 |
Ezanı dinlerken hiç titrediniz mi?
« : Temmuz 25, 2008, 16:46:56 »
--------------------------------------------------------------------------------
Ezanı dinlerken hiç titrediniz mi?
Bir haziran günü herkes minarelerden yükselen âAllahü ekberâ nidalarıyla ağlamaya başladı. 18 yıllık Türkçe ezan işkencesinin bitişi bütün ülkeye bayram yaşattı. 14 asır önce ilk defa Bilal-i Habeşiânin okuduğu ezan yaşanan her türlü sıkıntıya rağmen bugün elhamdülillah okunduğu her yere nur saçıyor.
Her gün minarelerden yükselen ezanı dinlerken gözyaşına boğuldunuz mu hiç? Hele bu kutlu çağrıyı işitince sevinçten uçup kurban keserek bayram ettiniz mi?
Çoğumuz için imkânsız bu. Çünkü ezana alıştık, onu kanıksadık, cazibesinden, ihtişamından, güzelliğinden uzaklaştık. Belki ezanı işitince duygulanıp ağlayan olur, ama kurban kesip bayram etmek hayli uzak bir ihtimal.
Ancak 17 Haziran 1950âde minarelerden ezan sesini duyanlar önce kulaklarına inanamadılar. âAcaba bir yanlışlık mı var?â diye dikkat kesildiler. Minarelerden, âAllahü ekber⦠Allahü ekberâ sedaları yükseliyordu. Devamı olan, âEşhedü enlâ ilâhe illâllahâ gelmeye başlamış, 18 yıldır hasret kaldıkları ezana kavuşmuşlardı. Ezanı sonuna kadar adeta her kelimesini, her hecesini büyük bir özlemle dinlemişlerdi.
Genç ihtiyar, kadın erkek, hüzün ve sevinçle karışık duygu yoğunluğunu gözyaşlarıyla ifade ediyor, kimileri de şükür kurbanları keserek bu muhteşem günü kutluyordu. Özellikle yaşlı olanların, ezanın orijinal halini yıllarca dinleyip 18 yıllık Türkçe ezan işkencesine sabredenlerin sevinci bambaşkaydı.
Hüzünlü bir hikâye: Türkçe ezan
Türkçe ezanın hikâyesi 1931 yılının Aralık ayında başladı. Mustafa Kemalâin emriyle dokuz hafız, Dolmabahçe Sarayıânda ezanın ve hutbenin Türkçeleştirilmesi çalışmalarına başladı. Kurâanâın Türkçe tercümesi ilk kez İstanbulâda Yerebatan Camiiânde Hafız Yaşar tarafından okundu.
İlk Türkçe ezanı Fatih Camiiânde okuyan ise, Hafız Rıfat Beyâdi. Çalışmalar büyük bir hızla ilerliyordu. 3 Şubat 1932 tarihine denk gelen Kadir Gecesiânde İstanbullular yeni bir sürprizle karşılaştılar. Bu kez yer, Ayasofya Camiiâydi ve sıra Türkçe Kurâanâla birlikte tekbir ve kamete gelmişti.
18 Temmuz 1932 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığı aldığı emir üzerine ezanın Türkçe okunmasına karar verdiğini açıkladı. Takip eden günlerde, yurdun her yerindeki Evkaf Müdürlüklerine Türkçe ezan metni gönderildi. 4 Şubat 1933 tarihinde, müftülüklere ezanı Türkçe okumalarını, buna uymayanların kesin ve şiddetli bir şekilde cezalandırılacaklarını bildiren bir genelge gönderildi.
Bu genelge tavizsiz ve acımasız bir şekilde uygulandı. Türkçe ezan ve kamet okumayanlar işkence gördü, cezalandırıldı, hapsedildi, sürgüne gönderildi.
Türkçe ezanın sözleri
Ezanın Arapça cümleleri Türkçe ezanda şöyle düzenlenmişti:
Allahü ekber: Tanrı uludur.
Eşhedü enlâ ilâhe illâllah: Şüphesiz bilirim bildiririm: Tanrıâdan başka yoktur tapacak.
Eşhedü enne Muhammedür resûlüllah: Şüphesiz bilirim bildiririm: Tanrıânın elçisidir Muhammed.
Hayye alessalâh: Haydi namaza.
Hayye alelfelâh: Haydi felaha.
Lâilâhe illâllah: Tanrıâdan başka yoktur tapacak.
Arapçaâdan Türkçeâye tercüme, tamamen acemice, ruhsuz ve anlamsızdı. Ezanın orijinal halindeki cazibe, ihtişam, tesir, nefaset yok edilmiş, sadece şekilden ibaret kalmıştı.
İlk ezan nasıl okundu?
Oysa ezanın doğuşu, ilk okunuşu öylesine ilginç ve tatlıydı kiâ¦
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Medineâye hicret edince Müslümanları namaza çağırmak için ashabıyla istişare etmişti. Namaz vakti bir bayrak dikmek, boru veya çan çalmak, ateş yakmak gibi teklifler yapıldı. Ama Efendimiz hiçbirini beğenmedi.
Bir sabah, Abdullah bin Zeyd (r.a.) Peygamber Efendimize gelerek, rüyasında bir adamın kendisine namaza davet etmek için bazı cümleler öğrettiğini belirtti. Zikrettiği cümleler, bugün okunan ezandaki cümlelerdi.
Bunun üzerine Efendimiz, âİnşaallah bu rüya doğrudur! Bilâl ile birlikte kalk da, gördüğünü ona öğret, ezanı okusun. Çünkü, onun sesi güzel ve gürdürâ buyurdu.
Hz. Bilâl, Mescid-i Nebevîânin yakınında bulunan yüksek bir yere çıkarak, öğretilen kelimelerle ezanı ilk defa okudu. O gece Hz. Ömer (r.a.) ve Ashâb-ı Kiramâdan bazıları da bu rüyâyı aynen görmüşlerdi. İşte bu sırada, âEy inananlar! Cuma günü namaz için çağrıldığınız zaman, hemen Allahâın zikri olan namaza koşunuz. Alışverişi bırakınız. Bilirseniz sizin için bu daha hayırlıdır" meâlindeki Cuma Sûresiânin 9. âyet-i kerîmesi nâzil oldu. Böylece, ezan vahiyle de bildirilip teyit edildi.
İslamâın bir sembolü
İşte o günden beri 14 asırdır orijinal haliyle okunmakta olan ezan ülkemizde 18 yıl boyunca Türkçe okunmuştu. 14 Mayıs 1950âde iktidara gelen Demokrat Parti, yaklaşık bir ay sonra 17 Haziranâda ezanı aslına döndürdü. Ne yazık ki, 27 Mayıs 1960âda yapılan ihtilalin gerekçelerinden birisi bu icraat olmuştu.
DPânin yaptığı doğruydu. Çünkü, İslamâın bir sembolü olan ezanın kelimeleri ve nasıl okunacağı Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından belirlenmişti. Ezan dünyanın her yerinde, farklı ırk ve dil taşıyan Müslüman milletlerde hep Arapça okunmuştu. Bediüzzamanâın ifadesiyle, ezan sadece namaz vaktini bildirmek için değil; kâinatın yaratılmasının en büyük neticesi ve insanlığın yaratılış sebebi olan tevhidi ilân ve Allahâa karşı kulluğu izhar etmek içindi. Yine o, ezanı aslına çevirmekle Demokratların on derece kuvvet kazandığını belirtiyordu.
Ezan etrafa nur yayar
Ezan cümlelerinin dizilişi bile ayrı bir güzellik ve aşamalı bir seyir takip eder. Önce Allahü ekber ile Yüce Yaratıcımızın en büyük olduğu ilân edilir. Ezan sesinin ulaştığı yere kadar bir nur yayılır. Sonra âEşhedü enlâ ilâhe illâllahâ ile Allahâın birliğine olan şahadetimizi haykırırız. Arkasından gelen âEşhedü enne Muhammedür resûlüllahâ cümlesi, ismini ismiyle birlikte yazan Rabbimizin Habibine olan imanımızı terennüm eder. İman hakkıyla ifade edilince sıra ibadete gelir. âHayye alessalâhâ, en muhteşem ibadet olan namaza çağrıdır. âHayye alelfelâhâ ise, iman edip namaz kılanların kurtuluşunu müjdeler. En sonunda yine Rabbimizin en büyük olduğu vurgulanır ve tevhidin ilânıyla ezan son bulur.
Bu yüzden her ezan okunurken onu dinlemek, konuşmamak, hatta selam vermeyip Kurâan bile okumadan müezzinin her cümlesinden sonra onu tekrar etmek gerekir.
Sanki ezanı okuyan Bilâl-i HabeşÃ® imiş gibi duygulanmak, sanki az sonra Mescid-i Nebevîâde imam olacak olan Resulüllahâın arkasında namaz kılacakmışız gibi heyecanlanmak, Yüceler Yücesiânin huzuruna çıkmak arzusu ve sevinciyle dolup taşmak lâzımdır.
âEzanı duyunca hücrelerim titrediâ
İşte böyle bir heyecanı yaşayan manken ve oyuncu Yaşar Alptekinâin üç yıl önceki ilk namazındaki duygularını paylaşmak istiyorum ki, yaşadığımız sıradanlığı kırıp ezandan zevk almak için bir çabaya girelim. Kendisini Moral FMâdeki programımıza davet ettiğimizde anlattıkları gerçekten heyecan vericiydi. Şöyle anlatıyordu camide namazı beklerken dinlediği sabah ezanını:
âCamide tam diz çökmüş yerde otururken, bir sesle irkildim. Hani deprem olur ya... Alttan sallar ya her şeyi... Sanki yer gök sarsılıyordu⦠Ezan sesini duyduğum zaman, Allah şahidimdir ki, organlarımı bırakın, en küçük hücrelerim bile böyle titremeye başladı. İşte bu yıllardır hasret kaldığım ezandı. Bu Sultanlar Sultanı olan Rabbimin çağrısıydı. Tam 42 yıl bu sese kulak tıkamış, Rabbimin davetine sırtımı dönmüştüm. Ama şimdi beni çepeçevre kuşatmış, adeta şefkatle kucaklamış, bağrına basıyordu.
Ayağa kalktığımda hâlâ titriyordum. Ben ezan sesini daha önce de duymuştum, ama ilk defa o kadar kuvvetli, o kadar derinden hissetmiştim. Ben hâlâ titriyordum. Başkası fark etmedi benim titrediğimi⦠Ama ben içimde bir deprem yaşıyordum.â
Allah bizlere her namaz vaktinde asumanı çınlatan ezanı dinlerken böyle bir heyecanı ve duygu selini yaşamayı nasip etsin.
alıntı
|
 |
4 saat 43 dakika önce
4 saat 43 dakika önce
4 saat 46 dakika önce
5 saat 37 dakika önce
5 saat 45 dakika önce
5 saat 53 dakika önce
6 saat 11 dakika önce
6 saat 28 dakika önce
6 saat 34 dakika önce
6 saat 39 dakika önce