Mizah

GERÇEK TIP 4

GERÇEK TIP 4
gladyator tarafından Çarşamba, 4 Haziran, 2008 - 18:35 tarihinde gönderildi

gladyator kullanıcısının resmi

J Bir soğan ince rendelenir veya dövülür. Sonra aynı miktar bal ile ka¬rıştırılıp, yaralara sürülür.
Hadis-i Şerifte: 'Yemeğe tuz ile başlayandan Allah üç yüz otuz çeşit hastalığı uzaklaştınr. Bu hastalıklar, delilik, cüzzam, bağırsak rahatsızlığı ve diş ağnsıdır. Kalanı Allahü Teala'nın yüce bilgisinde saklıdır", büyütülmüşÂ¬tür.
Tuz derken, bugünkü rafine edilmiş sofra tuzu (NaCl, sodyum klorür) değil, doğal, işlenmemiş kaya tuzunu veya deniz tuzunu kastediyoruz. Bu tuzlar iyot, magnezyum, potasyum, çinko, silikat gibi insan sağlığı için ge¬rekli makro ve mikro elementleri içerir. Gri kaya tuzu (turşu tuzu), deniz tuzu (kalın olan), İngiliz tuzu, Hindistan tuzu doğal tuzlardandır. Bunlar ve benzeri tuzlar bağırsakları temizleyip ishali durdurur, kabızlığı ve çeşitli kokuları giderir, mide asidi üretimine yardımcı olur, donmuş maddeleri eri¬tir, diş taşlarını temizler, safrayı ve balgamı söker, yaralan temizler ve ku¬rutur, diş etlerini ve dalağı kuvvetlendirir, cilde güzellik verir. Zeytinyağı ile tuz ateşle oluşan yanıklara hemen konulsa, kabarcıkların oluşmasını ön¬ler. Yemeklere konan tuz, mide asidi üretimine yardımcı olur.

Vücudun tuz ihtiyacı günde 10-12 gramdır. Bu miktardaki tuz, bir por¬siyon ette, 3 tane zeytinde ve günlük ekmekte bulunur. Çiğ sebze ve sala¬taya tuz katmak doğru değildir. Çünkü tüm bitkiler suni gübreyle yetişti¬rildiği için, sebzeler, tahıllar, meyveler ve tohumlar zaten tuz içerir.
Rafine edilmiş tuz turşuların kalitesini, sıcak yemeklerin tadını bozar.
Tuz, sulu yemeklere pişirme sonunda, patatese pişirme başlangıcında, baklagillere yumuşadıktan sonra eklenir. Et, balık ve sebzeler (patates ha¬riç) kavrulmadan önce, patates ise kavrulma sonunda tuzlanır. Baharat kul¬lanıldığı zaman, tuzu azaltmak gerekir. Yemeklere tuz ile birlikte biraz şe¬ker de katılırsa yemeğin tadı daha lazzetli olur.
Rafine edilmiş katkılı sofra tuzu veya yapay tuz, bütün katkılı yiyecek¬ler gibi, sağlığa zararlıdır ve doğal tuzun yerini tutamaz.
Sofra tuzuna eklenen katkı maddeleri:
Sodyum Alüminyum Silikat (El 73): Renklendirici ve nem tutucu olarak kullanılan katkıdır. Zehirlidir ve katkı maddeleri dahil her tür maddeye karşı aşırı duyarlılığa neden olabilir. Dünyanın çoğu ülkesinde yasaklan¬mıştır.
Ve/veya Titanyumdioksit nanoparçacıkları nem tutucu ve beyazlatıcı¬dır. ("Katkı maddeleri" bölümüne bakınız.)
Bunlarla birlikte iyotlu tuza Potasyum iyodür katılır. Potasyum iyodü¬rün iyot stabilizörü Sodyum Tiyo sülfattır. Potasyum iyodür çok zararlı bir maddedir ve tek başına tiroid bezinin dengesizliğine sebep olabilir. (Sod¬yum tiyo sülfatın zararı için "Katkı maddeleri" konusunda "Stilfit-Sülfatlar" bölümüne bakınız.)
1 arçiîl Cumamon
Kataraktı ve göz kararmasını giderir, nezleyi, öksürüğü, saç dökülmesi¬ni durdurur. Yüzdeki siğillere, titremelere, baş ağrılarına çok faydalıdır. Ka¬raciğerdeki tıkanıklığa, rahim ve böbrek hastalıklarına iyi gelir. Vücut sis¬temlerinin çalışmasındaki düzensizliği giderir, atar damarları ve özellikle kalp damarlarını açar. Siyah çay ve kahvenin zararını azaltır. Yemeklerin üzerinde ve beyaz undan yapılmış hamur işlerinde kullanılabilir.
Tarçın günde 0,5-1 çay kaşığından fazla kullanılmamalıdır.

Üçüncü derecede ısıtıcı ve kurutucu olduğu için her gün kullanılmaz. 1 -3 haftalık kürler halinde ve haftada 1-2 defa çay, kahve ve yemeklerde kul¬lanılabilir.
Bugün tarçın yerine doğala özdeş tarçın aroması glikoz veya fruktoz ile karıştırılmakta, bu karışım hazır gıdalarda, pastahane ürünlerinde ve salep¬te kullanılmaktadır. Tarçın alırken kabuk tarçını tercih etmek gerekir.
Yeşil çay
Yeşil çay kolon, mide, karaciğer, akciğer, göğüs ve cilt kanserlerinden korur. Yüksek tansiyonu düşürür, düşük tansiyonu normale döndürür. Ka¬nı temizler, kalbi ve sinir sistemini rahatlatır. Konsantrasyon kabiliyetini olumlu yönde etkiler. Yemekten önce veya yemeğin dışında ayrı olarak, bal ile veya sade, demlenerek içilebilir. Ancak yeşil çayı 1 dakikadan fazla demlememek gerekir, aksi halde faydalı özellikleri azalır.
Uzüm Grape raisin
Hadis-i Şerifte "Kuru üzümü yemeye devam edin. Zira o safrayı açar, balgamı keser, sinirleri yatıştırır, yorgunluğu giderir, ahlakı güzelleştirir. Nefsi hoş eder, kaygıyı uzaklaştırır." buyrulmuştur.
Çeşitli mikro elementler, vitaminler ve organik asitlerin kaynağıdır, id¬rarı çoğaltır, bağırsakları yumuşatır ve rahatlatır, balgamı söker, kolestero¬lü düşürür. Bu özelliklerinden dolayı romatizmaya, böbrek, karaciğer, akci¬ğer ve eklem hastalıklarına karşı kullanılır. Yeşil üzüm (koruk) ishali durdu¬rur, bağırsaklardaki yaraları kapatır, sedef ve vitiligo hastalıklarına iyi gelir. Üzüm pekmezi kanı artırır. Sabah yenen üzüm yüze parlaklık ve güzellik verir. Taze üzüm bol glikoz, potasyum, B vitamini ve kalsiyum içerdiği için kalp ve sinir sistemini kuvvetlendirici olarak kullanılır. Saç kepeklenmesine çok iyi gelir. "Ekmekle kuru üzüm yiyen ömründe doktora muhtaç olmaz". Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in bu sözü halk arasında ünlüdür. Maalesef, şimdi asmalara, kurutulmuş üzümlere yapılan ilaçlamalar sağlık için tehlike oluşturmaktadır. Bugün ilaçlanmamış doğal üzüm bulmak ne kadar zorsa, doğal ekmek (doğal maya ile doğal buğday unundan yapılmış tandır veya saç ekmeği) bulmak da o kadar zordur.

ViÅŸne Prunus cerasus
Kansızlığa, akciğer ve böbrek iltihabı dahil bütün iltihaplı hastalıklara, dizanteri enfeksiyonuna, hepatite, idrar tutamamaya, kabızlığa karşı çok etkilidir. Kalp çarpıntısına iyi gelir. Öksürüğü keser, idrar söktürür, ishali durdurur. Vişne mevsiminde göze, günde 1-2 defa vişne suyu damlatıldı¬ğında görme kuvvetini ve gözün parlaklığını artırır. Vişne mevsiminde sa¬bahtan öğleye kadar sadece vişne yemek (1-2 kg. kadar) çok faydalıdır. Öğleden sonra yemek yenebilir.
Zencefil Zenpiber officmale
Karaciğeri, mideyi ısıtıp kuvvetlendirir, hazmı kolaylaştırır, bağırsakla¬rı güçlendirir, kusmayı önler, midedeki balgamı parçalar ve iltihabı kurutur. Kan basıncını normalleştirir, kan dolaşımını uyarır, terletir ve ateşi düşürür. Cinsel arzuları tahrik eder. Devamlı zencefil kullananlarda kanseri önler. Bağırsak hastalığı olanlar, apandist ameliyatı geçirenler, toz zencefili çay, süt ve yemeklerle birlikte günde 2 gr. (1 çay kaşığı) kadar kullanmalıdır. Beyaz undan yapılmış tatlılara, ekmeğe ve hamur işlerine zencefil katılırsa, zararını azaltır, hazmını kolaylaştır. Taze zencefil rendelenerek bal ile ka¬rıştırılır ve hergün yemekten önce 1 -2 çorba kaşığı yutulur. Veya taze zen¬cefilin özsuyu günde 1-2 çorba kaşığı içilir. Yemekten önce veya hazmı kuvvetlendirmek için yemekten sonra da içmek mümkündür.
Mide ekşimesi ve mide yanmasını gidermek için ve hazımsızlığa karşı, yemekten önce veya sonra ısırarak taze zencefil yenebilir.
Zeytin AJaCl Oka europaea
Yaprağı çiğnendiğinde, ağız yaralarına iyi gelir.
Kaynatılmış yaprağının suyu ile gargara yapıldığında, diş etlerini kuv¬vetlendirir ve diş ağrılarını giderir. İçilirse, yüksek tansiyonu ve yüksek kan şekerini düşürür.
Zeytinyağı
Birer günlük aralarla saç diplerine sürülürse saç dökülmesini durdurur, saçları kuvvetlendirir, beyaz saçları döker, baş ağrısını hafifletir.

Eski zeytinyağı ağrıyan bel ve eklemlere sürülerek masaj yapılırsa, ek¬lemleri yumuşatır ve ağrıları azaltır. Yılancığa ve alerjik cilt döküntülerine sürülürse döküntü azalır, basur memelerine sürülürse, ağrıyı dindirir, iyileşÂ¬mesini sağlar.
1 avuç kuru üzüm 1 litre su içinde kaynatılarak süzülür, bu su 200 gr. es¬ki zeytinyağı ile karıştırılıp lavman yapılırsa, kalın bağırsak yaralarına, ba¬sura, paraproktite adı verilen kalın bağırsaktaki fistüle çok iyi gelir.
Zeytinyağıyla masaj yapılan kaslar esneklik kazanır,- göze sürülse göz kuvvetlenir, kulağa damlatılsa kulak temizlenir, cilde uygulansa cildi parla¬tır, yumuşatır, güzelleştirir ve kırışıklıkları yok eder. Zeytinyağının içine kantaron, kekik koyarak, öğütülmüş çörekotu veya anasonla karıştırarak faydası artırılabilir. Cilt ve saç için kullanılan zeytinyağına bir damla me¬nekşe, gül ve benzeri kokulu yağlar eklenebilir.
Zeytinyağı içildiğinde, karaciğeri yumuşatır ve temizler, safrayı arttırır, karaciğer ağrılarını giderir, karaciğeri çalıştırır, sarılığı iyileştirir, bağırsak¬ları rahatlatır, mideyi kuvvetlendirir ve mide yaralarını kapatır, bağırsaklar¬daki kurt ve solucanları düşürür, basuru yok eder, damarları açar, koleste¬rolü ve kandaki şekeri düşürür, bağışıklığı artırır. Hem içilir ve hem de lav¬man yapılırsa, bağırsak tıkanıklığını geçirir.
Zeytinyağından maksimum fayda sağlamak için yemeği yağsız pişirdik¬ten sonra zeytinyağını üzerine gezdirmek gerekir.
Zeylin
Siyahlaştırma işlemi görmüş ve sirke ruhu veya sitrik asit ile hazırlanmış siyah zeytinin midede hazmı zordur. Böyle zeytinler dalak hastalıklarına, psikolojik dengesizliklere neden olur. Doğal salamura siyah zeytini ve sele zeytinini suyla yıkayıp yemek gerekir. Zeytin, iştah açar, mideyi kuvvet¬lendirir, yüksek tansiyonu ve kandaki şeker miktarını düşürür.
Yeşil zeytin çok besleyicidir ve hazmı siyah zeytinden daha kolaydır. Doğal hazırlanmış salamura yeşil zeytin karışık yemeklerin zararını azaltır. Sirke ruhu veya sitrik asit ile hazırlanmış yeşil zeytin ise zehirlidir, ondan sakınmak gerekir. ("Sirke" bölümüne bakınız.)

Hülasa
Her insan farklı bir mizaca sahip olduğu için kendi mizacına uygun ye¬mekleri ve davranışları seçer. Doğal yaşayan insan mutlaka doğru seçim ya¬par. Mizacı bozmamak için doğuştan itibaren doğal istekleri takip etmek gerekir. Normal doğumla dünyaya gelen, 2 yaşına kadar emzirilen çocuk¬ların istekleri doğaldır ve mizaçlarına zararlı yiyecekleri asla ağızlarına al¬mazlar, yüzlerini çevirirler. Ancak anne-baba ve çevredekiler çocukların is¬teklerini, sistematik olarak kendi isteklerine uydurmaya çalışarak, çocukla¬rı doğal davranış ve isteklerden uzaklaştırırlar. Doğal olmayan bütün hazır, katkılı yiyecekler, beslenme kurallarının ihlali, doğal olmayan oturma po¬zisyonları, ıslak mendil, pişik kremi ve hazır bez kullanımı doğal istekleri zararlı alışkanlıklara dönüştürür. Tüm bunlar insanı, mizaca uygun olmayan yemek seçimine, derin mizaç değişimlerine ve hastalıklara sürükler. Bu şart¬lar altında isteği takip etmek hastalık uçurumuna doğru gitmek demektir.
Böyle bir durumda insan mizacının özelliklerini açığa çıkartabilmek için, vücudu temizlemek ve açlık yapmak gerekir. Aç kalan insanın koku, jQg tat alma yeteneği, istekleri canlanır ve doğallaşır. Mizaç özellikleri yeniden ortaya çıkar. însan ilginç bir şekilde doğal zeytinyağı, soğan, sarımsak, ye¬şillik, meyve, kısacası sadece sağlığa faydalı ve mizacına uygun yemekleri istemeye, ancak katkılı yiyecekler, içecekler ve suni aramalardan iğrenme¬ye başlar. İşte o zaman insan yemek konusunda en doğru seçimi yapabilir. Yiyecekleri doğru seçebilen insanın fikirleri ve davranıştan da değişir.
Meyve, sebze, baharat ve bitki çeşitleri doğal olup, doğru seçildiğinde, onlar sadece yemek değil, aynı zamanda hastalıklara karşı birer ilaç hük¬mündedir. Yukarıda, en faydalı yiyeceklerin bir kısmının sunulduğu liste¬den mizaca uygun olanlar seçilebilir.
Büyük alimler bitki ve hayvanların zikrini işitir, hangi bitkinin zikri vü¬cuttaki hangi organın zikriyle uyuşuyorsa o bitkinin o organ için şifalı ol¬duğunu anlarlardı. Yani, bitkiler organların zikrini düzeltmede yardımcı olabilir. Bu konuda Peygamberimizin (s.a.v.) ilminin, gelmiş geçmiş ve ge¬lecek alimlerin ilminden daha üstün olduğunda zerre kadar şüphe yoktur. Peygamberimiz "Benim nazarımda, bal gibi şifa yoktur" buyurmuşsa, hasta¬lıklarda bal kullanmak en akıllıca seçim olacaktır. Ancak insana faydalı ola¬nın etrafına mutlaka bir tuzak kurulmuştur ve bu tuzak faydalıyı faydasız

veya zararlıya çevirmektedir. Mesela, bala hile karıştırmak, meyve, sebze, tahıl ve baklagillerin genetiğini değiştirmek, yağları hidrojenize etmek ve içine katkı maddeleri katmak bu tuzaklardan sadece bir kaçıdır. Bu tuzak¬lardan kendini koruyabilen, yani yiyeceğini kendisi üreten, doğal gıda üre¬timini teşvik eden ve yalnız bunları kullanan Allah'ın izniyle, sıhhat bulur.

f SAÄžLIÄžI KORUMA YOLLARI
"Her derdin aslı çok yemek ve her devanın esası açlıktır"
Hadis-i Åžerif
Çok yemek, hastalık mayasıdır.
Feridüddin Attar
Yediğinizi hazmetmeden, tekrar yemekten çekininiz.
İbni Sina
DoÄŸru beslenmek
Her yolculuk gibi sağlığa yapılan yolculuk da atılan ilk adımla başlar. Bu ilk adımın adı "doğru beslenmek'tir.
"Ey peygamberler! Temiz olan ÅŸeylerden yiyin ve salih ameller iÅŸleyin"
(Müminun suresi, 51). Dikkat edilirse ayette yemek, amelden önce gelmek¬tedir. Yemek yemeyi bilmeyen doğru ve yanlışı ayırt edemez, salih amel işÂ¬leyemez. Kendisine hayrı olmayan, başkalarına hiç faydalı olamaz.
Büyüklerimiz "Önce yemek yemeyi öğren, sonra marifetten bahset", derlerdi. Bugün doğru beslenmeyi unuttuğu halde herkes marifetten bah¬setmektedir.
Fatır Suresi 3. Ayeti Kerime'de "Ey insanlar! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın,- Allah'tan başka size gökten ve yerden nzık verecek bir yaratıcı var mı? Ondan başka ilah yoktur. Nasıl oluyor da (tevhitten küfre) döndürülüyorsunuz?"

Maide Suresi 87-88. Ayet-i Kerimelerde "Ey iman edenler! Allah'ın Size helal kıldığı iyi ve temiz nimetleri (kendinize) haram etmeyin ve (Allah'ın koyduğu) sınırlan aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez. Allah'ın size nzık olarak verdiklerinden helal, iyi ve temiz olarak yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah'a karşı gelmekten sakının.
Araf Suresi 31. Ayet-i Kerime'de 'Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez." buyuruluyor.
Öyleyse ölçüyü bulmak gerekir. Peygamberimiz (s.a.v.) "Gündüz be¬yazlığı ve gece karanlığında ikişer kere yemek ve içmek israf ve illettir." bu¬yurmuştur.
İlk nefesten son nefese kadar süren hayat yolculuğunda yemek ve sağ¬lık her zaman çok önemli olduğu için hataya düşmenin en kolay yolu ol¬muştur. Hazreti Adem'in cennetten kovulmasına sebep olan da yemektir. Kötü ahlakı ve davranışları ortaya çıkaran, tüm hastalıkların kaynağı olan, yaratılışı unutturan ve insanları mutsuzluğa sevkeden aşırı yemek hırsı ve doğru beslenmeye gereken önemin verilmemesidir.
Beslenme alışkanlıkları düzeltilmeden hastalıklardan kurtulmanın imka¬nı yoktur. Çünkü bu şekilde, hastalık, bir taraftan tedavi edilirken, diğer ta¬raftan beslenmektedir. Onun içindir ki, herhangi bir hastalığın tedavisi ön¬celikle beslenme alışkanlıklarının düzeltilmesinden başlar.-
Evvela zararlı yiyecekler yerine faydalı yiyeceklere, pişmiş yemek ağır¬lıklı beslenmek yerine çiğ yemeye alışmak gerekir. Normal olan, bir günde tüketilen gıdanın yüzde 40'ını pişmiş (ekmek dahil), yüzde 60'ını ise çiğ yi¬yeceklerin oluşturmasıdır.
ikinci basamak ise yiyecek ve içeceklerin miktarını azaltmaktır.
Yemek öğünleri günde iki defaya indirilmeli ve iki öğün arası 6-8 saat¬ten az olmamalıdır. Yemekte ilk önce su veya çay veya meyve suyu içilme¬li, sonra meyve veya tatlı, sonra yemek ve salata yenmelidir.
Mesela, sabah:
CJ Yeşil çay (veya su) 1-2 tatlı kaşığı bal;
$ 80-100 gr. ekmek 15-20 gr. tereyağı (tereyağı bal, zencefil veya tar¬çınla karıştırılabilir).

Veya
$ Karpuz (karpuz yerine havuç suyu, meyve suyu veya meyve olabilir).
C:" 40-50 gr. peynir (veya 1-2 tane yumurta), 5-7 tane zeytin, 100-150 gr. salata, 50 gr. ekmek AkÅŸam:
V Meyve veya kavun veya karpuz,-
ğ Baharatlı sebze yemeği yanında yoğurt veya et, ekmek veya pilav. Veya
ğ Havuç suyu veya meyve suyu veya çorba,-
vğ Etli yemek (veya balık), salata.
vü Yemekten 1,5-3 saat sonra su içilebilir.
Kahvaltı için en uygun saat 7-8 arası, ikinci yemek için ise ikindi-akşam arasıdır.
Burada dikkat edilecek çok önemli bir nokta vardır: Sindirim organları- 109 nın günlük görevi saat 21.00'de sona erer. Bu saatta mideye gelen yemek midede sabaha kadar hazmedilmeden kalır ki bu durum tehlikelidir. Mide¬de hazmedilmeyen yemek bağırsaklardaki mukozaya hücum eder.
Yemeğin miktarı ve cinsi, insanın işine, hareketliliğine ve yaşına bağlı¬dır. Ancak 250-300 gramdan fazla yememek ve doymadan sofradan kalk¬mak gerekir. Öğlen bitkisel çay, doğal kahve, su içilebilir veya bir çeşit meyve yenebilir.
Su yemekten önce içilebilir. Fakat yukarıda anlattığımız gibi, bu durum¬da bir incelik vardır: Burnun, pişen yemeğin kokusunu algılamasıyla, ağız ve mide bezleri bu yemeğin hazmı için gereken enzimleri üretmeye başlar. Bu sırada içilen su, bu enzimleri silip atar, bağırsağa akıtır, böylece yemeği sindirmek zorlaşır. Onun için, yemekten önce sadece birkaç yudum su içi¬lebilir.
Yemekle birlikte içilen su ise, çiğneme sırasında tükürük enzimleriyle ağızda başlamış olan hazım işlemine zarar verir. Tükürük üretimini azaltır, tükürükte bulunan enzimlere karışarak onları zayıflatır ve ağızda bir dere¬ceye kadar gerçekleşmesi gereken hazmı engeller. Neticede mide, karaci¬ğer ve bağırsağın işi zorlaşır. Yemeğin akabinde meyve suyu içenlerin du-

rumu daha da vahimdir, çünkü meyve suyu yemeğe zıt karakterde olduğu için hazmı bozarak, midede mayalanmaya neden olur.
Yemek bittikten sonra içilen su mideden ayrılmaz, mideyi genişletir. Enzimlere karışarak onları zayıflatır, hazmı ağırlaştırır, hazım ile meşgul olan salgı bezlerine ve kalbe ağır yük yükler.
Yemekten sonra su istenirse, sadece bir kaç küçük yudum içilebilir. Meyve veya karpuz yemek, çay, su veya meyve suyu içmek isteniyorsa ye¬mekten 30 dk-1,5 saat önce yenilip içilmesi daha iyidir. Bunlar midede çok durmadan bağırsağa iner ve midenin genişlemesini önler. Yemekten 1 bu¬çuk-3 saat sonra midenin hazmı sona yaklaşıp yemek ikinci hazma hazır olunca, insanın susaması doğaldır. İşte bu zaman, su veya şekersiz nane, ke¬kik, zencefil, biberiye, mercanköşk çayı veya yeşil çay içmek, karpuz veya kavun yemek için en uygun zamandır. Ancak bayat, doğal olmayan veya karışık yiyenlerin ve hazmı zayıf olanların hazım işlemi daha uzun sürdü¬ğünden suyu daha geç içmesi gerekir.
Yemek yerken, lokmayı küçük alıp, en az 15 defa, en uygun şekliyle 30 110 defa çiğneyerek yutmak gerekir. Unutmamak gerekir ki süt, sıkılmış mey¬ve ve sebze suyu da yemek hükmündedir. Onlar da küçük yudumlarla ağ¬za alınır, ağızda ılıtılıp içilir. Mide, bağırsak ve dalağın bozulan fonksiyon¬larını düzeltebilmek için bazen sadece yemekleri düzelterek, çiğneme sayı¬sını artırmak yeterlidir.
Sağlığını korumak isteyenler tükettikleri gıda çeşidini azaltmalı, meyve, sebze ve yemeklerden birkaç çeşidini seçerek onlara devam etmelidir. Doğru seçilmiş yemekleri yedikten sonra insan kuvvet ve hafiflik hisseder, uykusu kısa olur, gaz oluşmaz, büyük abdest problemi olmaz. Yemekler yanlış seçilmişse, insana ağırlık çöker, uyku basar, gaz, kabızlık ve ağız ko¬kusu oluşur, uykuda horlama ortaya çıkar.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) meyvelerden hurma, üzüm, kavun ve kar¬puzu, sebzelerden salatalık, kabak, kerevizi, yiyeceklerden bal, kaymak ve

rilmiş et), koyun ve kuş etini severdi. "Eğer Rabbimden her gün bana et ye¬meyi nasip etmesini isteseydim, nasip ederdi", buyururdu. Ancak bunu is¬tememiş, hayatı boyunca genelliklesu ve hurma ile yetinmiştir.
Halk arasında "Ne kadar çok ve çeşitli yersem, o kadar faydalıdır. Çe¬şitli yemekte bol vitamin, gerekli maddeler var ve onlar hastalıklara karşı

vücuduma direnç kazandırır", düşüncesi sabittir. Öyle olsaydı, zengin in¬sanlar daima sağlıklı, fakirler ise hasta olurdu. Halbuki durum öyle değil¬dir, hatta tam tersidir. Farklı yemeklerin karışımı midede hazmolunmayıp, çürür. Çürümüş yemeklerin kalıntıları damarlarda birikir, kılcal damarları tıkar. Bu durumda dokular ihtiyacı olan besleyici madde ve vitaminlerden mahrum kalır. Sonuçta çeşitli yemekler yiyenler daima açlık hissederler. Gerçekten de onlar açtır. Toklar ise az yiyenlerdir. Az yiyen ve günde 2 defadan fazla yemeyenler yediklerini kolayca ve sonuna kadar hazmeder¬ler. Bu insanlarda vücuda gerekli olan besinler kana karışır, zararlılar dışarı atılır. Mide, bağırsaklar ve damarlar temiz, dirençli ve sağlıklı kalır. Sağlık¬lı bağırsaklarda normal mikroplar yaşar ve onlar vitaminleri ve gerekli be¬sin maddelerini, hatta proteinleri havadaki azotu kullanarak sentez ederler. Gerekli besin maddeleri kan ile dokulara gönderilir, hücreleri doyurur. Bü¬yüklerimiz "Açlık azalan doyurur, tokluk ise aç bırakır", buyurmuşlardır.
Ağır çalışanlar ve spor yapanlar daha fazla yemek yerler. Onlar kasla¬rını geliştirmek için, beslenme kurallarını bozmadan, 250 gr.'dan fazla pişÂ¬miş yemek yemeden, proteinli yiyeceklere öncelik vermelidirler. Proteinli m yiyeceklerden en ivisi yeşil taze çiğ sebzedir (ıspanak, yeşil fasulye, may-danoz, dereotu, tere, kereviz yaprağı, semizotu vb.). Et, balık, yumurta ve peyniri de bol çiğ yeşil sebzeyle yemelidir. Az hareketli insanlar beslenme kurallarını bozmaz fakat gerekenden fazlasını tüketirlerse, ağır hastalıklara yakalanmazlar, sadece şişmanlarlarğ İlkbahar ve sonbaharda nezle, öksürük, aksırma, bazen ateşlenme, burun kanaması, kusma, kadınlarda adet uzama¬sı gibi tepkilerle yemek fazlalıklarını atarlar. Ancak, fazla yemek yiyenler, vücutlarını, yemeği hazmetmek, fazla besin maddelerini depolamak, zarar¬lı maddeleri dışarı atmak, fazla kiloların yükünü taşımak gibi büyük bir zah¬mete ve ihtiyarlığa sürüklerler.
Bize yerilen ömürle birlikte rızkımız da verilmiştir. Unuttuğumuz bu gerçeği aşağıdaki hikaye ile hatırlamaya çalışalım:
"Hak Teala bir Tavus Kuşu yaratmış ve ona dünya dolusu vadileri rızık olarak vermiş. Tavus Kuşu kendisine verilen rızkı bol görmüş ve hiç düşün¬meden yıllarca yemiş, sonunda sadece on tane vadi kalınca da, korkusun¬dan günde ancak on tane ekin yemeye başlamış. Sonra bir tek vadi kalınca kuş bir tane ile kanaat etmeye başlamış. Kendisine ayrılan rızık bitince, ku¬şun eceli gelmiş."

Bugün bilimadamları, kısıtlı miktarda yiyecek verilen hayvanların, fazla besin tüketenlere göre daha uzun yaşamasının sebebi olan geni tesbit et¬mişlerdir. Yaşam süresinin artmasını sağlayan bu gen, diğer genlerin işle¬mesini de düzenlemektedir. Bilim adamları, bir hayvana normalde tüketti¬ği besin miktarının yüzde 70'inin verilmesinin, hayvanın yaşam süresini yüzde 20-30 artırdığını belirtiyorlar.
Çağımızın insanı ise günde 4-5 kişinin yemeğini yemek suretiyle, çeşit¬li hastalıklara maruz kalmakta ve sağlığını kaybetmektedir. Böyle beslenen insanların sonlarının pek parlak olacağı söylenemez, hatta bu insanların hallerini "perişan" kelimesi daha doğru ifade eder. İmanlı ve az yiyen insan¬lar ise sağlığını kaybetmeden, ihtiyarlık zilletine düşmeden, ağır hastalıklar sonucu değil, rızkı tükendikten sonra yani eceli gelince sessiz, sedasız bu dünyadan ayrılırlar.
Mevsimler ve Saflık
İlkbahar
İlkbaharın güneş ışıkları, tabiatı uyandırır, yeni bir hayat için dünya yü¬zeyi temizlenir. Güneşin tesiriyle hayvanların bazısı yününü, bazısı boynu¬zunu, bazısı da derisini değiştirir. İnsan da tüm canlılar gibi ilkbahar güne¬şinin kuvvetli etkisi altında kalır. Kışın yağlı, peynirli ve etli yemeklerin ye¬tersiz sindirimi sonucu oluşan zararlı ve toksik kalıntılar ilkbaharda kusma, kanama, öksürük, aksırma, ateş, nezle, terleme, fazla miktarda idrara çık¬mayla dışarı atılır. Bu, bağışıklık sisteminin normal bir koruma mekanizma¬sıdır. Beden kendisi için gerekli olan maddeleri asla dışarı atmaz. Bedende böyle bir mekanizma yoktur.
Çiçekler açar, çiçek tozları havayı doldurur ve alerji hastalıklarında patla¬ma görülür. Çiçek tozu mükemmel bir temizleyicidir. Vücuttan tüm kalın¬tıları dışarı atmaya başlar ve bu işi o kadar güçlü ve hızlı yapar ki, vücut bu temizlemeyi idare etmekte zorlanır. Bu işin yapılmasında vücuda yardım etmek ve temizlemeyi kolaylaştırmak için, insan zararlı yiyecekleri tüket¬memeli, yediklerinin doğal, faydalı yiyecekler olmasına dikkat etmeli ve ilkbahar öncesi 3 günlük açlıklar yapmalıdır. Bu yapılırsa, açlıklarla kuvvet¬lenen vücut, çiçek tozuna karşı alerjik tepki vermeden, polenlerin etkisini kendi faydasına kullanır.

İlkbahar hastalıklarına hazırlık yapamayanlar da, ilk günlerden itibaren yemekleri azaltmalı, yeşil sezbe, bilhassa hindiba, ısırganotu, kuzukulağı, atkulağı, çobançantası, sinirliot, yabani soğan ve sarımsak gibi yeni çıkan yabani yeşillikler yemelidir. Bu günlerde oruçları çoğaltmalı, hacamat yap¬tırmalı, sülük kullanmalı, çimlenmiş yulaf veya arpa yemeli, limon, doğal sirke ya da greyfurt suyu içmeli, sinameki kullanmalı ve karaciğeri temizle¬melidir.
İnsan, hacamatla kılcal damarlarda kış boyunca toplanan yağlı atıklar ve tıkanıklıklardan, sülüklerle toplar damarlarda toplanan zararlı maddeler ve tıkanıklıklardan, karaciğer temizlemesiyle karaciğerde toplanan zehirler¬den ve tıkanıklıklardan kurtulur. İlkbahar, karaciğeri temizlemek, safra ke¬sesi, böbrek ve mesane taşlarını düşürmek için en uygun zamandır.
Mikroelementler, vitaminler, lifler, hafif ve canlı besin maddeleri içeren yeşil sebzeler, yabani otlar, çimlenmiş yulaf ve arpa bağırsaklara hareket verir. Sinir sistemini ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Sirke, limon ve greyfurt ise kanı temizleyip sulandırır.
Bütün bu işlemler kan üretimine yardımcı olur.
İlkbaharda tabiat müthiş bir faaliyet içerisine girerken, insanoğlu da boş durmamalı, yürüyüş, koşma, ata binme, kürek çekme gibi sporlar yapmalı¬dır.
Yaz
Yazın sabah 10:00-1 l:00'e kadar ve 17:00-18:00'den sonra insan güneşÂ¬te kalabilir, ancak ll:00'den 17:00'ye kadar olan zaman diliminde güneş ışınları sağlığa zararlıdır. Bu sırada dışarıda kalmak da faydalıdır, ancak göl¬geye sığınmak daha doğrudur. Güneşten korunmak için güneş kremi kul¬lanmak kesinlikle doğru değildir. Güneş ışığı D vitamini ve cildin bronzlaşÂ¬masını sağlayan melanin pigmenti oluşumunda aktif rol oynar. Melanin pigmenti cildi kansere karşı korur. Güneş kremi pigment oluşumunu engel¬lediğinden cilt kanserine yol açar. Dolayısılıyla, güneş kremi, mevcut olan tümörlerin büyümesine ve kanser hücrelerinin yayılmasına neden olur.
Güneşin etkisiyle terleme çoğalır ve yemeklere ihtiyaç azalır. Zararlı maddelerden terle kurtulma fırsatını kaybetmemek için, insan yazın müm¬kün olduğu kadar bol meyve, kavun, karpuz, çiğ sebze tüketmeli ve suyun

kalitesine dikkat etmelidir. Yalınayak yürüme, denizde, ormanda, dağlarda yürüyüşe çıkma fırsatı kaçırılmamalıdır. Deniz suyu vücuttan fazlalıkları çeker, bağışıklık sistemine, bütün uzuvlara ve sinirlere direnç kazandırır. Yüzmeyle kaslar kireçten temizlenir ve güçlenir. Deniz suyu, alerji, cilt, kas, kemik hastalıklarına ve romatizmaya şifa verir.
Sonbahar
Sonbaharda vücut kendini kışa hazırlamaya başlar: Öksürükle akciğer, aksırmakla beyin, nezleyle genizler, bademcik şişmesi ve ateşle kan, kus¬mayla mide ve safra kesesi, ishalle bağırsaklar ve karaciğer temizlenir. Bu tür rahatsızlıklarla karşılaştığında insan, ilaç almadan aç kalırsa, yemek ola¬rak çiğ meyve, sebze ve balı tercih ederse ve beslenme kurallarını bozmak¬tan vazgeçerse, kış hastalıklarından emin olur.
Bu mevsimde meyve ve sebzeye devam etmek ve sebzelerden balkaba¬ğı, kabak, kereviz, yeşillik, ıspanak, semizotu, kırmızı pancar, havuç,- mey¬velerden üzüm, nar, elma, kavun, karpuz ve hurmayı tercih etmek iyidir. İlkbaharda karaciğer temizlemesi, safra kesesi, böbrek ve mesane taşlarını düşürme işlemleri yapılmamış, sülük tedavisi uygulanmamışsa, sonbahar bu işlemler için ikinci uygun mevsimdir.
Kış
Kışın tüketilen gıdanın kuvvetli, yağlı ve haftada 3-5 defa et olması nor¬maldir. Bal ve baharat kullanmanın tam zamanıdır. Meyvelerden limon, greyfurt, portakal, kuru üzüm, hurma ve incir, kuru kayısı ve erik, kabuğun¬dan ayrılmamış ve kavrulmamış kuruyemiş, sebzelerden soğan, sarımsak, havuç, pancar, kereviz, turp, balkabağı, patates ve yeşil sebzeleri tercih et¬mek gerekir. Uzun süre saklanan ve bozulmaya başlayan meyve ve sebze¬leri veya sera sebzelerini kullanmamak gerekir. Pirinç, mercimek, kuru fa¬sulye ve nohut, kış için daha uygundur. Bu yiyecekler tüketilirken üzerleri¬ne detaylı olarak anlatılan sinameki karışımlarından birini serpmeyi unut¬mamak gerekir. Sinameki yerine keten tohumu, acı kavun kökü veya mag¬nezyum sülfat (ingiliz tuzu) da kullanılabilir.

Hareket
Her organ bir fonksiyonu yerine getirmek için yaratılmıştır. Kendi fonksiyonunu yerine getiremeyen organ zayıflar. Vücut, az çalışan organa tüm fazlalıkları ve zararlı maddeleri göndererek, onu çöplük olarak kullan¬maya başlar. Mesela, omurga, öne, arkaya, sola, sağa eğilmek ve vücuda gi¬den sinirleri tutmak için yaratılmıştır. Eğilme hareketlerini yeterli derecede yapamayan omurganın, omurlarının çevresinde derhal atıklar toplanır ve kan dolaşımı yavaşlar. Buna bağlı olarak sırt kasları zayıflar, sertleşir, esnek¬liğini kaybeder, omurgayı tutamaz hale gelir. Omurga çöker, deforme olur, fıtıklar oluşur, sinirler sıkışır. Sıkışmış olan sinirlere bağlı organlar tahriba¬ta uğrar.
Hareketli ve az yiyen insan daima sağlıklıdır ve kasları çocukların kas¬ları gibi hayat boyu esnek olur. Sıhhati korumak ve güç kazanmak için in¬san harekete ve spora muhtaçtır. Ata binme, kürek çekme, yüzme, koşma, bisiklete binme hareketleri doğal hareketlerdir ve tüm organ ve sistemlere en tesirli olanlardandır. Bu sporlar kan dolaşımına yardımcı olur, nefesi ko- 115 rur, vücudu kuvvetlendirir, kireç birikimine mani olur.
Düz tabanlı ve omurgası deforme olanlar kürek çekme, ata binme veya yüzme gibi sporlara hayat boyu muhtaçtırlar. Ancak yüzmenin denizlerde yapılması gerekir, havuz suları çok miktarda klor içerdiği için orada yüzme tavsiye edilmez.
Fakat aşırı hareket, kalp çarpıntısıyla ve nefes tıkanmasıyla, ölüme koşÂ¬maya benzer. Kalp atışlarının hızlanmaması için her bir hareket, alıştırma ile yapılmalıdır. Kalp atışları hızlandıkça, ters orantıyla ömür kısalmaya başlar. Dünyadaki rızıklardan biri olan kalp atışlarının da sayılı olduğunu unutmayalım.
Abdest
Abdest sağlık açısından son derecede faydalıdır.
İnsan vücudu üzerinde yaklaşık 700 Biyolojik Aktif Nokta (BAN) var¬dır. Bunlardan 66 tanesi, "Agresi Noktaları" olarak adlandırılan ekstra aktif noktalardır. Agresi noktalarından 61 tanesi abdest uzuvlarında yer almak-

tadır. Abdestte azalar yıkanırken BAN faaliyete geçer, agresi noktaları den¬ge kazanır. Bu sebepten abdestteki düzeni, sırayı bozmamaya özen göster¬mek gerekir.
Yüz yıkanırken mide, bağırsaklar, safra kesesi, idrar yolları, sinir sistemi ve üreme organları,-
Kollar yıkanırken bağırsaklar, kalp, akciğerler, üreme organları, idrar yolları ve kan dolaşımı uyarılır.
Kulaklar, yaklaşık 100 BAN'den ibaret olan ve hemen hemen tüm or¬ganlarla bağlantılı olan bir komuta merkezidir. Kulaklar meshedilirken bü¬tün organlar uyarılmış olur.
Ayaklar yıkanırken hormon dengesini sağlayan, büyüme ve üremeyi kontrol altında tutan hipofiz, böbrekler ve hemen hemen tüm organların faaliyetini etkileyen BAN uyarılır.
Akupunktur noktalarının uyarılması sonucunda vücutta enerji ve kan j JQ dolaşımı kolaylaşır, vücudun direnci artar, bağışıklık sistemi güçlenir. Ateş yükseldiğinde soğuk su ile abdest alınırsa, ateş 1,5-2 derece kadar düşer.
Abdest yükselen tansiyonu düşürür, baş ağrısını hafifletir, uyuklamayı, yorgunluğu ve öfkeyi giderir. Soğuk su kullanmak, abdestin ve guslün fay¬dalarını arttırır. Ancak akciğer veya karaciğer hastası olanlar, ağır ameliyat geçirenler, yaşlılar, ishal halinde olanlar için ılık su kullanmak daha iyidir.
Peygamberimiz (s.a.v.) ashabına abdest için ılık su tavsiye ederdi. Bu tavsiye avam için değil, yüksek manevi mertebelere ulaşan ve düşük ruh mertebelerine ait yıkıcı ve kronik hastalıklardan kurtulanlar içindir. Tıpkı soğan ve sarımsağı yememe tavsiyesi gibi.
Misvak akupunktur noktaları vasıtasıyla, dişetlerine 28 sinirle bağlanan beynin, 5 duyu organı ve sinüslerin, kasların, iç organların ve ayrıca üreme organlarının işlevini dengeler. Misvak kaslardaki ağrıyı azaltır, diş eti has¬talıklarını ve diş çürümesini önler, ağızdaki zararlı mikropları öldürür. Dü¬zenli misvak kullanan insan akıl sağlığını ve hafıza kuvvetini son nefesine kadar korur. Misvağın etkisi kullanıldıktan sonra 48 saat boyunca devam eder.

Namaz
Namaz Vakti
24 saat içinde ardarda gelen, 5 tane büyük ve 50 tane küçük aktif bio-ritm periodu vardır. 5 büyük periodun herbirinin başlangıcındaki ilk 15 da¬kika biyolojik olarak en aktif zamandır. Bu vakitte akupunktur noktalan ta¬mamen açık durumdadır. 5 vakit namaz bu 5 büyük biyolojik perioda denk gelmektedir. 15 dakika sonra BAN yavaş yavaş kapanmaya başlar ve bu ka¬panma süreci 1,5-2 saat devam eder.
Allah'ın Resulü (s.a.v.) buyurmuştur:
"Namaz için vaktin evveli Allah'ın rızası, vaktin ortası Allah'ın rahmeti, vaktin sonu ise Allah'ın affıdır."
"İnsanlar eğer namazlara erken gelmenin sevabını bilselerdi, bunun için yarışırlardı." Namaz Hareketleri
Rüku, iç organlarıyla birlikte yumurtalık, rahim, prostat, böbrek, idrar yolları ve omurganın sağlığını korur. Mide, karın, sırt ve boyun kaslarını güçlendirir.
Secde, bedenin üst bölgelerine kan akışını artırır, beyinde sıvı ve kan dolaşımını düzenler ve korur, beyni temizler, hafızayı güçlendirir, anlayış ve düşünce kabiliyetini artırır, akciğer, kalp ve sinir sistemini arındırır.
Selam verirken omuzlara bakma hareketi, gözü kan dolaşımı bozukluk¬larından, göz kaslarını tembellikten, ense ve boyun kemiklerini kireçlen¬meden korur.
Secdeye giderken ve secdeden kalkarken yapılan hareketle vücudun tüm eklem ve kaslarının sağlığı muhafaza altına alınır.
Abdest ve namazın maddi faydaları saymakla bitmez. Burada örnek ola¬rak sadece birkaçı anlatılmış, manevi hikmetlerine ise hiç değinilmemiştir. Sağlığını koruması için insana, abdest alması, namazlarını kılması ve yeme¬ğini azaltması yeterlidir.

Uyku
"Uykusu çok olanın ruhu hasta, işi zordur".
Uykunun en iyisi 5 saati geçmeyendir. Yetişkin bir insan için 6 saat uyu¬mak normaldir. Çocuklar, ağır çalışanlar, hasta ve zayıflar 7-8 saat uyuya¬bilirler. Akşam yemekten 2-4 saat sonra, saat 22:00-23.OO'den 04.00-05:00'e kadar olan süre uyku için ideal bir zaman dilimidir. Hiç olmazsa, saat 24.00'e kadar yatılmalı ve güneş doğmadan kalkılmalıdır.
Hazreti Ömer (r.a.) "Sabahın erken vaktinde uyumaktan sakınınız! Zira ağız kokusu, ruhi dengesizlik ve tabiat (mizaç) bozukluğu meydana geti¬rir." Ayrıca "Uyku, kuşluk vaktinde uyuyana akıl noksanlığı, ikindide uyu¬yana ise delilik getirir" demiştir.
Güneş doğmadan kalkmak ve güneş batmadan uyumamak çok önemli¬dir, çünkü bu saatlerde bütün organları ve sistemleri faaliyete geçiren ha¬yati hormonlar üretilir. Uyku halinde tüm işlemler yavaşladığından hor¬monlar da yeterli derecede üretilemez. Böylece fazla uyku hormon denge¬sizliğine ve buna bağlı hastalıklara, ayrıca psişik rahatsızlıklara sebep olur. Sağlıklı insanlar uyurken nefes sayısı ve derinliği azalır, sağlıklı bebekler gi¬bi sessizce nefes alıp verirler. Sağlıklı olmayanlar ise uyku esnasında derin nefes alıp verirler. Saatlerce derin nefes alıp-verme ile vücudun oksijen-kar-bondioksit dengesi bozulur. Bu dengesizlik de bazı hastalıklarla birlikte as¬tım hastalığına yol açar.
Yatak sert, yastık yeteri kadar yüksek, yorgan veya battaniye yumuşak ve hafif, odanın havası taze ve serin olmalıdır. En iyi uyuma şekli sağ yana yatarak uyumaktır. Baş göğse doğru eğik, dizler karına doğru çekik, kollar göğse bitişik halde uyumak en iyi pozisyondur. Bu pozisyon kalbe, kan do¬laşımına, enerji dolaşımına ve hazmedilmiş yemeğin mideden bağırsağa in¬mesine kolaylık sağlar. Ayrıca, uyku esnasında vücuda bir zarar gelecek olursa, iç organlar bu pozisyonla muhafaza edilmiş olur.
Hazmı zayıf olanlar, önce sol, sonra da sağ yana yatma ihtiyacı duyar¬lar. Omurga problemi yaşayanlar, kas ve iç organları zayıf olanlar ve yaşlı insanlar ise sırtüstü yatarlar. Hasta ve yaşlılar, çene kasları zayıf olduğu için, genellikle ağzı açık uyurlar.
Alçak yastıkla sırtüstü yatarken geniz akıntıları kesilir, yüksek yastıkla sırtüstü yatarken akıntı burun yerine, boğaza, akciğere ve mideye akar. Ge-

niz akıntısı yakıcı ve zehirli olduğundan, dışarıya akamazsa, sinüslerde ilti¬haplanmaya ve baş ağrısına sebep olur. Boğaza akarsa, bademcikler ve ses telleri rahatsızlanır, boğaz ve yemek borusunda yanma ve yaralar meydana gelir. Mideye akarsa, mide bulantısına ve mide hastalıklarına,- akciğere akarsa, akciğer hastalıklarına yol açar.
Yüzüstü yatış pozisyonuna ise eski alimler "şeytan yatışı" derler,- bu po¬zisyonda yatmayı yasaklarlardı.
Yatmadan evvel bol ve karışık yemek yiyenin midesinde üretilen enzim¬lerden tükürük bezleri de etkilenir, tükürük çoğalarak uyku esnasında ağız¬dan akmaya başlar. Bağırsak kurtları da tükürük bezlerini aynı şekilde etki¬ler. Bağırsak kurtları için tavsiye edilen tedaviyi uygulayan, beslenme alışÂ¬kanlıklarını düzelten ve az yiyen, yemekten en az 3-4 saat sonra uyuyan kimse tükürük akıntısından kurtulur.
Uykuda horlama, uykudan önce yeme alışkanlığından, hazımsızlıktan, kabızlık ve gazdan, kalın bağırsak bozukluğundan ve genişlemesinden, kü¬çük dil şişliğinden ve kalp zayıflığından kaynaklanır. Sirke içinde şap eriti¬lerek veya sirke içinde nar kabuğu kaynatarak gargara yapılırsa küçük dilin şişliğini alıp küçültür ve horlamayı azaltır.
Bağırsak tedavisi yapanlar ve yemeği azaltanlar şiddetli horlamadan kı¬sa zamanda kurtulabilirler, ancak hafif horlama devam eder. Arap alfabe -sindeki "ayn" ve "ğayn" harflerini doğru telaffuz ederek, Kur'an-ı Kerimi ne¬fes kontrolüyle okumaya çalışan kimse bu dertten de kurtulabilir. Ancak ta¬biata uygun olmayan, hazır yiyecekler ve sağlıksız gıdalar tüketenler, tıka basa yemek yiyenler, yemekten sonra meyve yiyenler, horlama problemin¬den kurtulamazlar.
Uyurken karabasan gelmesi ve kabus görülmesi, beyinde kan ve su do¬laşımının bozukluğunun işaretidir. Karaciğer, kan ve damar temizlemeleri¬ni yapmak, saunaya gitmek, hacamat yaptırmak, sülük tutturmak bu du¬rumdan kurtulmak için yeterli olabilir.
Uykuda dişleri gıcırdatan yetişkinler sara hastalığına yakalanma riski ta¬şırlar. Çocukların uykuda diş gıcırdatması ise yaş ilerledikçe geçer.
Kışın güneş ışığının azlığından, yemeklerin ağırlığından uyku çoğalır. Ancak beslenme kurallarına uyan ve oruç tutanların durumu kışın da değişÂ¬mez.

"Az ye, rahat uyul" (Atasözü).
Çok uyumaktan kurtulmak için yemeği azaltmak, saunaya gitmek, ana¬son, keten tohumu, kimyon ve sinameki kullanmak gerekir.
Uyuma zorluğu çekenlere ise hamama gitmek, uykuya yatmadan önce bal şurubu,, yulaf suyu veya arpa suyu içmek, veya çimlenmiş arpa yemek, kafa derisine zeytinyağı sürmek, reyhan ve kediotu koklamak ve hacamat yaptırmak iyi gelir.

T VÜCUDU TEMİZLEME
Vücudunuzu Temizlemeye ihtiyacınız Var mı?
• Her yediğiniz yemekten sonra büyük abdeste çıkıyor musunuz ve ye¬mek sonrası kendinizi rahat hissediyor musunuz?
• 4-5 saatlik uykudan sonra kendinizi dinç hissediyor musunuz?
• Uyandığınızda ağzınızdaki tat güzel mi?
• Vücudunuzun kokusu güzel mi?
• Vücudunuz esnek mi, ayak baş parmağınız ile alnınıza dokunabiliyor musunuz?
• Dizleriniz üzerinde veya bağdaş kurarak istediğiniz kadar oturabiliyor
musunuz?
• Bacağınızın birini yerden kaldırarak, tek bacak üzerinde 30-40 saniye kadar durabiliyor musunuz?
• Rüyalarınızda koku, tat, renk algılayabiliyor musunuz?
Tüm sorulara verdiğiniz cevap "Evet" ise, sağlığınız yerindedir ve temiz¬lenmeye muhtaç değilsinizdir.
Aksi durumda olanlar temizlenmeye ve tedaviye muhtaçtırlar.
Burada en sık rastlanan hastalıkların tedavisi ele alınmıştır, sizin hastalı¬ğınız bu saydıklarımızın arasında bulunmuyorsa üzülmeyin. Tüm hastalık¬ların sebebi aynı olduğu gibi, tedavisi de hemen hemen aynıdır.
Hangi hastalık olursa olsun sebebini anlamak için "hastalıklann başlan¬gıcı ve seyri" bölümünü ve aşağıda anlatılan bütün hastalıklann sebebini dikkatli okuyup iyi kavramak gerekir.
Kendi hastalığını bilmeyen de. üzülmesin, yukarıda "Hayır" diye cevap¬ladığı sorular üzerinde düşünsün ve okumaya devam etsin.
Vücut nasıl temizlenir?
1. Beslenme alışkanlıklarınızı kontrol ediniz. Zararlı alışkanlıkları bıra¬karak, faydalı olanlar ile değiştiriniz. Bu kitapta anlatılan beslenme kuralla-

rina göre yemeklerinizi değiştiriniz. ("Hastalık sebepleri" ve "Doğru bes¬lenme" bölümlerine bakınız.)
2. Tükettiğiniz suyun kalitesine dikkat ediniz. Vücutta toplanan zararlı kalıntıları sadece hafif su eritir ("Su" bölümüne bakınız.)
3. Taze sıkılmış meyve ve sebze suyu içiniz. Meyve ve sebze suyu orga¬nik asitler içirdiği ve sudan daha kuvvetli bir eritici olduğu için tercih edi¬niz. Tercih ettiğiniz meyve ve sebze sularını su ile karıştırarak içmeyi unut¬mayınız. ("Meyve ve sebze" ile "İlaçlar" bölümlerine bakınız.)
4. Bal, çiğ meyve ve sebzeyi tercih ediniz. Bunlar vücudunuzu temizle¬yip çalıştırır, vücuda direnç kazandırır.
5. Pişmiş yemekleri 1 öğüne indiriniz. Ağır hasta iseniz değil pişmiş ye¬mek, çiğ meyve ve sebzeden bile uzak durmak lehinizedir. Sadece günde 1 çorba kaşığından fazla olmamak şartıyla doğal bal yiyiniz ve meyve, sebze suyu içiniz. Yemeğin hazmı için vücut enerji harcar. Bal, meyve ve sebze suları ise vücuda enerji harcatmadan, ona kendi enerjisini verir.
122 6. Nefesinizi kontrol ediniz. Doğru nefes alıp vermiyorsanız onu dü-
zeltmelisiniz ("Nefes" bölümüne bakın).
7. Hacamat yaptırınız ve haftada 1 gün oruç tutunuz.
8. Mide-bağırsak tedavisi, karaciğer ve diğer gerekli temizlemeleri ya¬pınız.
9. Gerekli temizlemelerden sonra 3 günlük açlıklara geçiniz.

10. İyileşmeye başlayınca meyve, sebze sularını azaltıp, çiğ meyve ve sebzeyi artırınız. Gerekirse, 3 günlük açlıklardan sonra 10 günlük açlıklara geçiniz.
11. Yeme ve içmeyi 2 öğüne indiriniz. Sabah ilk önce meyve veya bal, akşam çiğ sebze ve yemek yiyiniz.
12. İyileştikten sonra, sağlığınızı korumak için, haftada 1 gün veya her ay (Hicrî 13, 14, 15. günler) 3 gün aç kalmaya gayret ediniz.
Dikkat! Kalp, karaciğer veya beyin ameliyatı ya da organ nakli gibi ameliyat geçirenler, dialize bağlı böbrek hastaları, iki yıldan fazla insülin kullanan diyabet hastaları, uzun tedavi sürecinden çıkanlar ve 60 yaşın üze¬rinde olan yaşlılar bu temizleme işlemini doktor tavsiyesi olmadan ve kon¬trolsüz yapmamalıdır!

Mide ve Bağırsakların Temizlenmesi
Karaciğer ve safra kesesi temizlemesine başlamadan önce hazım düzel¬tilmeli, bağırsakları çalıştırıp kabızlık giderilmelidir. Eğer ishal varsa, bağır¬sakları sağlamlaştırmak, mide ve bağırsaklarda yaralar varsa onları kapat¬mak gerekir. Yani sindirim sisteminin, karaciğerin ve safra kesesinin zarar¬lı maddeleri atabilme kuvvetine ulaşması gerekir.
Hazımsızlık
Hazımsızlık her hastalığın başıdır.
Hazımsızlık sonucunda oluşan atık maddeler karaciğere sel gibi akar,-karaciğer bu atıkları kısmen parçalar ve kan vasıtasıyla dışarı atar, kısmen depolar, kısmen de safra kesesine çamur olarak gönderir. Safra kesesi, bün¬yesine sürekli olarak gelen bu çamurdan taşlar oluşturmaya mecbur kalır. Karaciğerde depolanan atık maddeler çoğalınca, görevi karaciğerdeki atık¬ları temizlemek olan kurtlar, mikroplar ve virüsler karaciğerde yuvalanma¬ya başlar. Bu süreç hepatit, siroz veya kanser, veya aklınıza gelen her ağır hastalığın oluşumuna kadar uzayabilir. Devamlı hazımsızlık midede ilti¬haplanma (gastrit), reflü, fıtık ve ülsere neden olur. Bu hastalıklar ise haz¬mı daha da zorlaştırır.
Tedavi
Tedaviye kusmayla başlanır ("Kusma" bölümüne bakınız.)
1-2 hafta boyunca hazımsızlığın şiddetine bağlı olarak şu beslenme şek¬li uygulanır:
v Her sabah 1-3 limon suyu bir bardak su ile (kan grubu "A" ve "AB" olanlar) veya bal ile zencefil çayı, veya bal şurubu (kan grubu "O" ve "B" olanlar) içilir.
Y Acıkınca havuç suyu + elma suyu karışımı içmeye başlanır ve akşama kadar içmeye devam edilir.
v Akşam, uykudan önce 30-50 gr. sarımsaklı zeytinyağı 30-50 gr. limon suyu ile içilir. ("İlaçlar" bölümüne bakınız.)
Y Tedaviye başladıktan 3 gün sonra her öğlen 1 çorba kaşığı taze sıkıl-

mış zencefil suyu ilk önce küçük yudumlarla daha sonra büyük yudum¬larla içilir.
Bu 1 -2 hafta baÅŸka bir ÅŸey yenmez.
Bu tedavi bittikten sonra karaciğer temizlemesi yapılır. ("Karaciğer te¬mizlemesi" bölümüne bakınız.)
Kusma
Doğal beslenen sağlıklı insan fazla, mizacına uymayan, zararlı olan ve¬ya hazmedilemeyen yemeği kusar. Kusmak, zararlı yemekten kurtulmanın en kısa, en emniyetli ve en etkili yoludur. Sağlıklı insanın koruma sistemi kusma yeteneğini ömür boyu muhafaza eder. Ancak sistematik olarak do¬ğal yiyeceklerin yerine yiyecek endüstrisi ürünlerini kullananlar mizaç de¬ğişimi, kusma yeteneğinin kaybı ve ilk hazmın (ağız, mide ve bağırsaklar¬daki) bozulmasıyla karşı karşıya kalırlar. Hazım bozulmasının ardından ise ciddi hastalıklar baş gösterir.
Öyleyse bu durumda kusmaya yeniden alışmak gerekir. Midede ağırlık, hazımsızlık, geğirme veya ekşime varsa, en doğru hareket kusmaktır. Kus¬mak için 1 çorba kaşığı zeytinyağı + 200 gr. ılık su karışımını içmek yeter¬li olabilir. Ayda bir ya da iki defa kusmak ile mide kasları ve bezleri zinde kalır, safra kesesi, karaciğer, böbrekler temizlenir ve kuvvetlenir. Bilhassa kan grubu "A" ve "AB" olanların zayıf mideleri için bu işlem çok önemlidir! Ancak sık sık kusan kimsenin midesi zayıflar.
Kusmada zorlanan kan grubu "O" veya "B" olanlar, midenin üzerine ılık su torbası koyarak, iki parmağı boğazlarına sokarak kusma hissini uyandı¬rabilirler. Kusmayı başaramayanlar, 6 saat sonra müshil içmelidirler.
Kabızlık
Kabızlık, genel hazımsızlığın belirtisi ve tüm hastalıklara davetiye çı¬kartan bir rahatsızlıktır. Sağlıklı birinin, normal olarak, yediği her öğünden sonra büyük abdesti gelmelidir. Eğer gün boyunca yenen öğün sayısı bir¬den fazla ama büyük abdest günde bir defa ise bu, kişinin kabız olduğunu, büyük abdest iki günde bir ise, sağlığın tehlikede olduğunu gösterir. Bu du-

rumdan kurtulabilmek için, önce yeme alışkanlıkları değiştirilmelidir. Her yemekten 1 saat önce bir bardak su içilmelidir ("Su" bölümüne bakınız.) Su bağırsaklardaki kalıntıyı indirir ve bağırsağı harekete geçirir.
Sıhhatli olmak isteyen insan, yediği yemekten sonra büyük abdeste çık¬madan karpuz, incir, greyfurt, elma, üzüm gibi bağırsakları rahatlatıcı mey¬veler ve yeşil yapraklı sebzeler hariç ikinci bir öğünü yememelidir. Bu ka¬ideye ömür boyu riayet edilmelidir.
Sıhhat için en sağlıklı olan alaturka tuvaletleri kullanmak, yani çömele-rek oturmaktır. Klozet kullanmak ve sandalyede oturmak, kabızlığı tetikle-yen ve vazgeçilmesi gereken alışkanlıklardır.
Parkinson, MS gibi nörolojik hastalıklarda kabızlık sık görülür. Tranki-lizanlar, idrar söktürücüler, demir- kalsiyum içeren ilaçlar, antiasitler gibi bazı ilaçların kullanımı da kabızlığa yol açar.
Bağırsakları Çalıştırmak İçin
Her gün öğütülmüş sinameki veya sinameki karışımlarından biri ya da keten tohumu veya magnezyum sülfat kullanılmalı, bağırsakların çalışması 125 iyice düzene girene kadar devam edilmelidir. Bağırsaklar düzelince kulla¬nım haftada 1 defaya indirilmelidir. Ömür boyu gerektikçe, sinameki, ke¬ten tohumu ve magnezyum sülfat (ingiliz tuzu) kullanılabilir.
Bol miktarda çiğ meyve ve çiğ sebze yemek kabızlığı önler. Yemeğin yüzde altmışının çiğ ve diri olması gerekir. Sadece yüzde kırkı pişmiş ye¬mek ve ekmek olabilir. (Örneğin, günlük yemek 1000 gr. ise, onun 600 gramını meyve, sebze, meyve suyu ve bal oluşturmalıdır. 400 gramı da ye¬mek ve ekmek olabilir.)
Magnezyum sülfatın kullanımı:
Magnezyum sülfat derin tabakalardan toksin ve tuzları çekerek bağır¬saklar yoluyla dışarı atar. Ödemleri indirir, böbreklerin işlevini kolaylaştı¬rır. Bünyeye göre 1 tatlı kaşığından 1 çorba kaşığına kadar magnezyum sül¬fat (kaya tuzuna benzer bir tuz) bir bardak su ile karıştırılıp sabah içilirse, 1 -1 saat sonra büyük abdest gelir. Magnezyum sülfat, bağırsakların hızlı ça¬lışmasını sağladığından, akşam yemekten sonra değil, hazım bittikten son¬ra, sabah içilir. Hazmolunmamış yemek bağırsakları hızlı geçerek, bağır¬sakların kimyasal düzenini bozar.
Uyan-. Kan grubu "O" taşıyıcıları magnezyum sülfattan (ingiliz tuzu)

çok etkilenirler. Bu sebepten onu sadece bazı tedavi metodlarında veya 2 haftada bir defa kullanabilirler. "A", "B" ve "AB" taşıyıcıları ise, magnezyum sülfatı, gerektiğinde her gün veya haftada 2-3 defa ya da haftada bir defa devamlı kullanabilirler.
NOT: Düz bağırsağındaki bir özellikten dolayı 20 yıl boyunca her gün ingiliz tuzu kullanan bir yaşlı adamın kan grubu "AB" idi. Onun kanı, do¬kuları ve organları, bu kitapta anlatılan tedaviyi 3 yıl boyunca uygulayan¬lar kadar temizdi.
Keten tohumunun kullanımı:
1 çorba kaşığı keten tohumu taze öğütülür, biraz bal ile karıştırılıp yu¬tulur, üzerine bol su içilir. 1 tatlı kaşığı ısırganotu tohumu, 3-5 diş dövül¬müş sarımsak ve yarım çay kaşığı zencefil eklenirse, daha da etkili olur. Bu, bağırsakları çalıştırıp kabızlığı önler, şişkinlikleri indirir, kanı temizler, kansere karşı korur, yaraları kapatır.
Veya
126 1 çorba kaşığı keten tohumu 100 gr. sıcak veya soğuk su ile karıştırılır,
üzerine bez sarılıp, 1 -2 saat bekletilir. Sabah uyanınca veya akşam uykudan önce veya hem sabah hem akşam suyla yutulur.
Uyan: Öğütülmüş keten tohumu bekletilmez! İçerisindeki omega yağ asitleri şifalı etkisini kaybeder!
Keten tohumunu küçük, büyük, yaşlı, genç, herkes devamlı, ara verme¬den kullanabilir.
Keten tohumu mutlaka en az bir bardak su ile içilmelidir!
Sinameki karışımları:
y Kabızlık ve hazım zayıflığı için sinameki ve nanenin yarı yarıya karı¬şımı,-
V Kabızlık, gaz ve hazım zayıflığı için 30 gr. + sinameki, 20 gr. anason + 10 gr. kekik karışımı,-
@ Kabızlık ve karaciğer zayıflığı için eşit miktarlarda sinameki + hindi¬ba yaprağı + pelinotu karışımı,-
@ Kabızlık ve hazım zayıflığı için 30 gr. sinameki + 15 gr. kekik + 15 gr. nane karışımı,-

Bu karışımlar öğütülür ve yemek üzerine serpilerek günde yarım ila 2 çay kaşığı kadar kullanılır. Sadece nane öğütülerek değil de, ezilerek kulla¬nılır.
$ Öğütülen sinameki gerekli miktarda zeytinyağı ile karıştırılarak yutu¬lur. Büyük abdeste normal ve rahat çıkmada çok etkilidir.
V Yemekten sonra bir tutam sinameki yaprağı çiğnemek de hemen he¬men aynı sonucu verir.
Bu günlerde sık sık sinameki kullanmanın "zararları" gündeme gelmek¬tedir. Bilakis, sinameki, herkes için daima faydalı bir bitkidir. Önemli olan sinamekinin nasıl kullanılacağını bilmektir.
Sinameki kullanımı:
• Normalde yenen yemeğin kalıntıları 24-36 saat sonra bağırsaklardan atılır.
• Kabızlık sorunu varsa ya da hazmedilen besinin bağırsaklara geçişi ya¬vaşlamış ise, ancak o zaman sinameki kullanılmalıdır.
• Aç karna içilen sinamekinin müshil etkisi yoktur. Öğütülmüş sinameki
veya sinameki karışımları günün son yemeğinden sonra veya yemekle beraber kullanılmalıdır.
• Herkes, sinamekinin kendisi için en uygun miktarını belirlemelidir. Bu
miktar öyle ayarlanmalıdır ki henüz hazmolmamış besinin dışarı atıl¬masına sebep olmamalıdr. Bu miktar, normal hazım sürecini etkileme-meli, sadece bağırsaktaki atıkların normal hızında atılmasını sağlama¬lıdır. Sinameki dozu doğru ayarlandığı taktirde, sinameki aldıktan 24 saat sonra hiç problemsiz büyük abdeste çıkmak mümkün olur.
• Karışık ve normalden fazla yemek yedikten sonra yediklerini hızla dı-
şarı atmak için sinameki içenler, hazım kanunlarına aykırı hareket et¬miş,- hazım sistemini, henüz hazmolmamış yemeği atmaya zorlamış olur. Bağışıklık sistemi, yapılan bu büyük hataya tepki olarak mide bu¬lantısı, karın ağrısı, baş ağrısı, terleme ve hatta bayılma ile karşılık ve¬rebilir. Ayrıca hazmedilmemiş yemek bağırsakları hızla geçerek, onla¬rın kimyasal düzenini bozar ve bağırsaklarda yara oluşmasına sebep olur.
• Dört günden fazla süren kabızlığı geçirmek için sinameki kullanılmaz!

Önce lavman yapılır, sonra sinameki veya herhangi bir müshil ilacı kullanılabilir.
• Mide ve bağırsaklarda yaralar varsa, sinameki değil, keten tohumu kul¬lanılması gerekir. Yaralar kapanınca, sinamekiye geçilebilir.
Mide ve Bağırsaklarda Gaz
Karışık, iyi çiğnenmemiş, birbirine zıt yemekler, tabiata uygun olmayan veya bir önceki yemek hazmolmadan yenen yemekler, veya yemekten son¬ra yenen meyveler midede çürür, mayalanır, neticede gaz oluşur. Basit va¬kalarda gazı önlemek için, yenen öğünler arasında en az 6-8 saatlik aralar olmalıdır. Sabah aç karnına su, sebze veya meyve suyu içilmesi, meyve, sebze ve yemeklerden sadece gaz yapmayanların seçilerek tüketilmesi, ta¬biata (mizaca) uygun olmayan yiyeceklerin yenmemesi gerekir.
Aynı zamanda gazı ve büyük abdesti uzun süre tutmanın kabızlığa ve erken yaşlanmaya sebep olacağını da unutmamak gerekir. Gazı rahat çıkar¬tabilmek için çömelerek oturmak en iyi pozisyondur. Bu pozisyon büyük abdestin de sağlıklı atılmasını sağlar.
Çömelerek oturmak özellikle kızlar ve kadınlar için faydalıdır, kolay doğum yapmalarını sağlar. Eskiden kadınlar bütün işlerini çömelerek otu¬rup yaparlar ve doğumları da problemsiz geçerdi.
Dondurulmuş meyvelerde oluşan kimyasal değişimler meyveyi bozar ve bağırsaklarda aşırı gaza neden olur. Kavun taze değilse, o da aynı proble¬mi oluşturur.
Mevsim dışında yenen doğal kurutulmuş meyve, buzdolabında saklanan meyveden daha sağlıklıdır.
Gaz çıkaran ve £azı önleyen en $üçlü ilaçlar:
v Kimyon, anason tohumu ve otu, rezene tohumu ve otu, dereotu ve to¬humu, kakule, kekik ve zencefil. Bunlar öğütülüp, tek-tek veya karışım halinde, yemeklerin üzerine serpilir veya çay olarak kullanılabilir.
$ 2 hafta boyunca her sabah 5 gr. özerlik tohumu su ile yutulursa gaz oluşmasını önler.
@ 30 gr. havlıcan ve 30 gr. zencefil ince ince kesilir, 10 gr. karanfil ekle-

nir ve bir litre su ile 10 saat ıslatıldıktan sonra kısık ateşte 5 dakika kay¬natılır ve soğuduktan sonra süzülür. Her gün aç karnına 30-50 gr. ol¬mak üzere 2-3 defa içilir. Bal ile tatlandırılabilir. Buna 2 hafta devam edilir. Ancak, tabiatına uygun olmayan, karışık, hazır ve katkılı yemekleri tü¬ketenler, yemekten sonra meyve yiyenler ve öğünlerini kısa aralıklarla yi¬yenler asla gazdan kurtulamazlar.
İshal
Her ishalden korkmaya gerek yoktur ve acilen durdurmaya çalışmak doğru değildir.
Mide, bağırsak, karaciğer, dalak ve beyin hastalıklarından kaynaklandı¬ğı gibi, fazla veya bozuk yemek ve içeceklerden kaynaklanan ishal, vücu¬dun zararlı atıklardan temizlenmesidir.
İshal olanlar için banyo, uyku ve açlıktan daha iyi bir ilaç yoktur.
Yapılacak ilk iş 3 günlük açlığa niyet etmek ve banyo yapmaktır. Ban¬yodan sonra zeytinyağı (kekik yağı eklenebilir) ile genel bir masaj yaptır¬dıktan sonra yatmak ve bol bol uyumak gerekir.
Hasta için en iyi olan 3 günlük açlık sürecinde hiçbir şey içmemektir. Fakat çok susanırsa, ishali durdurma özelliğine sahip olan soğutulmuş yağ¬mur suyu veya zemzem suyuna, ya da dondurulup eritilmiş suya doğal sir¬ke veya limon suyu karıştırarak, küçük yudumlarla içilebilir. Suyun soğuk olmasına dikkat etmek gerekir! Çünkü sıcak ve ılık suyun ishali şiddetlen¬dirme ihtimali yüksektir.
Basit ishal vakalarında tamamen iyileşmek için sadece 2-3 gün aç kal¬mak, sonra da beslenmeyi düzeltmek yeterli olabilir. Ancak, ishal kronik hastalıklar veya akut enfeksyonlar ile bağlantılı ise, tedaviye devam etmek gerekir.
3 gün sonra:
Mevsime göre aşağıdaki meyve suyu ve karışımlarından hangisi müm¬künse su ile karıştırılır ve küçük yudumlarla istendiği kadar içilir. Bunlar, mide ve bağırsaklardan yabancı mikropları atarak, faydalı mikropların ço¬ğalmasını sağlar,- mide ve bağırsakları kuvvetlendirip yaraları kapatır.

9 Yeşil üzüm (koruk), koruk halindeki dut, mayhoş elma, vişne, limon
veya nar suyu, V Karpuzun çekirdekleriyle sıkılmış suyu, 9 Havuç + elma suyu karışımı, 9 Havuç + taze sıkılmış zencefil suyu karışımı, v- Maydanoz veya kereviz yaprağı suyu + ıspanak suyu karışımı, $ Maydanoz veya kereviz yaprağı suyu + semizotu suyu karışımı, 9 Kimyon ile kaynatılarak soğutulmuş yoğurt suyu içmeye başlanır. Q Her akşam sarımsaklı zeytinyağı, limon suyu ile karıştırılarak içilir. Buna 3 gün devam edilir.
Uyan: Zencefil, maydonoz ve kereviz yaprağı suyu günde sadece 1 çor¬ba kaşığı kullanılır.
3 gün sonra:
Q Sabah: Bal şurubu içilir. Bal şurubuna elma suyu veya arpa suyu ilave edilebilir. Ya da incir, üzüm veya karpuz yenir. Mevsim kış ise 1 -1 çor¬ba kaşığı taze kavrulup öğütülmüş keten tohumu + 1 tatlı kaşığı taze öğütülmüş ısırgan tohumu + yarım çay kaşığı öğütülmüş zencefil + 1 çorba kaşığı bal + istenirse, dövülmüş sarımsak karıştırılır ve yenir. Ye¬şil çay içilir.
Q Öğle: Yağsız kavrulmuş pirinç, kaya tuzu katılarak haşlanır, sonra yo¬ğurt suyu katılır ve biraz daha kaynatılır. Çorbaya nane, kimyon, zen¬cefil ve safran eklenir, soğuduktan sonra içilir.
Veya
Q Kavrulmuş pirinç, karanfil, zencefil ve kimyon ile paça çorbası pişiri¬lir. Soğuduktan sonra limon suyu eklenir ve içilir.
(? Ara öğün: Yukarıda belirtilenlerden herhangi bir meyve veya sebzenin suyu içilir ya da karpuz, incir veya üzüm yenir.
Q Akşam: Papatya, kekik veya biberiye çayı balla içilir.
Veya
(? 2 ölçü zencefil + 2 ölçü karanfil + 1 ölçü tarçın karıştırılır. Bu karışım¬dan 1 kahve kaşığı, 1 bardak kaynamış su ile 15 dakika demlendikten sonra içilir.

Q Uykudan önce sarımsaklı zeytinyağı + limon suyu içilir.
3 gün bu şekilde beslenmeye devam edilir. Hastanın iştahı yoksa "fay¬dalı olsun" diye yeme ve içmeye zorlanmamak, iştahına göre yiyip içmesi¬ne imkan verilmelidir.
4 gün sonra ishal hâlâ devam ediyorsa, o zaman:
9 1 tatlı kaşığı dövülmüş veya öğütülmüş nar kabuğu bir bardak su ile 5 dakika kaynatılır. 10-15 dakika demlenerek 2'ye bölünür ve bal karışÂ¬tırarak öğleye kadar 2 defa içilir. Gerekirse öğleden sonra tekrarlanır.
İshale karşı nar kabuğu yerine yeni çıkmış ceviz yaprakları veya cevizin iç perdeleri de aynı şekilde kullanılabilir. Nar kabuğu ve ceviz perdeleri kuvvetli ishal durdurucudur. Bu yüzden ishal durduğunda, kabızlığa yol aç¬mamak için bunları hemen bırakmak gerekir.
Veya
V 1 çorba kaşığı kavrulup öğütülmüş pirinç ya da arpa 400 gr. su ile ka¬
rıştırılır , 1 çorba kaşığı öğütülmüş nar çekirdeği + 1 çorba kaşığı öğü¬
tülmüş nar kabuğu eklenerek kaynatılır. 4'e bölünür ve günde 4 defa
içilir veya bu karışım ile lavman yapılır. Bu ilaç ishali durdurur, mide
ve bağırsak yaralarını kapatır.
İshal durduktan sonra, hastanın her sabah bal şurubu, sebze veya mey¬ve suyu içmesi ve günde bir defadan fazla pişmiş yemek yememeye alışma¬sı gerekir.
Bu 9 günlük tedavi ile kanlı ishal dahil her türlü ishalle birlikte ishale se¬bep olan hastalık da iyileşir veya hafifler. Kanama yapıyor olsa bile, aynı tedavi ile mide ülseri ve bağırsak yaralan da kapanır.
Her tür ishali kısa zamanda durduran ilaçlar:
V Kaynatılarak koyulaştırılan yabani semizotu suyu, ham dutun suyu,
koruk suyu veya ayva suyu içmek,
(r Keçi sütü içmek,
v1 Kavrulup öğütülmüş anason, sinirliot tohumu veya semizotu tohumu¬nu su ile yutmak.
Ayrıca karın üzerine birkaç defa kupa kapatmak ve her defasında 15 da¬kika bekletmek de ishali durdurur.

Mide reflüsü
Mide reflüsü olarak bilinen hastalık, mide içeriğinin yemek borusuna geçişini engelleyen kapak mekanizmasının gevşemesinden dolayı, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıdır. Eğer onikiparmak bağırsağın¬dan mideye doğru safra geri akımı varsa, mideden mide borusuna çıkan içe¬rik hem asit, hem de safra içerir. Safra da, mide asidi gibi, yemek borusu¬nun tahrişine neden olur. Bu durum genellikle mide fıtığıyla birlikte görü¬lür. Mide fıtığının belirtisi reflü belirtisine o kadar çok benzer ki, ayırt et¬mek zordur:
• Midede hazımsızlık, ekşime, yanma ve gaz,-
• Şişkinlik, geğirme ve ağız kokusu,-
• Su, gıda artıkları, veya safranın ya da bunların hepsinin birlikte birden-
bire aÄŸza gelmesi,-
• Tok karna yatıldığında geceleri rahatsız eden şişkinlik, geğirme ve aşı-
rı miktarda gaz,-132
• Geceleri öksürük, uyanırken meydana gelen ses kısıklığı ve boğaza
doğru yayılan ağrı.
Bunlar sırtüstü yatma ve öne eğilmeyle daha da çoğalabilir.
Hazımsızlık durumu devam ederse:
• Şişkinliğin kalbe baskısı, kalp çarpıntısı ve kan dolaşımında bozukluk,-
• Devamlı mide içeriğinin yemek borusuna kaçması ile kronik farenjit, si-
nüzit ve alerjik astım,-
• Ses tellerinin tahrişi ve kalınlaşması, ses kısıklığı, kronik tahriş öksürü-
ğü ve diş çürümesi meydana getirir. Midenin aşırı dolmasından sonra oluşan hazımsızlık ve şişkinlik, sürekli öksürük, sık ve aşırı kusma, ağır egzersiz, ve tok karna cinsel ilişki karın içi basıncını artıran nedenler¬le birlikte diafram kasının gevşemesine (reflü) ve fıtıklaşmasına yol açar. Ayrıca, gebelikte karaciğerden mideye gönderilen ve kusarak dı¬şarı atılan toksinler, yemek borusunun altındaki kasları etkileyerek gevşemesine yol açar. Yaşlılarda reflü ve mide fıtığının oluşması doku¬ların gevşemesiyle ve elastikiyetini kaybetmesiyle ortaya çıkar.
Kısacası, reflü, midesini aşırı dolduran, karışık ve birbirine ters yiyecek¬ler yiyen ve sonunda hazımsızlığa yakalanan insanlarda ortaya çıkar. Fazla

doldurulan ve içinde besinlerin uzun süre beklemesi ve çürümesi sonucu gazla şişen mide mukozası iltihaplanmaya, mide kasları gevşemeye ve sark¬maya, kapak mekanizması da bozulmaya başlar. Diğer faktörler, tetikleyi-ci faktörlerdir. Erişkinlerin yaklaşık %25'inde mide reflüsü görülmektedir.
Mide ülseri
Mide ülseri reflü ve fıtık ile birlikte veya tek başına da görülebilir. Has¬talığın başlangıcında mide ekşimesi ve ağırlık hissi, ağıza ekşi su gelmesi, dil paslanması, karnın üst kısmına bastırılınca ağrı hissedilmesi, yemekler¬den 2-3 saat sonra sırta doğru, kürek kemikleri arasına yayılan şiddetli mi¬de ağrıları görülür. Kusma ile kan gelmesi veya büyük abdestin kahverengi olması, ülserin ilerlemiş olduğunu gösterir. Mide reflüsü, gastrit ve mide ül¬serinin sebebi aynı olduğu için tedavisi de aynıdır.
Tedavi
v* Bir hafta boyunca her sabah 30-50 gr. sarımsaklı zeytinyağı + 30-50 jgg gr. limon suyu karışımı içilir ("ilaçlar" bölümüne bakınız.)
V3 Gün boyunca acıktıkça sebze suyu karışımları istendiği kadar (5-8 de¬fa) içilir,-
vğ Her akşam uykudan önce bir çorba kaşığı yeni sıkılmış taze zencefil suyu küçük yudumlarla içilir. Sebze suyu karışımı mevsime göre seçilir:
V 50 gr. soğan suyu + 150 gr. taze sıkılmış ısırgan suyu + 50 gr. su karı¬şımı,
V 150 gr. havuç suyu + 1 çorba kaşığı maydonoz suyu + 1 çorba kaşığı kereviz yaprağı suyu + su karışımı,
" 100 gr. havuç suyu + 100 gr. elma suyu + 50 gr. su karışımı,
V 150 gr. ıspanak suyu + 50 gr. kırmızı pancar suyu + 1 çorba kaşığı
maydanoz suyu + 1 çorba kaşığı kereviz yaprağı suyu + su karışımı,
ğ 200 gr. semizotu suyu + 1 çorba kaşığı maydanoz suyu + su karışımı,
W 50 gr. soğan suyu + 150 gr. patates suyu + 1 çorba kaşığı maydanoz suyu + su karışımı.

V Mayıs papatyası, civanperçemi, biberiye, mercanköşk, kekik veya ku¬
ru zencefil ince ince kıyıldıktan sonra yarım tatlı kaşığı alınır, bir bar¬
dak kaynar suyla haşlanır ve 15 dakika demlendikten sonra süzülür.
Gün boyunca 3 defa, bu şekilde demlenen taze çay soğutulmadan içi¬
lir.
ğ Sıkıştırıcı-büzüştürücü etkiye sahip olan nar çekirdeği ve iç zarları in¬ce öğütülüp elekten geçirilir ve sabah-akşam suyla birlikte 1 tatlı kaşı¬ğı yutulur. Tarhana, yoğurt çorbası veya mercimek çorbası nar çekir¬deği ile pişirilerek içilir.
& Meşe kabuğu ve meşe kozalakları da reflü, fıtık ve mide büyümesine karşı kullanılır. Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış veya öğütülmüş meşe ka¬buğu, bir bardak kaynar suyla karıştırılıp 15-20 dakika demlenir ve sü¬zülür. Gün boyunca 3 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yu¬dumlanır. 1 kahve kaşığı ince öğütülmüş taze meşe kozalağı sabah-ak¬şam suyla yutulur.
Bu hafta bittikten sonra Mide ve Bağırsakların Genel Tedavisi yapılır.
Hastaların, gece yatarken gövdelerinin üst kısmını yüksekte tutmaları gerekir. Yatmadan önce 2-3 saat bir şey yeyip-içmemek ve saat 2 l'den son¬ra ağza hiçbirşey almamak gerekir.
Mide ve Bağırsakların Genel Tedavisi (2-4 haftalık kür)
Mide tedavisine hazırlanmak için ilk önce kusmak gerekir. ("Kusma" bölümüne bakınız.)
Yemek sırasında ve sonrasında su içme alışkanlığı terk edilmelidir. ("Su" bölümüne bakınız.)
Beslenme hataları düzeltilmeli, yemek iyice çiğnenerek yutulmalıdır. ("Hastalıkların esas sebepleri" bölümüne bakınız.)
Kusamayanlar için hazmı kolaylaştıran ilaçlar:
V Yarım çay kaşığı toz zencefil yemekten önce veya yemekten sonra yu¬
tulur. 1 çorba kaşığı taze sıkılmış zencefil suyu içmek veya rendelemiş
taze zencefil yemek daha da iyidir.
Veya
V Zencefil, kekik, mercanköşk veya biberiye çayı yemekten 1,5-2 saat
sonra şekersiz içilir.

Veya
ğ Yemekten sonra karpuz yenir ya da nane, taze biberiye, mercanköşk, tarhun, kekik gibi yeşil yapraklı otlar çiğnenir. İnatçı hazımsızlık için kullanılan ilaç:
ğ Tane kimyon sirke ile ıslatılır ve 7-9 saat sirke içinde bekletildikten sonra suyu süzülerek kurutulur. Sonra kavrulur ve aynı miktarda fülfül, beyaz biber, karabiber ve zencefil ile karıştırılarak öğütülür. Günde yarım çay kaşığı, yemekten önce veya yemekten sonra yutulur. İstenir¬se hem yemekten önce hem yemekten sonra yarım çay kaşığı alınabi¬lir. Mideyi kuvvetlendirir, hazmı kolaylaştırır, mide ve bağırsaklardaki gazı yok eder. Mide ve bağırsaklar için ilaçlar:
v* Keten tohumu, inatçı hazımsızlıkta kullanılır.
(Keten tohumu her defasında taze öğütülmüş olmalı! Kronik kolit için
öğütülmemiş keten tohumu kullanmak gerekir.) 135
vğ 1 çorba kaşığı halis bal, 1 bardak ılık su ile (40 dereceden daha düşük olmamalıdır) karıştırılarak her sabah aç karnına içilir. Sabah-akşam, yani günde 2 defa da içilebilir. Günde 2 yemek kaşığından fazla bal kullanmak, kilolu olanlar için ise 1 yemek kaşığından fazla kullanmak doğru değildir.
v* Bağırsaklarda yaşayan zararlı mikroplara karşı kuru soğan ve 3-9 diş sa¬rımsak yemeli veya yutulmalıdır.
V Kabukları soyulmadan havuç, semizotu veya ıspanak suyu sıkılır. Elde edilen 150 gr. sebze suyuna 50 gr. su karıştırılır, başka hiçbir şey ye¬meden öğleye kadar 2-3 bardak içilir. Sebze suyu yerine evde yapılmış yoğurt suyu da içilebilir. Sebze ve yoğurt suyu, 1 bardağa 1-2 çorba kaşığı maydanoz veya kereviz yaprağı suyu katılmak suretiyle zengin¬leştirilebilir. Kan grubu "B" ve "AB" olanlar, kendileri için çok faydalı olan, patatesi kabuklarını soymadan sıkarak suyunu içebilirler. Yalnız patatesin genetiği değiştirilmemiş olmasına dikkat etmek gerekir.
vğ İncir ile hurma kabukları soyulmadan ve yıkanmadan yenmelidir. Eğer yıkamaya mecbur kalınırsa, yıkadıktan sonra 1-2 saat bekletilir ki üze-

rindeki faydalı mikroplar çoğalsın. Bunlar bulunmadığı zaman karpuz tercih edilir.
& Çimlenmiş eski Türk buğdayı (yani 405-550 cinsi değil) ve çimlenmiş arpa, mükemmel ilaçlardır. Yıllar boyu devam eden mide, bağırsak hastalıklarını bile 40 gün içerisinde tedavi edebilir.
V 30-50 gr. sarımsaklı zeytinyağı aynı miktarda limon suyu ile karıştırı¬
larak içilir. Sarımsaklı zeytinyağı sindirim yollarını açar, iyileştirir ve
kuvvetlendirir. Karaciğeri temiz tutar, safra taşlarının parçalanmasına
ve düşürülmesine yardımcı olur. Yemek ve salata üzerine de kullanıla¬
bilir. Ancak, unutmamak gerekir, fazla zeytinyağı şişmanlatır!
Mide ve bakırsak hastalarının beslenmesi şu 2 tertipte olabilir:
1. Tertip
0 Sabah (saat 07:00-08:00 ) 1 bardak bal şurubu İçilir.
T 1-2 saat sonra havuç suyu, ıspanak suyu, semizotu suyu, greyfurt suyu, veya yoğurt suyu içmeye başlanır ve öğleye kadar (2-3 bardak) devam edilir. Bu arada 1-3 diş sarımsak yutulur.
fa öğlen (saat 13:00-14:00) salata, yoğurt veya yeşillik ile 1 çeşit yemek yenir. Yemekle beraber veya yemekten sonra 1-3 diş sarımsak yutulur. Sarımsak yerine çiğ soğan da yenebilir.
V Akşam (saat 19:00-20:00) 1-3 diş sarımsak yutulur ve tercihe göre ya
keten tohumu ya da 1-3 kaşık çimlenmiş buğday yıkanarak yenir (bal
ve sarımsak eklenebilir) veyahut incir, hurma veya karpuz yenir (hur¬
ma karpuzla birlikte yenebilir). Taze incir mevsimi değilse önceden su
ile ıslatıldıktan sonra zeytinyağında bir gün bekletilen kuru incir de
yenebilir.
Yemek olarak: Pırasa, semizotu, kereviz, taze fasulye veya kabak gibi sebzelerden biri arpa ekmeği, pirinç ekmeği veya pilavla yenebilir. Ya da yaprak sarması, yoğurt çorbası, limonlu paça çorbası veya pirinç pilavıyla yeşillik ya da sarımsaklı yoğurt yenebilir. Yağ olarak sadece rafine edilme¬miş zeytinyağını kızartmadan kullanmak gerekir. Zeytinyağına, tadını gü¬zelleştirmek için sarımsak, taze soğan, ince kesilmiş maydanoz, kereviz yaprağı, tere, fesleğen, kekik, nane gibi yeşil sebzelerden biri karıştırılabi-lir. Baharat olarak çemenotu, köri, kimyon, defne yaprağı kullanılabilir.

Kan grubu "O" olanlar için et kırmızı pul biber, defne yaprağı, kimyon, ke¬kik, bol soğan ile haşlanır, önce suyu içilir sonra bir miktar etinden yenir. Etin yanında ekmek veya pilav yenmez.
2. Tertip
V Sabah 1 çorba kaşığı bal ile hazırlanan bal şurubu içilir.
Q 1 saat sonra 1-3 çorba kaşığı çimlenmiş buğday veya arpa yıkanarak yenir. Mevsimine ve isteğe göre çimlenmiş buğday yerine taze incir veya limon ve sarımsaklı zeytinyağı katılmış yeşil salata ya da bol ye¬şillikle yapılmış cacık yenir. Cacığa sarımsak da katılabilir.
(r Acıkınca havuç suyu, ıspanak suyu, semizotu suyu veya yoğurt suyu içilir ve akşama kadar devam edilir (3-4 bardak). Aralarda 3 diş sarım¬sak yutulur.
v1 Akşam sarımsak ve bal ile birlikte keten tohumu sonra incir veya hur¬ma yenir (hurma karpuzla yenebilir). Taze incir yerine su ile ıslatılmış ve sarımsaklı zeytinyağında bir gün bekletilmiş 3 tane kuru incir de ye¬nebilir.
Herkesin, kendi bağırsaklarının durumunu anladığı oranda sağlığını kontrol etme imkanı vardır.
Bunun için:
V 1 tane kırmızı pancar (100-150 gr.) rendelenerek, limon suyu, sarım¬
sak ve zeytinyağı ile salata yapılır. Bu salata, küçük bir parça ekmekle
veya en iyisi ekmeksiz yemek olarak yenir. Kırmızı pancar salatası
yendikten 3 saat sonra idrar kontrolüne başlanır, 36 saate kadar kon¬
trol etmeye devam edilir. Bağırsak sağlıklı ise, kırmızı pancarın rengi
kana karışmaz ve idrara çıkmaz. İdrarın rengi normal olur. Bağırsak
hasta ise pancarın rengi kana karışır, idrar da kırmızı renk alır. Bu du¬
rumda pancar vücuttan tamamen çıkana kadar (24-36 saat) idrarın ren¬
gi kırmızı kalabilir. Bu bağırsakların bozuk olduğunun işaretidir. İdra¬
rın rengi ne kadar kırmızı ise, bağırsak da o kadar bozulmuştur. Eğer
renk hafif kırmızı ise bu durum normal sayılır. İdrar bir kaç saat boyun¬
ca kırmızı olup da ara ara temiz renk verirse, bağırsaklar bölge bölge
bozulmuş demektir. Bu durumda bağırsak tedavisi yapılmalıdır.

137

Mide ve bağırsaklan kuvvetlendirmek ve kan dolaşımını canlandırmak için aşağıdaki ilaçlardan biri kullanılır:
@ Günde 2 defa birer çorba kaşığı, kabuklarıyla beraber sıkılmış taze zencefil suyu aç karnına içilir.
V Taze zencefil, kabuğu ile beraber rendelenir ve hakiki bal ile karıştırı¬lır. Günde 1 çorba kaşığı yutulur.
v 50 gr. toz zencefil, 200 gr. bal ile karıştırılır ve günde iki defa birer çay kaşığı bu karışımdan yutulur.
Veya
$ Çörekotu ve çemen aynı miktarda öğütülür, dövülmüş sarımsak ekle¬nir ve bal ile karıştırılıp her sabah aç karnına veya her akşam uykudan önce bir çorba kaşığı alınır.
Kuvvetli bir sindirim sistemine sahibi olmak isteyen her insan bunu yıl¬da 2-3 defa 2 haftalık kürler halinde yapmalıdır.
Apandist ameliyatı geçirenler taze veya kuru zencefi kullanmayı hiç bı¬rakmamalı, zaman zaman 1- 2 aylık aralar vererek, kullanmaya devam et¬meliler. (Zencefil, çay olarak veya yemeklerde baharat olarak, veya rende¬lenip bal ile karıştırılarak da kullanılabilir).
Bağırsak tedavisi için yukarıda önermiş olduğumuz iki seçenekten biri uygulanırken, bir taraftan da verilen aralarda 3 günlük açlıklara, iyileşme gerçekleşene kadar devam edilmelidir. Burada 3 günlük orucun rolü büyük¬tür. Genişleyen mide ve bağırsaklar ancak bu orucun yardımıyla normal formuna kavuşur. Önceden oluşmuş cepler, genişlemeler ve iltihaplanma sebebiyle meydana gelen bağırsaklardaki kısmî kaynamalar bu tedaviyle yok olabilir.
Bağırsak tedavisi sırasında, incir, hurma, vişne, zencefil, keten tohumu, sarımsak ve bal tüketmek gerekir. Bağırsakların durumu ne kadar ağır olur¬sa olsun, kelleşmiş, yaralanmış, kısmen daralmış, genişlemiş, cepler oluştur¬muş dahi olsa iyileşebilir, yeter ki yukarıda belirtilen tedavi dikkatle uygu¬lansın.
Tedavinin amacı
• Bağırsaklara sinamekiyle hareket vermek,-
• Keten tohumu ile temizlemek ve şişkinlikleri yok etmek,

• Sarımsakla yabancı mikropları öldürmek,
• Semizotu, ıspanak, havuç suyu veya yoğurt suyuyla yaralan kapatmak,
• incir ve hurmayla gerekli mikropları bağırsakta çoğaltarak onu kuv¬vetlendirmek,
• Oruçla mide ve bağırsaklara formunu yeniden kazandırmaktır.
Mide ve bağırsaklar tedavi edilirken, tüm vücut tedavi görmüş olur. Çünkü, Allah'ın yarattığı mükemmel mekanizma böyle çalışır. Modern tıp metodlarıyla bir organın tedavisi sırasında, bütün vücudun harap edildiği¬ni her gün farklı örneklerle görüyoruz.
KaraciÄŸer Temizlemesi
Ön Hazırlık
Karaciğer temizlemesi yapmak isteyenler, doktor farklı bir şey öner-mediyse, karaciğer temizlemesine hazırlık için genellikle mide ve bağırsak- 139 ların tedavisi ile başlamalıdır. Bu süreç 3-4 haftadır. Karaciğeri temizleme süresi ise 3 gündür. Toplam süre 24-31 gündür.
Kronik hastalar ve 50 yaşını geçmiş olanlar, hazırlık için, mide ve bağır¬sak tedavisini 4-5 hafta sürdürmelidirler.
Gençler ve sağlıklı olanlar 2 hafta boyunca aşağıda anlatıldığı gibi ha¬zırlık yapabilir:
vğ Sabahtan öğleye kadar meyve ve sebze yemeli veya tercihe göre mey¬ve ve sebze suları içilmelidir. (Limon suyu, greyfurt suyu, elma suyu, havuç suyu, ıspanak suyu + havuç suyu karışımı veya elma suyu + ha¬vuç suyu karışımı)
0 Öğlen: Salata veya yoğurtla bir çeşit sebze yemeği (pilav olabilir) ve¬ya sadece salata veya yoğurt. Yoğurdu ince doğranmış maydonoz, ta¬ze soğan veya sarımsakla karıştırmak gerekir.
vğ Akşam: Salata, meyve veya kavun-karpuz yenir veya zencefil çayı ya da yeşil çay bal ile içilir. (Bal çaya karıştırılmaz, çayın yanında yenir) J0,gr. sarımsaklı zeytinyağı ve 30 gr. limon suyu karıştırılır ve uykuya yatmadan önce içilir.

Sonra da karaciğer temizliği yapılır. ("Karaciğer temizleme, 1. gün" bö¬lümüne bakınız.)
Q Toplam süre 17 gündür.
Not: Hazırlığın devamında haftada 1-2 gün sadece meyve suyu veya havuç suyu karışımıyla geçirmek çok iyi olur. Kabızlık sorunu olanlar öğü¬tülmüş sinamekiyi yemeğin üzerine kullanmalıdır. Sinameki yerine yeni öğütülmüş veya ıslatılmış keten tohumu da kullanılabilir.
Sağlıklı gençler hazırlık sürecini daha kısa tutabilir:
Yukarıda anlatıldığı gibi 7 gün geçirilir. 8, 9 ve 10. günler aç kalınır ("3 günlük açlıklar" bölümüne bakınız.) Oruçtan sonra 11. gün saat 17:00'ye kadar elma suyu içilir, saat 17:00'de bir silme çorba kaşığı magnezyum sül¬fat bir bardak suda eritilip içilir ve akşam saat 19:00'da karaciğer temizle¬mesine başlanır. ("Karaciğer temizlemesi 3. gün" bölümüne bakınız.)
Toplam süre 11 gündür.
5-10 yaşındaki çocuklarda ise 1 veya 3 gün açlık yapılır. Açlık bittikten 140 sonra, karaciğer temizlemesi 1 günlük açlıkta, "karaciğer temizlemesi 1. gün"den başlayarak, 3 gün açlıkta, "karaciğer temizlemesi 3. gün"den başÂ¬layarak uygulanır.
Toplam süre 4 gündür.
Bu yaştaki çocuklarda kullanılan zeytinyağı miktarı 100 -150 gram,- sa¬at 17:00'de içilen magnezyum sülfat miktarı 1 tatlı kaşığı olmalıdır.
Bunlardan daha kısa bir hazırlık yapılamaz.
Dikkati Temizliğe hazırlık sürecinde 1 hafta et, süt, yumurta, peynir, şe¬ker, bayat, karışık ve birbirine ters yiyecekler yenmez. Hazır yiyecekler ve içecekler, ekmek, siyah çay, kahve ve çikolata kesinlikle tüketilmez.
İlk gün hazırlığa ve karaciğer temizliğine niyet edilir. Hazırlık bittikten sonra karaciğer temizlemesi niyeti tekrarlanır. Niyet çok önemlidir, çünkü karaciğer kendi çalışmasını sizin niyetinize göre planlayacaktır.
KaraciÄŸer Temizlemesi
Çok önemli: Temizleme süresi 3 gündür. Temizlemeye başlamadan ön¬ceki akşam, tercihe göre magnezyum kalsini veya magnezyum sülfat ya da

öğütülmüş sinameki içilerek bağırsaklar boşaltılmalıdır. Ertesi sabah yani temizlemenin 1. günü en az 2-3 defa büyük abdeste çıkılmalı ki, bağırsak¬lar tamamen boşalsın. Aksi olursa, yani bağırsak tam anlamıyla boşalmaz-sa, lavman kullanılır. Gerektiği zaman kullanmak üzere evde lavman bulun¬durulur. Lavman seti içindeki jel ve ilaç, kimyasal madde içerdiği için kul¬lanılmaz. Yalnızca torba ve hortumu kullanılır. Lavman suyunun 35-36 de¬rece olması gerekir. Bir buçuk litre lavman suyuna 1 limon suyu katılabilir.
1. Gün:
Sabah ilk olarak bağırsaklar boşaltılmalıdır. Daha sonra meyve veya sebze suyu içmeye başlanır. Karaciğer temizlemesi için en iyisi ekşi elma suyu kullanmaktır. Ancak herhangi bir çeşit elma suyu veya greyfurt suyu, limon suyu, ıspanak suyu, havuç suyu ya da YPğurtjüyujda içilebilir.
Meyve ve sebze suları taze, bozulmamış meyve ve sebzeden yeni sıkıl¬mış olmalı ve bekletilmeden, her defasında içileceği anda sıkılarak içilme¬lidir. Meyve veya sebze suları, bardağın 1/4'ünü su oluşturacak şekilde suy¬la karıştırılır. En az 1,5 litre olmak şartı ile 3 litreye kadar içilebilir. Yağsız yoğurt suyu yarı-yarıya ıspanak suyu ile veya 1 çorba kaşığı maydanoz ve¬ya kereviz yaprağının suyu ile de karıştırılabilir. Dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biri de mevsim meyve ve sebzelerinin kullanılması¬dır.
2. Gün:
Birinci gün gibi, meyve veya sebze suları içmeye devam edilir. Çalışan¬lar iş yerinde ilk 2 gün 2-3 elma veya limon ve greyfurt yiyebilirler. Mey¬ve yiyenler 2. günün akşamında, büyük abdesti gelmezse, magnezyum sül¬fat veya sinameki tozu içmeli ya da lavman yapmalıdırlar.
3. Gün:
Bütün gün meyve veya sebze suyu içmeye devam edilir. Akşam saat 17:00'de silme bir çorba kaşığı magnezyum sülfat bir bardak suda eritilir ve içilir. (Magnezyum sülfat bulunamazsa, yarım çay kaşığı öğütülmüş sina-meki içilmelidir).
17:00'den 19:00'a kadar hiçbir şey içilmez. Saat tam 19:00'da sağ tarafı¬na, karaciğer üzerine ılık su torbası koyularak yatılır.



[ gladyator blogu | Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun | arkadaşına gönder | 2347 okuma ]

 

Kullanıcı girişi

Gezilesiceler
  >>  Sohbet
  >>  Kan Bankası
  >>  DivX indir
  >>  Altyazı
  >>  Web Tasarım
  >>  Modifiyeli Arabalar
  >>  Kalibrasyon
  >>  Fatih Yasar
  >>  Turkey Holiday
  >>  ÅžÃ¶mine
  >>  Güzel Sözler

 

Kimler çevrimiçi
Şu an 3 kullanıcı ve 41 ziyaretçi çevrimiçi.

Çevrimiçi kullanıcılar


Son yorumlar

Kimler yeni