Peynir, süt, tuz, şeker, kahve, siyah çay, hazır yiyecekler ve içecekler kesinlikle kullanılmamalıdır. Bir gr. tuz dahi vücuttaki su-tuz dengesini derhal bozarak bedeni şişirir. Birinci yemek hazmedilmeden ikinci bir

yemek yemek tehlikelidir. Hazmın bozulmasına, bağırsaklarda gaz oluşmasına ve bağırsak burkulmasına sebep olabilir.
10 günlük açlıkta kusma olursa durdurmak için:
• Kafur koklanır ve mide bölgesine sürülürse, kusmayı durdurur.
• Karın bölgesi ve kürek kemikleri arasına kupa kapatmak, salıncakta sal-
lanmak kusmayı durdurur.
fnatçı kusmayı durdurmak için:
• Kekik ve nane demlenir, nar suyu eklenerek içilirse kusmayı durdurur. Veya
• Kaynatılmış ve demlenmiş karanfil suyunu yudum-yudum içmek, veya
limon suyu içmek, veya yutmadan ayva çiğnemek kusmayı durdurur.
On günlük orucu gençler hemen yapabilir. 40 yaş üzerindeki acil hastalar ve çok ihtiyacı olanlar Önce 10 gün sadece greyfurt, havuç ve elma suyu içtikten ve karaciğeri temizledikten sonra oruca başlayabilirler.
Oruçların sağlık için hiçbir zararı veya tehlikesi yoktur. Tersine, faydası çok büyüktür. Sadece doğru yapmak, kaidelerini bozmamak gereklidir. 10 günlük oruç herkese nasip olmaz.
Bir defa açlık zevkini tadan, tokluktan rahatsız olur ve hep açlığı arar. Birkaç 10 günlük oruçtan sonra insan kendini çok sağlıklı hisseder. Beslenme kanunlarını gözeten, haftada 36 saat veya ayda 3 gün, hicrî ayın 13, 14, 15.'i günleri aç kalan insanın vücudu sağlıklı olur. Ancak beden-ruh sağlığının dengesi yalnızca beş vakit namaz ile sağlanabilir. Isa aleyhisselam "Beni temizle" ricasında bulunan birisine, "Seni temizleyebilirim, ama sen evini (vücudunu) temiz tutmazsan, eski sahipleri (hastalıklar, günahlar) bu sefer arkadaşlarını da toplayarak, geri dönerler", cevabını vermiştir.
Açlık, beyinde yerleşen zararlı programları siler, düşünce, anlayış ve ezberleme kuvvetini, konsantrasyon yeteneğini, görme, işitme, tat alma duyularını geliştirir ve güçlendirir. İnsanın gördüğü rüyalar daha güzel, renkli ve canlı olur. Bu noktaya gelen insan için ilim öğrenme ve Kur'an-ı Ke-rim'i ezberleme zamanı gelmiştir. Zira, "Kur'anı Kerim'de şifa aramayan, şifa bulamaz". Kur'an-ı Kerim'in ve farz ibadetlerin koruması dışında kalan insan, bir tuzaktan kurtulur kurtulmaz diğer bir tuzağa düşer. Onun içindir ki, tedavilerin en mükemmeli Kuran ve açlık ile tedavidir. Çünkü Kur'an'da ve açlıkta beşer kanunları değil, ilahi kanunlar devreye girer. Tedaviyi ise

bu kanunlara tam uyan vücudun koruma mekanizması gerçekleştirir. Çok yemek, katkı maddeli yiyecekler tüketmek ve sentetik ilaç kullanmak sebebiyle vücutta toplanıp biriken maddeler açlıkla süpürülüp temizlenir. Kuran ayetleriyle de hücrelerin zikri düzeltilir. ("Hastalıkların başlaması ve seyri" bölümüne bakınız.)
Elbette uzun ve ağır hastalıklar sonucu tahribata uğrayan organların tamamen eski hallerine dönmesi mümkün olmayacaktır. Ancak bu organların sağlam kalan kısımları büyük oranda iyileşebilir. Bu iyileşen kısımlar, sağlıklı organın yapması gereken işlevleri bir derece kompanse edecektir. Mesela, sağlıklı bir kimse 3-5 kişilik yemeği tek başına bir oturuşta tüketirse, vücut zarar görmekle beraber, bununla bir şekilde baş edebilir. Ancak ağır hastalık sonucu organları zarar görmüş birisi için böyle bir deneme ağır sonuçlar doğurabilir.
Bu durumda olanların hayatı boyunca yapması gerekenler:
• Düzenli olarak meyve suyu, sülük ve hacamat ile kanı temizlemek.
• Su ve yiyecek kalitesine sürekli dikkat etmek. j 75
• Gıdaların her zaman taze, doğal ve ağırlıklı olarak sebze, meyve, bal, taze kuru yemiş gibi çiğ olanını tercih etmek. Miktar olarak az yemeli ki, organlar yediği bu miktarı hazımda ve dağıtımda zorlanmasın.
• Mide ve bağırsaklarda gaz yapan, mizaca uygun olmayan yiyeceklerden kaçınmak. Taze mayalı ekmek, bayatlamış ve bozulmuş meyveden, özellikle tatlı elma, muz, kavun ve armutun bozulmuşu) aynı şekilde sakınmak.
• Ağır fiziksel işlerden, ağır kimyasallarla çalışmaktan, kimyasal madde kullanmaktan kaçınmak.
• Doğru beslenme alışkanlığı edinerek, kuralların dışına çıkmamak ve rutin olarak bağırsakların işlevini kontrol etmek.
• Her yıl, burada anlatılan tedaviyi uygulamak ve her ay 3 gün veya haftada bir gün açlık yapmak. Yani hem sağlıklı insanın hem hastanın yapması gereken aynı şeydir
HASTALIKLAR VE TEDAVİSİ
"Hastalarınızı yeyip içmeye zorlamayın. Zira Allah Teala Hazretleri onlara yedirir içirir."
Hadis-i Åžerif
"Hastalıklarınızın günahlarınız, şifanız da istiğfar olduğunu unutmayınız."
Hadis-i Åžerif
Ademoğlu sabaha erişince azalarının hepsi hal lisanı ile ona şöyle der: "Bizim hakkımızda Allah'tan kork Zira biz sana aitiz. "
Hadis-i Åžerif
Ameliyatlar
Bedenin X-ışınlarına tabi tutulması sonra da verilerin bilgisayara yüklenerek ayrıntılı görüntülere dönüştürülmesine bilgisayarlı tomografi veya CT denir. CT aracılığıyla hastalığın aşaması belirlenmekte ve bazılarına göre, sadece bir dakika süren tek bir CT taraması "yaşam kurtarabilmekte". Ancak çoğu zaman CT taraması "aldatıcı müspetlere", yani, gerçekte herhangi bir sorun yokken varmış gibi görünmesine yol açabilmektedir. Bu sonuçlar ise gereksiz yere zararlı tedavilere hatta ameliyatlara sebep oluşturmaktadır.
Daha da kötüsü, araştırmacılar bilgisayarlı tomografinin kansere yol açabileceğini ve mevcut olan urları tetikleyebileceğini belirtiyorlar. Bu durum bizzat, kansere yatkın olanlar, kan grubu "A" ve "AB" olanlar ve yaşları geçkin olanlar için tehlikeli olabilmektedir. Bütün bunlardan çıkan sonuca göre sağlıklı insana uygulanan CT taramasının vereceği zararlar sağlaya-

cağı yararlardan çok daha fazla olabilir. Ancak doktorlar hemen hemen her konuda CT, tomografi, röntgen, ultrason ve pahalı incelemeler istemektedir. Sonra da gereksiz yere ilaç tedavisi hatta ameliyatlar (bel fıtığı, kalp ameliyeden sezaryen ameliyeti gibi) yapılmaktadır. Burada istek sadece doktorlardan gelmiyor, hastalardan da görüntülü ve inandırıcı teşhisler için büyük talep oluyor. Kendisinden tahlil, MR gibi tetkikler istemeyen, ciddi teşhisler koymayan, ilaç tedavisi vermeyen doktorlara hastalar şüpheyle bakıyorlar.
Örneğin, İskandinav ülkelerinde yaşayan Türkler Türkiye'deki doktorları tercih ederler. Çünkü bu ülkelerdeki doktorlar talepten birkaç gün hatta birkaç hafta sonra randevu verirler, ilaç yazmazlar, hastaneye yatırmaz-lar, kolay kolay ameliyat etmezler, normal doğum gerçekleşene kadar doğum sancısına sabretmeyi teşvik ederler.
Burada anlattığımız tedavi metodu uygulandığı sürece hiç kimsenin kazalar hariç, ameliyat gibi bir müdaheleye ihtiyacı kalmayacaktır. Eğer ameliyat kaçınılmaz ise, ameliyattan sonra iştahı gelinceye kadar yemek yememek ve istemedikçe bir şey içmemek gerekir. İştah gelince, sadece canının istediği meyve ve sebzeleri yemeli, bu meyve ve sebzelerin suyunu içmeli-dir. İnsan "faydalı" diye, canının istemediği yiyeceği kesinlikle yememelidir.
Beyin fonksiyonunu ağır bir şekilde etkilediği için genel anesteziden sakınmak gerekir. Kesinlikle uzak durulması gereken diğer bir işlem de kan nakli olup gereksiz bir işlemdir, hatta alan için zararlıdır.
Ameliyatta genel anestezi uygulanmışsa, ameliyat sonrası beyinde meydana gelen tehlikeli durum için acilen tedavi uygulanmalıdır. ("Hiperaktif çocuklar" bölümüne bakınız.)
Burada bir gerçeği vurgulamak istiyoruz: Geniz eti, bademcik, apandist, safra kesesi, rahim gibi organların ameliyatla alınıp atılması çağdaş tıbbın bir cinayetidir. Çağdaş tıbbın hükmüne razı olan insanın ise emanet olarak verilmiş bedenine karşı işlediği daha büyük bir cinayettir. Değil bir organ, insan vücudundaki her bir hücre sağlık için büyük önem taşımaktadır.
Her bir organın hücrelerinin ürettiği enerji, vücudun tüm enerjisini bünyesinde toplayan tek bir enerji kanalına akar. Her organ, kendisiyle aynı zikri yapan gezegen veya gezegen grubuna enerji yoluyla bağlıdır. Tek

bir organın alınması dahi güneş sistemindeki gezegenlerden birinin yok olması kadar büyük bir faciadır.
Bu anlamda organ nakli daha trajik bir durumdur. Çünkü organ nakli iki kişiyi aynı anda bağlamaktadır. Organ bağışında bulunan kimsenin yaşıyor ya da ölmüş olması hiçbir önem taşımaz. Bizim ölümden sonraki hayatı bilmemiz imkansızdır, öğrendiğimizde ise çok geç olacaktır. Hazreti İsa "Eğer gözün seni günaha davet ediyorsa onu yerinden kopanp at gitsin. Gözünün ölmesi cehennemde tüm vücudunun yanmasından daha makbuldür", buyurmuştur. İnsanın kendi organı, kendisi için böylesine tehlikeli olabilirse, başka birinin gözünü, kalbini ya da böbreğini nasıl taşıyabilir?
Kan nakliyle ilgili bir örnek çok dikkat çekicidir: Ameliyat sırasında kana ihtiyacı olan bir kadına kan nakli yapıldı. Hasta uyandıktan sonra, hayatında hiç sigara içmediği halde, şiddetle 'Kısa Marlboro sigarası' içmek istedi. Araştırıldığında kendisine kan veren amcasının 'Kısa Marlboro' tiryakisi olduğu anlaşıldı. Kadın 15 yıldır bu istekle mücadele ediyor.
Bazan hastalar yalnızca çektikleri ağrıdan kurtulmak için ameliyata razı olurlar. Ancak kolu, bacağı, bademciği, rahmi veya safra kesesi ameliyatla alınan bazı hastaların hissettiği sancı, ağrı, kramp ve kaşıntılar ameliyattan sonra da yok olmaz. Çünkü beynin o organa ait merkezindeki kayıtlar silinmemiştir ve hasta organ atıldığı için, bu ağrıların tedavisi artık mümkün değildir.
"Hastalıkların esas sebepleri" bölümünde bedenin hastalanma mekanizması anlatılmıştır. Yaptığımız hatalar karşılığında "hastalanma mekanizması" yaratıldığına göre, "iyileşme mekanizması" da yaratılmıştır, iyileşme mucizesini sadece ve sadece vücudun kendi "iyileşme mekanizması" gerçekleştirir. Bizim yapmamız gereken, bu mekanizmayı canlandırmak ve çalıştırmak, sonra da bu çalışmaya engel olmamaktır.
Yukarıdaki Hadis-i Şerifte hastalıkların tedavisi için açlık önerilmiştir. Açlık, iyileşme mekanizmasını canlandırıp çalıştırır, iyileşme mekanizması da bütün hastalıkları kökten kaldırır. Açlık kadar radikal ve asla hata riski taşımayan, masrafsız, zararsız ve hızla sağlığa kavuşturan ikinci bir metod yoktur. Açlıktan önce hiçbir ilaç, hiçbir bitki veya gıda bedenin iyileşmesine doğrudan etki edemez,- onlar, sadece açlıkla birlikte kullanıldığında fayda verir.

Açlık yapamayanlar bunun yerine açlık gününün 2 katı kadar günü meyve veya sebze suyu içerek, örneğin, 3 günlük açlık yerine 7 günü, 10 günlük açlık yerine 21 günü sadece meyve veya sebze suyu içerek geçirmelidir. Günde 1,5-2 litre meyve veya sebze suyu yeterli olabilir. Meyve ve sebze suyuna bir miktar su ilave etmeyi unutmamak gerekir. Meyve suyu seçerken hastalığınızı göz önünde bulundurarak "ilaçlar" bölümüne bakınız. Tek çeşit meyve suyu seçebileceğiniz gibi her öğün farklı meyve suları da içebilirsiniz. Mesela, 7 gün boyunca sadece elma suyu veya elma suyu + havuç suyu ya da kırmızı pancar suyu + havuç suyu karışımı da içebilirsiniz. Bu tip karışımların nasıl yapılacağını bu kitaptan öğrenebilirsiniz.
Mesela, sabah limon, greyfurt veya portakal suyu, öğlen nar, ikindide elma + havuç suyu karışımı, akşam ise havuç + kırmızı pancar suyu karışımı içilebilir. Sağlıklı insan için meyve suyundan çok meyvenin kendisi daha faydalıdır. Bu tedavinin uygulanması sırasında iyileşme krizi yaşanır. Nasıl ki insan hastalanırken ateşlenir, kusar, bademcikleri şişer, ağrı ve sancı duyarsa iyileşme sürecinde de bunları yaşar,- ancak hastalanma sürecinden çok daha hafif geçer. Başka bir iyileşme yolu olmadığından, sabret- 179 mekten ve sağlığı yeniden kazanmak ve devam ettirmek için sağlıklı yaşam kanunlarını gözetmekten başka bir seçeneğimiz de yoktur.
Sağlığı Korumak İçin Genci Tavsiyeler
{/> Sabah güneşin doğmasına 1-2 saat kala uykudan kalkmak ve akşam güneşin batmasına 1 -2 saat kala uyumamak gerekir. Bu saatlerde uyuyanların uyku, yorgunluk, tembellik ve hastalığı çoğalır. Çünkü bu saatlar-de vücut, sistemlerin dengeli olabilmesi için gerekli olan hormonları üretir. Uykuda ise bu süreç yavaşlar. Bu durum fiziksel, psikolojik ve ruhsal rahatsızlıklara yol açar.
Q Her hastalığın temelinde yetersiz hazım veya hazımsızlık olduğu için,
zencefil, kekik, kimyon, mercanköşk, hardal, zerdeçal, kakule, çemen ve biberiyeyi sırayla devamlı kullanmak gerekir. Bunlar sindirimi kolaylaştırır, mide ve bağırsakları kuvvetlendirir, bu organlardaki mikrof-lorayı normalleştirir, iltihaplanma sürecini durdurur, gastrite, hatta H. Pylori enfeksiyonuna son verir.

ğ Başağnsı, midede hazımsızlık, geğirme, ekşime varsa, tansiyon ve kan şekeri yükseliyorsa yapılacak en doğru şey kusmaktır. Kusmak için 1 çorba kaşığı zeytinyağı, 1 bardak ılık suyu karıştırarak içmek yeterli olabilir. Kusmada zorlananlar, midenin üzerine ılık su torbası koyarak, iki parmağı ağza sokarak kusma hissi uyandırabilirler. ("Kusma" bölümüne bakınız.)
Ayda bir ya da iki defa kusmak ile mide temizlenir ve kuvvetlenir.
ğ Hindibağ, sinirliot, ısırganotu ve yabani semizotunu, mide, bağırsak ve karaciğer enzimlerini artırmak için, hazmı ve kan üretimi süreci gibi bedenin bütün süreçlerini düzeltmek için, kısacası tüm hastalıklara karşı ilaç olarak kullanmak gerekir.
y Yeşil sebzeyi çoğaltmak gerekir. Roka, çiğ ıspanak, hindiba, kereviz, maydonoz, semizotu gibi her türlü yeşilliği, havuç, kırmızı pancar, soğan, limon suyu ve zeytinyağı katarak, salata şeklinde her gün yemek gerekir.
V Kabız olmamaya dikkat etmek gerekir. Sıhhatli olmak isteyen biri, büyük abdeste çıkmadan ikinci bir yemek yememelidir. Karpuz, incir, greyfurt, üzüm gibi meyveler, havuç ve yeşil yapraklı sebzeler bağırsakları rahatlattığı için büyük abdeste çıkılmadığı zaman yemek olarak yenebilir. Bu kaideye ömür boyu riayet edilmelidir. Müshil ilaçları:
• Magnezyum sülfat (ingiliz tuzu), hint yağı veya sinamekiyi haftada bir,-
• Sarısabırı her ilkbahar ve sonbaharda,-
• Acı kavun yaprağını yazın ayda bir defa kullanmak sindirim sistemini ve organların sağlığını korur. ("Acı kavun" ve "Mide ve Bağırsakların Tedavisi" bölümlerine bakınız.)
$ Sanmsak yutmaya alışmak gerekir. Sarımsak yutmaya 3 dişten başlanarak 21 dişe kadar çoğaltılabilir. Böylece yılda 1 defa 21 günlük sarımsak kürleri yapılır. İmkan varsa, bu 21 günlük kürler sırasında 10 gün boyunca her akşam bir baş sarımsak, 1 tatlı kaşığı çörekotu, 1 tatlı kaşığı ısırganotu tohumu dövülür, yarım çay kaşığı zencefil eklenir, bal ile karıştırılır ve aç karnına yenir. Fakat her akşam 1-3 diş sarım-

sak yutmaya ömür boyu devam edilir. Kuru soğan çiğ olarak yenir. Soğan ve sarımsak kansere, alerjiye, ağır enfeksiyonlara ve genetik mutasyonlara karşı vücudun direncini artırır. İdrar, balgam, safra ve hayzı söktürür, iltihabı kurutur, zararlı mikropları ve kurtları öldürür, bezleri ve kanı temizler, tansiyon, kolesterol ve kan şekerini kontrol altına alır.
0 Her sabah taze sıkılmış sebze veya meyve suyu içmek, hergün meyve ve yeşil sebze yemeye devam etmek, kanı ve organları temiz tutar, kalbi rahatlatır, huyu güzelleştirir, uyku ve yemeği azaltır, vücudun sağlığını, kuvvetini ve canlılığını korur.
v Karpuz mevsiminde karpuzu tüm hastalıklara karşı büyük nimet olarak görmek, onu çekirdekleri ile yemek ve kabuğunun suyunu sıkarak günde 1-2 çay bardağı içmek gerekir. Karpuz böbrek taşlarını düşürür,- karaciğeri ve böbrekleri kuvvetlendirir ve temiz tutar.
Uyan: Sebze ve meyvenin genetiğinin değiştirilmemiş olmasına dikkat edilmelidir.
V Halis zeytinyağının faydaları saymakla bitmez: Kan şekeri ve kolesterolü normalleştirir, bağırsak yaralarını ve basuru iyileştirir. Kanserden korunmada ve safra taşlarını eritmede etkilidir,- damar açıcı ve temizleyicidir. Zeytinyağından maksimum fayda sağlamak için çiğ olarak kullanmak gerekir.
V Haftada 1-3 defa yeşil sebze ile birlikte mizaca yani kan grubuna uygun olan bir et ve 1-2 defa balık yemek sindirimi rahatlatır, bağışıklık sistemini kuvvetlendirip, metabolizmayı normalleştirir. ("Et" bölümüne bakınız.)
V Yumurta sadece taze olarak 1-3 günlükken, en fazla 9-10 günlükken, yenebilir. 10 günlük veya daha bayat yumurta veya 5 dakikadan fazla kaynatılmış yumurta veya pastörize edilmiş yumurta zehirlidir ve aller-jendir. Bayat yumurta eskiden sadece çimento yapımında kullanılırdı.
v Kan dolaşımını düzeltmek ve muhafaza etmek için her ilkbaharda sülük kullanmak, yazın ve kışın da hacamat yaptırmak gerekir. ("Sülük Tedavisi" ve "Hacamat" bölümlerine bakınız.)

Hazmın bozulmaması, vücutta toksik kalıntı oluşmaması ve karaciğer hastalıklarına yakalanmamak için:
• Süt ürünlerini balıkla ve et ile birlikte yememek,
• Nohut, mercimek ve fasulyeyi yoğurt ile birlikte yememek,
• Mide ve bağırsaklarda gaz oluşturan yiyeceklerden,
• Hazır sosis, salam, sucuk gibi karışık et ürünlerinden,
• "Fast-food" yiyeceklerden,
• Dondurulmuş yarı hazır gıdalardan,
• Mikrodalgada hazırlanmış besinlerden,
• Ambalajlı ürünlerden ve konservelerden uzak durmak gerekir. Ayrıca

• Kavrulmuş ve beklemiş kuru yemişler,
• Margarin, ayçiçek yağı, fındık yağı ve mısırözü yağı gibi rafine edilmiş
katkılı yağlar kolesterolü yükseltir ve damarlarda katı tıkanıklıklar
182 oluşturur. ("Yağlar" bölümüne bakınız.)
• Boya, sitrik asit veya sirke ruhu ile hazırlanmış zeytinler,-
• Ketçap, soslar, hazır turşular, katkılı reçeller ve yapay ballar,-
• Uzun ömürlü süt, krem şanti, hazır çorba ve diğer uzun ömürlü ürünler,-
• Aspartam, aspasvit, aspamiks, glikoz, fruktoz gibi transgenik tatlandı-
rıcılar,
• Boya, tatlandırıcı, aroma ve karbondioksit İçeren gazoz, yapay hazır meyve suları ve kolalı içecekler,-
• Transgenik nişasta, glikoz, fruktoz, kıvam arttırıcı, aroma ve boya, süt
tozu, yumurta tozu, yağ ve koruyucu içeren hazır yiyecekler
sağlığa son derece zararlıdır uzak durmak gerekir.
Bunlar, böbrek, karaciğer, beyin ve üreme organlarının dokularını olumsuz etkiler, hafıza kaybına, konsantrasyon buzukluğuna, kısırlığa, şeker hastalığına, alerjilere ve bugüne kadar bilinmeyen hastalıklara sebep olur (MS gibi). ("Katkı Maddeleri" bölümüne bakınız.)
"Doğal" olduğu söylenen vitamin ve ilaçların hemen hemen tamamı genetiği değiştirilmiş ürünlerden elde edilir. ("GMO" bölümüne bakınız.)

Müslümanlar için uyan: İlaç firmalarının resmi açıklamasına göre kapsül, draje ve tablet yapımında sadece domuz jelatini kullanılmaktadır. Dana jelatini, deli dana salgınından bu yana üretimden kaldırılmıştır, ("ilaçlar" bölümüne bakınız.)
Temizlik maddeleri ve deterjanları kullanmaktan sakınmak gerekir. Yağ çözücüler, kireç çözücüler, lavabo açıcılar, klorlu detarjanlar, bulaşık detar-janları ve benzerleri beyin damarlarını, akciğerlerdeki bronşları ve alveol-leri eriterek şişirir ve yıpratır, kana karışarak alerjilere, kısırlığa, MS'e ve kansere yol açar. ("Aromalar" bölümüne bakınız.)
Karaciğer Hastalıkları
Karaciğerin fonksiyonlarından bazıları:
• Karaciğer, sindirim sistemi ile kana geçen tüm maddeler için bir süzgeç
görevi görür.
• Enerji kaynağı olan glikoz ve vitaminleri vücudun ihtiyacı olduğunda 183 kullanmak üzere depolar.
• Safra asitlerini sentezleyerek, besinler ile aldığı yağların ve yağda eriyen vitaminlerin emilimini kolaylaştırır.
• Hazım sisteminden gelen protein, karbonhidrat, yağ gibi besin parçalarını daha da ince parçalara ayırır ve bunlardan vücudun tabiatına uygun yağ, iyi huylu kolesterol, enzim, glikoz, protein, vitaminler gibi gerekli ana maddeleri üretir. Böylece 2. hazım tamamlanmış olur. Bu hazım sonucunda oluşan besin maddelerini kana gönderir, zararlı maddeleri ise nötralize eder.
• Kanın pıhtılaşmasını ve suyun damar içerisinde durmasını sağlayan
proteinler karaciğerde üretilir. Böylece, vücutta kanama ve ödemlerin
oluşmasını engeller.
Kronik Toksik Hepatiî
Karaciğer zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştırır. Örneğin, vücudun çalışması sırasında oluşan veya sindirim yoluyla gelen pek çok zararlı maddenin ve alınan ilaçların kalıntılarını nötralize eder ve çıkartır. Ancak, karaci-

gere gelen zararlı madde miktarı, karaciğerin nötralize etme ve dışarı atma kapasitesini aşarsa, karaciğerin dokularında depolanır. Karaciğerdeki bu depolar dolunca da kanda birikmeye başlar. Atık ve toksik maddenin toplandığı dokularda iltihaplanma olur veya çöplükdeki çöpler gibi yanma başlar ve bu durum kronik toksik hepatite neden olur.
Tıpta "belirtisiz hepatit" veya "asemptomatik hepatit" denilen bir terim vardır. Aslında belirtisiz hepatit yoktur. Mantıklı düşünülürse, ilk bakışta karaciğerle alakası olmadığı zannedilen kalp damarlarında, beyin damarlarında veya herhangi bir damardaki tıkanma, böbrek hastalıkları, böbret taşları, safra kesesi taşlan, alerji, cilt hastalıkları gibi hastalıkların nedeninin kronik toksik hepatit olduğu anlaşılır. Katkılı gıda ve GM ürünlerinin çoğalmasıyla kronik toksik hepatit de çoğalmakta ve özellikle gençlerde çok sık görülmektedir. Bugün 5 yaşın altındaki çocukların çoğu, suni gıdalarla beslenenlerin hemen hepsi bu hastalığa yakalanmış durumdadır.
Kronik toksik hepatite zemin oluşturan kimyasallar: Antikonvülzanlar, antidepresanlar, hormonal ve anti romatizmal ilaçlar, antibiyotikler, anes-tezikler gibi bütün tıbbi ilaçlar,- kimyasal saç boyaları, gıda katkı maddeleri, tarım ilaçları, bütün detarjanlar, zehirli maddeler ve benzerleri.
Viral Hepatit
Viral hepatitler, A, B, C, Delta, E, G virüsleri veya Herpes benzeri virüsler nedeniyle oluşan iltihaplı reaksiyonlardır. Bütün viral hepatitler bulaşıcıdır: A ve E hepatitleri yiyecek-içeceklerle, B, C, Delta ve G hepatitle-ri kan ve vücut sıvıları vasıtasıyla veya yakın temasla geçebilir.
Bazı hastalar, kanında hepatit virüsü ve karaciğer fonksiyonunda bozukluk bulunduğu halde, hiçbir belirti vermeden ve sarılık olmadan hepatit geçirebilir. Bazı hastalarda ise halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, karın, sırt veya eklem ağrıları, kaşıntı, göz aklarında ve ciltte sararma, idrar renginde koyulaşma gibi belirtiler görülebilir. Kanında hepatit virüsü bulunduğu halde, karaciğer fonksiyonunda hiçbir hastalık belirtisi göstermeyen kişiler taşıyıcı olarak tanımlanırlar. Bulaşma konusunda onlar da hastalar kadar tehlikelidir.
Ancak, sağlıklı karaciğer, virüslerin yaşayabilmesi için müsait bir ortam değildir. Sağlıklı karaciğer dışarıdan gelen virüsü tekrar dışarı atar. Yalnız-

ca, zararlı yemeklere alışkın, kronik hazım yetmezliği çeken ve Kronik Toksik Hepatite zemin oluşturan kimyasalları kullanan bir insanın karaciğerinde toksik madde ve atıklar toplanır. Bu kişinin karaciğerinde virüsler çoğalarak, karaciğeri temizleme vazifelerini yerine getirmeye başlarlar. Virüsler karaciğerdeki toksinleri temizleyebildiği müddetçe hastalık belirti vermez. Ancak toksin miktarı virüslerin temizleme kapasitesini aşacak boyuta geldiğinde hepatit belirtileri görülmeye başlanır.
Kanında hepatit virüsü bulunduğu halde, karaciğer fonksiyonunda hiçbir değişim göstermeyen taşıyıcıların durumu buna delildir.
Viral hepatitin tedavisi kolaydır. Hasta ne kadar genç ve hastalık ne kadar yeni ise iyileşme de o kadar kısa sürede gerçekleşir.
Genç ve yeni hastalanmış hastanın tedavisi:
l.gün
T Tedaviye kusmayla başlanır ("Genel tavsiyeler" bölümüne bakınız.)
T Kustuktan 2-3 saat sonra 1 çorba kaşığı magnezyum sülfat (İngiliz tu- 185 zu, glaubren tuzu) 1 bardak su ile içilir.
V 2-3 saat sonra, yarım çay kaşığı öğütülmüş sinameki + 100 gr. turp yaprağı suyu + 100 gr. su + biraz safran karıştırılıp içilir. Turp yaprağı suyu yerine hindiba suyu veya demlenmiş papatya çayı veya demlenmiş pelinotu çayı kullanılabilir. Bir tatlı kaşığı papatya veya pelino-tu 150 gr. kaynar su ile 15 dakika demlenir ve süzülerek kullanılır.
Hiçbir şey yenmez.
y Bundan sonra, koltuk altından ölçülen ateşi 38 dereceden yüksek değilse, omuzdan başlayarak 12. kaburga altına kadar, ertesi gün ise sağ ve sol göğüs altından göbek deliği hizasına kadar 4'er kupa çekilir. Ateşi yüksek ise, ateş inmeye başlayınca kupa çekilir.
2. günden başlayarak 3 gün boyunca
y Elma, greyfurt, semizotu ya da havuç sularından biri suyla karıştırılarak günde 4-5 defa içilir. Günde 3 defa da pelinotu çayı içilir. Ancak hastanın canı içmek istemiyorsa, içmeye zorlamamalı, bu üç gün boyunca aç kalmalıdır.

Veya
vğ Sabahtan öğleye kadar havuç suyu + elma suyu karışımı, sonra ikindiye kadar greyfurt suyu, sonra akşama kadar semizotu suyu içilir. Meyve sularının arasında aynı şekilde pelinotu çayı içilir.
Elma ve greyfurt suları birbiriyle karıştırılmamalıdır. Ancak elma suyu, havuç suyu ile,- havuç suyu, semizotu suyu ile, havuç suyu ıspanak suyu ile karıştırılabilir. Greyfurt yerine limon suyu da içilebilir. Kışın semizotu suyu yerine, kırmızı pancar suyu, havuç suyu ile karıştırılarak içilebilir.
Bu 3 gün boyunca başka hiçbir şey yenmez.
C Birinci ve ikinci gün dizlerden hacamat yaptırılır. Hacamat yaptırmak yerine makata 17-21 tane sülük konabilir. Sülükler düştükten sonra makata kupa çekilir.
Bu 3 gün içinde karşılaşılan kusma, her tür hepatit için faydalıdır, iyileşmeyi çabuklaştırır. 1 kaşık zeytinyağını 1 bardak ılık su ile karıştırıp içmek, kendiliğinden kusamayanlara yardımcı olabilir.
Bu 3 gününün bitiminde
@ Hergün öğleye kadar yukarıda anlatılan karışımlar yukarıda anlatıldığı gibi içilir.
$ öğlen isteyen istediği kadar meyveyi birbiriyle karıştırmadan yiyebilir. İncir, üzüm, elma, greyfurt, erik, vişne veya karpuz olabilir.
v1 Akşam rendelenmiş havuç ve kırmızı pancar, ıspanak, pırasa, soğan, sarımsak, semizotu ve turp yaprağı ile yapılmış sebze salatası yenir. Salataya limon suyu ve zeytinyağı eklenir. Salata ile birlikte bir avuç kavrulmamış badem veya kavrulmamış antep fıstığı yenebilir.
$ Uykudan önce yağsız yoğurt suyuna bal ve biraz kaya tuzu eklenir ve içilir. 7 gün boyunca bu şekilde devam edilir. Ancak tedavinin 4. gününde hâlâ ateş veya sanlık varsa
@ 4. gün sabah ilk önce 70-100 gr. taze sıkılmış hindiba veya ısırganotu suyu + 50 gr. su + yarım çay kaşığı öğütülmüş sinameki + biraz safran karıştırılıp içilir. Isırganotu yerine 100 gr. turp yaprağı suyu, demlenmiş papatya çayı veya demlenmiş pelinotu çayı kullanılabilir.

Uyan: Bu tür acı karışımlar tatlandırmadan içilmelidir.
Q Sonra öğleye kadar anlatıldığı şekilde sebze suları içilir.
0 Öğleden sonra bir fincan yeşil mercimek + 1 çay kaşığı öğütülmemiş kimyon + 1 tatlı kaşığı kadın tuzluğu kuru meyvesi veya kabuğu + yarım çay kaşığı çemenotu kaynatılır, sonunda zencefil eklenir ve ateş kapatılır. Biraz soğuduktan sonra ezilmeden süzülür ve süzülen su ılık olarak yudum yudum içilir. Yeşil mercimek suyu yerine aynı şekilde hazırlanmış arpa suyu da kullanılabilir.
$ Uykudan önce yağsız yoğurt suyuna bal ve biraz kaya tuzu eklenir ve içilir. Ve böylece 7 gün tamamlanır.
P Bu 7 gün içinde 4. gün suyla yanyanya karıştırılmış acı kavun suyu avuç içine dökülür ve başı öne doğru eğerek, burundan genize kadar çekilir. 3-5 saniye tuttuktan sonra, sümkürmeden dışarı akmasına izin verilir. Bir defadan fazla çekmek doğru değildir. 2-3 saat sonra hapşırma ve burun akıntısı başlar. Akıntı 1 -2 gün sürebilir. Bu işlemden sonra gözlerdeki ve derideki sarılık hemen geçer. Ancak biraz baş ağrısı olabilir, bu doğaldır, ("ilaçlar" bölümü "Acı kavun" konusuna bakınız.)
Veya
T Burna aynı şekilde elma ya da üzüm sirkesi de çekilebilir. Fakat sirkeyi 7-10 saniye burunda tutmak ve günde 3-4 defa tekrarlamak gerekir.
Q 5. gün sabah kürek kemikleri üstü, arası ve sağ kürek altına,-
\> 6. gün ise sağ ve sol göğüs altına 6'şar sülük konur. Sülükler düştükten sonra ışınlan noktalara kupa çekilir.
Sülük mevsimi değilse, omuz, kürek kemikleri arası ve kürek kemikleri altına hacamat yaptırılır. 10 gün sonra bu işlem tekrarlanır.
Böylece karaciğeri temizleme hazırlığı tamamlanır.
V 7 gün tamamlandıktan sonra 1 gün boyunca suyla karıştırılmış elma suyu içilir ve saat 19:00'dan başlayarak karaciğer temizlemesi yapılır. ("Karaciğer temizlemesi" bölümüne bakınız.)
vğ Temizleme yapıldıktan sonra beslenmeye dikkat edilir ve bir hafta sonra 3 gün aç kalınır. Açlıktan bir hafta sonra sonucu görmek isteyenler kan tahlili yaptırabilir.

Tedavi başlangıcından itibaren, 1-3 ay boyunca virüs kanda dolaşabilir, fakat zarar vermez. Bir süre sonra da kendiliğinden kaybolur. Çünkü temizlenmiş karaciğer artık virüslerin yaşayabileceği uygun bir ortam değildir.
Sağlığı kazandıktan sonra kaybetmemek için haftada 1 defa 36 saatlik oruç tutmak, tıbbi ilaçları, katkılı hazır yiyecekleri ve içecekleri kullanmamak, karışık ve birbirine ters yiyecekleri birlikte yememek, zehirli maddelerle hiçbir şekilde temas etmemeye özen göstermek yeterlidir.
Y Emzirilen çocuk 2-3 gün aç bırakılmalıdır. Açlık bittikten sonra anne bebeği azar azar emzirmelidir. Çocuk açlık yaparken anne bu süreyi meyve suyu içerek geçirmeli, sütünü sağarak atmalı ve bağırsak tedavisine başlamalıdır.
Y Eğer hasta 2-5 yaşında çocuk ise bu durumda, çocuğu hemen 2-3 gün aç bırakmak, sonra 7 gün boyunca bal şurubu, greyfurt, elma, havuç suyu içirmek, meyve ve karpuz yedirmek gerekir.
Y Açlık bittikten sonra 2. gün kürek kemikleri altına hacamat yaptırılır veya sağ kürek kemiği altına 3 tane küçük sülük konur. Sülükler düştükten sonra kupa çekilir.
Bu 7 günlük tedaviden sonra, artık çocuğa, margarin ve rafine edilmiş sıvı yağlar ile hazırlanan yiyecekler, katkılı hazır yiyecekler ve içecekler, karışık yemekler, beyaz ekmek yedirilmemeli, süt içirilmemelidir. Yeni sıkılmış meyve ve sebze suyu, doğal üzüm pekmezi ve meyve vermeye devam edilmelidir. İstenirse, günde bir öğün yemek yedirilebilir.
P 5-10 yaşındaki çocuklara 150-200 gram zeytinyağıyla lavman yaptıktan sonra 3 gün açlık yaptırılır. Sonraki 3 gün elma suyu içirilir ve 3. gün saat 19:00'dan başlayarak karaciğer temizlemesi yaptırılır. ("Karaciğer temizleme" bölümüne bakınız.)
$ Hasta yaşlı ise "Kronik hepatit tedavisi" uygulanmalıdır. Kronik Hcpatiî Tedavisi
Kronik hepatitin tedavisine mide ve bağırsak tedavisiyle başlanır, sonra karaciğer temizlemesi yapılır ("Mide ve bağırsak tedavisi" ve "Karaciğer temizlemesi" bölümlerine bakınız.) Açlık günlerinde hacamat yaptırılır veya sülük konur.

Karaciğer temizlemesinden sonra, karaciğeri güçlendirmek için:
ğ Her sabah 20 mg. arı sütü, 1 tatlı kaşığı balla birlikte ağızda eritilerek yutulur. Balı sevmeyenler bir çay kaşığı balla yetinebilirler. Öğleye kadar meyve yenir veya meyve sıkılıp, suyu içilir. Karaciğer için en iyi meyveler incir, üzüm, karpuz, elma, greyfurt ve limondur.
ğ Öğleden sonra aç karnına 1 çay kaşığı polen, 1 tatlı kaşığı balla birlikte yenir. Baldan ve tatlı meyveden başka tatlı yenmez.
v* Günde bir defa yemek ile yanında yeşillik, sarımsak, kırmızı pancar, ıspanak, semizotu salatası yenir.
v* Haftada 2 defa yeşil mercimek öğütülmemiş kimyon ve çemenotu ile kaynatılır, zencefil eklenir ve ezilmeden süzülüp suyu içilir. Yeşil mercimek suyu yerine aynı şekilde hazırlanmış arpa suyu da kullanılabilir.
Böylece 1 ay devam edilir.
Arı sütü ve polen bulunamazsa yerine aşağıdaki karışım hazırlanır
vğ 30 gr. kuru zencefil + 15 gr. tarçın kabuğu + 300 gr. su karıştırılıp bir
gece bekletilir. Sabahleyin yumuşayan zencefil ince ince kesilir, aynı 189 suyun içinde tarçın kabuklarıyla beraber 10-15 dakika süreyle kısık ateşte kaynatılır. Sonra 1 kilo taze incir eklenir. Taze incir yerine 300 gr. doğal bir şekilde kurutulmuş incir bir gece suda bekletildikten sonra kullanılabilir. Kaynama derecesine geldikten sonra 1 bardak şeker eklenerek ateş kapatılır. 1-3 saat beklettikten sonra tekrar ocağa konarak, 10-15 dakika kısık ateşte kaynatılarak ateş kapatılır. Bu defa 5-6 saat bekletildikten sonra yarım kilo bal eklenerek, 3-5 dakika kısık ateşte kaynatılır. Ateşi kapattıktan hemen sonra aşağıda anlatılan şekilde önceden hazırlanmış safran eklenir ve 2-3 gün beklettikten sonra kullanmaya başlanır. Günde 1-2 defa, bu şuruptan 30-50 gramı, ılık su ile aç karnına içilir, meyvesi, tarçını ve zencefili de yenir. Safran hazırlama
Safran iplikçiklerinden bir tutam alınır, 100-150 gr. sıcak su ile karıştırılır ve bir gün bekletildikten sonra süzülerek kullanılır.
Yukarıdaki bir aylık tedaviden sonra:
V Her sabah 1 çorba kaşığı taze öğütülmüş veya dövülmüş çörekotu + 1 çorba kaşığı öğütülüp elekten geçirilmiş civanperçemi + 1 çorba kaşığı bal karıştırılır, ikiye bölünür ve öğlene kadar iki defada yeşil çay ile

yutulur. Acıkınca elma suyu, greyfurt suyu, havuç suyu içilebilir fakat öğlene kadar başka bir şey yenmez. Öğleden sonra istenilen yemek yenebilir. 3-5 gün bu şekilde devam edilir.
Bundan sonra:
@ Her akşam 1/2 çay kaşığı öğütülmüş sinameki + 70-100 gr. hindiba yaprağı suyu + 50 gr. su + biraz safran karıştırılıp içilir. Hindiba yaprağı suyu yerine ısırganotu suyu , 1 çorba kaşığı taze sıkılmış zencefil suyu, turp yaprağı suyu veya demlenmiş papatya çayı kullanılabilir.
Bu ilaca, kabızlık yoksa haftada iki-üç defa, kabızlık varsa, her akşam olmak üzere 1 hafta devam edilir. Sinameki, burada, kanı ve karaciğeri temizleme amacıyla kullanılır.
Bu 10-12 günlük kür, her 3-6 ayda bir tekrarlanır. 2-3 ay sonra iyileşmeyi görmek için doktor kontrolüne gidilebilir.
1 -2 yıl boyunca, haftada bir defa 36 saatlik oruca devam edilir. 7 defa 3 günlük açlık, sonra da 10 günlük açlık yapmak karaciğeri mükemmel duru-190 ma getirir.
Karaciğeri temizleme ve güçlendirme özelliğine sahip ısırganotu, kereviz, kereviz yaprağı ve suyu, maydanoz, kişniş, hindiba, çörekotu, safran ve zencefil zaman zaman ara vererek fakat daima kullanılmalıdır. Bunlar, yerine göre taze veya kuru olarak, çay olarak, yemek veya salataya katılarak kullanılabilir. Yılda bir defa yukarıda anlatılan tedaviyi tekrarlamak gerekir.
Siroz
Karaciğer sirozunun en önemli nedenleri, önceden geçirilen viral veya toksik hepatit, alkol bağımlılığı veya kronik kalp yetmezliğidir. Fakat bazı siroz vakalarında, hastanın hikayesinde alkol bağımlılığı, kalp yetmezliği ya da viral hepatite rastlanmaz. Bu insanların hastalığı tamamen kronik asemptomatik toksik hepatit ve zararlı yeme alışkanlığına bağlıdır. Yemekten sonra meyve yemek bu hastalığa yol açan en önemli sebeplerden biri olabilir. ("Birbirine Ters Yiyecekler" ve "Karışık Yemek" bölümlerine bakınız.)
Karaciğer sirozu bir nedene değil, birçok nedene bağlı olsa da, oluşum süreci değişmez. Karaciğer hücrelerine zarar veren herhangi bir etken kar-

şısında ölen hücrelerin yerini bağdokusu alır. Aşırı çoğalan bağdokusu daha sonra yakınındaki hücre ve damarları sıkıştırır. Böylece karaciğerde kan dolaşımı ve oksijen yetersizliği daha da artar. Sirozun aşırı bağdokusu üretimi kan dolaşımı bozukluğuna, kan dolaşımı bozukluğu devamlı zehirlenme ve iltihaplanmaya, devamlı zehirlenme ve iltihaplanma ise bağışıklık sisteminin tepkisine yol açar.
Siroz hastalığının tedavisi çok zor olmakla beraber, iyileşme, karaciğerdeki hastalığın evresine ve hastanın yaşına bağlıdır.
Hastalığın son evresinde karaciğer büyüyebilir ya da küçülebilir. Siroz Tedavisi
4 hafta boyunca Davud aleyhisselam orucu yapılır: 1 gün aç kalınır, 1 gün bitki çayı ve üzüm suyu, elma suyu, greyfurt suyu, limon suyu gibi meyve suyu içilir,- incir, karpuz yenir.
örneğin:
Q Birinci gün aç kalınacak, ikinci gün ise öğleye kadar meyve suları içilecek, öğleden sonra akşama kadar meyve, salata yenecek, zencefil ve- 191 ya kuşburnu çayı içilecek ve uykudan önce 30 gr. sarımsaklı zeytinyağı + 30 gr. limon suyu ile içilecek, ertesi gün tekrar aç kalınacak...
Bu arada tercihe göre, istenirse meyve suyu yerine sebze suyu içilir ve meyve yerine salata yenebilir.
Sebze suyu olarak
V Havuç suyu + kırmızı pancar suyu karışımı, Q Pancar suyu + semizotu suyu karışımı,
V Kırmızı pancar suyu + ıspanak suyu karışımı,
V Havuç suyu + elma suyu karışımı 1/4 oranında su karıştırarak kullanı
labilir.
İstenirse, ıspanak, semizotu, hindiba, maydanoz, kuru soğan, yeşillik, kabak, havuç, kırmızı pancar, kereviz, sarımsak ile salata yapılabilir. Salata üzerine 1 çorba kaşığı sarımsaklı zeytinyağı gezdirilir ve bol limon suyu eklenir. Başka hiçbir şey yenmez.
v1 1. hafta bittikten sonra, sülük mevsimi ise sülük tedavisine, mevsimi değilse hacamat yaptırmaya başlanır. ("Hacamat" ve "Sülük tedavisi" bölümlerine bakınız.)

192

y 4 hafta sonra karaciğer temizlemesi yapılır. ("Karaciğer temizlemesi" 1. gün bölümüne bakınız.) Karaciğer temizlendikten sonra
y Haftada 2 gün olmak üzere özellikle pazartesi ve perşembe günleri, 36 saatlik oruçlara devam edilir.
v Oruç tutulan günlerin dışındaki diğer 5 gün meyve suyu içilir, meyve ve sebze yenir, elma suyu + bal veya arı sütü + polen kullanılır
v Haftada 2 defa hafif yemek yenebilir. Yağ olarak sadece sarımsaklı zeytinyağı, yağsız pişirilen yemeğin üzerine gezdirerek veya salata ile kullanılır.
Oruç tutulmayan günler için örnek beslenme programı
vğ Greyfurt veya elma suyu içilir, (saat 07:00)
vğ 1 tatlı kaşığı bal, 20 mg arı sütü ile ağızda eritilerek yutulur, (saat
09:00)
v 100 gr. havuç suyu + 100 gr. elma suyu + 50 gr. su yudum yudum içilir, (saat 11:00)
vğ 150 gr. havuç suyu + 50 gr. kırmızı pancar suyu + 50 gr. su içilir, (saat 13:00)
v 1 tatlı kaşığı bal + 1 çay kaşığı polen yutulur, su veya zencefil çayı içilir, (saat 15:00)
v İncir, üzüm, hurma veya karpuz yenir, (saat 15:30)
v1 Havuç ve kırmızı pancar rendelenir, sarımsak veya soğan, semizotu, ıspanak, yeşillik ve limon suyu ile salata yapılır. Üzerine 1 çorba kaşığı sarımsaklı zeytinyağı gezdirilir. Ekmek yerine bir avuç badem ile 3 tane acı badem yenir, (saat 17:00)
v3 Haftada 2 defa bu saatte sebze yemeği, et veya balık salata ile yenebilir. "Et" bölümünden mizaca uygun olan et seçilir.
ğ Yemek yenmeyen 3 günde uykudan önce 30 gr. sarımsaklı zeytinyağı + 30 gr. limon suyu içilir, (saat 21-22:00)

An sütü ve polen bulunamazsa,-
ğ 1 kahve kaşığı kavun çekirdeği + 1 çay kaşığı turp tohumu + 1 kahve kaşığı yeşil mercimek öğütülür, 150 gr. semizotu suyu + 50 gr. su karışımıyla yutulur. Acıkınca meyve veya sebze suyu yukarıda anlatıldığı gibi içilir.
Haftada 2 defa salata yerine yenebilen yemekler
Kabak, kereviz, taze fasulye, balkabağı veya semizotu yemeği ya da üzüm yaprağı, pazı veya karalahana dolması. Yemeğin üzerine 1 çorba kaşığı sarımsaklı zeytinyağı gezdirilebilir. Yemekle birlikte 50-60 gr. saçta pişirilmiş kepekli ekmek veya haşlanmış pirinç yenebilir.
Bir öğünde yenilen yemek veya içilen sıvı miktarı 250 gramdan fazla olmamalıdır. Bu çok önemli bir husustur ve buna hayat boyu riayet etmek gerekir.
1 ay sonra karaciğer temizlemesi tekrarlanır. Karaciğer temizlemesinden bir hafta sonra kireç temizlemesi, bir sonraki hafta böbrek ve mesane temizlemesi, daha sonraki hafta kan temizlemesi yapılır. Bu temizlemelerin tamamı bittikten bir hafta sonra ise 3 günlük açlıklara başlanır, 7 gün arayla 7 defa yapılır. Son olarak da bir hafta sonra 10 günlük açlık yapılır. ("Açlıklar" bölümüne bakınız.)
Sonra:
Haftada 1 gün oruç tutmayı hiç bırakmadan, her hicrî ayın 13, 14, 15. günlerinde 3 günlük açlık yapılır ve 1 -3 ayda bir defa hacamat yaptırılır. Bu arada haftada 1 -2 defa mizaca uygun olan et, 1 defa balık, 2 tane çiğ veya 3 dakikadan fazla kaynatılmamış taze köy yumurtası, 1-5 defa yoğurt veya kefir yenebilir. Ancak besinlerin %60'ı yeşillik, sebze, zeytinyağı, bal, zencefil, taze meyve veya doğal yollarla kurutulmuş meyve, özellikle, üzüm, incir, hurma, elma kurusu olmalıdır. Taze veya kuru inciri zeytinyağına batırarak,- yoğurdu sarımsak veya yeşillik ile,- eti, yumurtayı ve balığı biraz tuz ve bol yeşil sebze ile,- balı zencefil, ceviz veya bademle,- zeytinyağını limon suyu, sarımsak ve yeşillikle yemek gerekir.
Uyan: 7 günlükten daha bayat olan yumurta kullanılmamalıdır.

Sarımsaklı zeytinyağı hazırlama:
1 baş sarımsak dövülür ve bir su bardağı zeytinyağı ile karıştırılıp ağzı kapalı bir kavanozda 24 saat bekletildikten sonra süzülerek buzdolabında saklanır.
Bu tedavinin sonunda hasta iyileşebilir ve kendini çok iyi hissedebilir. Fakat hastalığın karaciğerin bazı bölümlerinde yaptığı tahribatı düzeltmek imkansızdır. Karaciğerin hastalıktan kurtulan bölümlerinden sağlıklı organın göstereceği performans beklenemez. Bunun anlamı, hastanın, artık görevini tam yerine getirebilecek bir karaciğeri olmadığı ve ona yüklenmemesi gerektiğidir. Aksi takdirde eski haline dönmesi işten bile değildir. "Düzenli yemek" bölümündeki Tavus Kuşunun hikayesinden ibret almak gerekir.
Sıhhatli insan kendisine kaç adet rızık vadisi kaldığını anlamayabilir, fakat siroz hastası anlamak zorundadır. Belki 2, belki 1 vadisi kalmıştır ve kararını da buna göre vermelidir.
194 Hastanın karnında su toplanmışsa (istiska), şu ilaçlar kullanılır:
v* Bir baş sarımsak + 10 tane taze yeşil zeytin + 1 havuç + 500 gr. su karışımı pişirilir, ezilip süzüldükten sonra içilir.
@ Kurutulmuş acı kavun kökü öğütülür ve günde 1 -3 defa 1/2 çay kaşığı aç karnına su ile alınır. İlaç, ilk önce günde bir defa 1/2 çay kaşığı, sonra günde iki defa, sonra da üç defa alınır. Bu şekilde karındaki sıvı atılımını en iyi sağlayan doz tespit edilir ve bu tespit edilen doza göre kullanılır. Kan grubu "O", "B" ve "AB" olanlar dozu yavaş yavaş yükselterek dikkatli almalıdır. Günde bir buçuk-iki çay kaşığından fazla iç-mememeli ve bir hafta içtikten sonra 1 -2 hafta ara vermelidir. Fakat kan grubu "A" olanlar 3 kaşığa kadar ve 3-4 hafta boyunca ara vermeden içebilirler.
Veya
$ 30 gr. kuru veya 100 gr. taze acı kavun kökü ince kesilir, 1 litre su ile 15 dakika düşük ateşte kaynatılır ve süzülür. Sonra kökün suyundan 100 gr. alınır, 200 gr. bal şerbeti ile karıştırılarak yudum yudum gün boyunca içilir ve böylece 3 gün devam edilir. Sonra 3 gün ara verilir ve bir defa daha 3 gün tekrarlanır. Siroz hastalığına çok iyi gelir.

Uyan: Acı kavun kullanırken ishal olunursa ishalin durması beklenir, ishal durduktan 3 gün sonra yeniden başlanır.
Dalak büyümesi
Dalak, insanın bedeni için olduğu kadar maneviyatı için de çok önemli bir organdır.
Çeşitli hastalıklar dalağın büyümesine neden olabilir. En sık karşılaşılan dalak büyümesi siroz, kan hastalıkları, çeşitli enfeksiyonlar ve bu hastalıkların kimyasal ve sentetik ilaçlarla tedavisine bağlı olandır.
Eski alimler dalağın hastalanmasını yetersiz çiğnemeye ve hazımsızlığa bağlar,- varis, uyuz, kanser, sedef, fil hastalığı, kronik sıtma, karaciğer, kan, sinir ve ruh hastalıklarını ise dalağın hastalanmasına bağlarlardı.
Dalak hastalıklarından hangisi olursa olsun, tedaviye, beslenme alışkanlığını düzelterek, bağırsakları çalıştırarak, hacamat yaptırarak ve karaciğeri temizleyerek başlanır ve yemeği iyi çiğnemeye dikkat edilir.
Karaciğer temizlemesiyle beraber, dalak da temizlenir. Bağırsaklar yoluyla atılan kahverengi veya petrol renkli dışkılar dalağın durumunun iyi olmadığını gösterir. Bunların çokluğuna göre, ikinci karaciğer temizlemesine karar verilir. Karaciğer temizlemesinden bir hafta sonra kan temizlemesi yapılır. Kan temizlemesinden 1 hafta sonra, gerekirse ikinci defa karaciğer temizlemesi yapılır.
Eskiden tabipler dalak hastalıkları için hazırladıkları ilacı hep sirke ile birlikte kullanırlardı. Dalak hastalıklarına, bilhassa enfeksiyonlara bağlı olan dalak büyümesine karşı ise semizotu ve defne yaprağının çok etkili olduğu tespit edilmiştir. Bu yüzden temizleme günlerinin arasında şu ilaçlanıl kullanılması tavsiye edilir:
V 4 gr. taze öğütülmüş semizotu tohumu + 30 gr. üzüm sirkesi, 3 gün süreyle günde 1 defa içilir.
Semizotu tohumu yerine turp tohumu veya balkabağının kurutulup öğütülmüş kabuğu aynı şekilde içilebilir.
v 10 gr. defne yaprağı + 400 gr. su, 3 dakika kaynatılır, 30 dakika demledikten sonra süzülür ve küçük yudumlar şeklinde gün boyu içilir. Bu-

na da 3 gün devam edilir. Semizotu tohumu kullanılarak hazırlanan ilaçla dönüşümlü olarak 3'er günlük kürler halinde 3 defa tekrarlanır.
$ Taze sıkılmış 150 gr. semizotu suyu + 50 gr. su karıştırılarak günde 2-3 bardak içilir.
Semizotu yemeye ve semizotu suyu içmeye ara verilmeden devam edilir. Daha şifalı olduğu için yabani semizotu kullanmaya gayret etmek gerekir. Ancak semizotu mevsimi değilse, yerine aşağıda belirtilen sebze veya meyve sularını kullanmak gerekir.
Defne yaprağı suyu yerine ceviz yaprağı suyu da aynı şekilde içilebilir.
Dalak hastalıklarına balkabağının kendisi de kabuğu da çok iyi gelir.
0 Balkabağının dış kabuğu ince soyulur ve kurutularak öğütülür. Günde 1 tatlı kaşığı içilir.
$ Balkabağı kabuğu ile pişirilir. Bal ve dövülmüş sarımsak ile karıştırılarak yenir.
Bu ilaçların içilmesine her Pazartesi günü ara verilerek 36 saatlik açlık 196 yapılır. Ayrıca hicrî ayların 13,14,15. günlerinde sahur ve iftarı sadece su ile yapmak şartıyla 3 gün açlık yapmak ve bunu uzunca bir zaman sürdürmek gerekir.
Semizotu yerine lahana veya kırmızı pancar suyu veya mevsimine göre nar suyu su ile karıştırılarak içilir. Bu sebzelerin suları dalağın mizacına uygun olduğundan dalak hastalıklarına ve dalak hastalıklığına neden olan başlıca hastalıklara çok iyi gelir. Ancak beyaz lahana bağırsaklarda gaz yapıyorsa, brokoli kullanmak daha doğru olur. İncir, üzüm, nar, vişne, yeşil yapraklı sebze, kabak, balkabağı, kırmızı pancar, brokoli, beyaz lahana, bilhassa lahana kökü, ıspanak, semizotu yemek olarak yenirken aynı zamanda ilaç yerine de geçer. Salatalara bol limon suyu, yemeklere de hardal ve zencefil kullanılır. Yemeği günde bir defadan fazîa yememek gerekir. Yemeklerin düzeni hakkında "Siroz" bölümüne bakınız.
0 Isırgan tohumu, bal ile yarı yarıya karıştırılarak günde 1 defa, aç karnına 1 çorba kaşığı yutulur. İki hafta devam edilir. Buna, kısa aralıklar vermek suretiyle 1 yıl boyunca çemen otu ile değiştirerek devam edilir.
$ 1 tatlı kaşığı çemen otu ılık su ile karıştırılır, bal ile tatlandırılıp içine yedi damla çörekotu yağı damiatılır ve içilir. İki hafta devam edilir.

™ Isırgan otunu çay olarak veya yemek üzerine serperek, ya da yemeğe katarak, zaman zaman kısa aralar vererek, devamlı kullanmak gerekir.
ğ Brokoli suyu veya beyaz lahana suyu, semizotu suyu veya kırmızı pancar suyu günde 1-2 defa olmak üzere birer bardak içilir. Ya da mevsimine göre, günde 1-2 bardak greyfurt veya nar suyu 1-2 yıl boyunca içilir.
ğ Dalak tıkanıklığını açma özelliğine sahip olan zencefil ve tarçın baharat olarak kullanılır.
ğ Acı badem, tıkanıklıkları, bilhassa karaciğer ve dalaktaki tıkanıklıkları açmada çok kuvvetli olduğu için, 3-4 tane acı bademi tatlı badem ile birlikte yemek de çok etkilidir.
Büyümüş ve sertleşmiş ateşli dalak için kompresler:
ğ Ezilmiş beyaz lahana yaprakları sirke ile karıştırılır ve yağlı kağıda sü
rülüp, dalak bölgesine sarılır.
Veya 197
ğ Kırmızı pancar sirkede kaynatılıp ezilir ve yağlı kağıda sürülerek dalak bölgesine sarılır, 3-4 saat bekletilir. Büyümüş ve sertleşmiş ateşsiz dalak için kompresler:
™ Yağlı kağıda bal sürülür. Balın üzerine öğütülmüş hardal tohumu serpilir ve dalak bölgesine sarılır. Sonra da 3-4 kat bez ile kapatılır ve mümkün olduğunca 15-30 dakika bekletilir.
Veya
™ Her akşam çörekotu öğütülür ve eski zeytinyağı ile veya zeytinyağının tortusu ile karıştırılıp dalak bölgesine konur. Sabaha kadar bekletilir. Bu kompres ateşli şişliklere de kullanılır.
Bu kompresler semizotu tohumu içilirken yapılırsa çok etkili olur.
™ Dalak hastalıklarına karşı gebreotundan daha iyi bitki yoktur. Geb-reotu veya tomurcukları kaynatılarak içilir veya kurutulmuş kökü veya kurutulmuş tomurcukları öğütülüp çavdar unu ile yoğurulduktan sonra dalak üzerine sarılır. Ancak dalak için gebreotunun en kıymetli kısmı kökünün kabuğudur. Taze kabuk kurutulmuş kabuktan daha kuvvetlidir.

Anemi Kansızlık
Kansızlıkın dış belirtileri: