 |
"Hayat denen sonsuzluğun, karşısında bir çocuğuz.
Düşe kalka büyürken, kalkamayız bir çoğumuz.
Ama bitmez yolculuklar, belki biraz canın yanar.
Düştügün yerde doğrulur, başlar yine ilk adımlar"
âDeğerli, Değersiz'in yanına oturmuş, Değersiz'e demiş ki: 'Yaa sen ne işe yaramaz, pasif, âdi ve değersiz bir şeysin." Değersiz, Değerli'nin bu sözlerini duyunca şöyle demiş: 'Toprakta fide iken, sulanırsın. Dalında meyve iken, taşlanırsın. Sonbahardaki yapraklarla, yaşlanırsın. İşte o zaman değerini yitirir, benimle paylaşırsın.â
Kendisiyle yapılan röportajda, tiner bağımlısı bir genç, bu sözleri söylüyor. Ne demek istiyor. Yani kendisinin tiner çekmesinin haklı bir yanı olduğunu mu söylüyor... Evet, bu misâli verdiğine göre, öyle anlaşılıyor. Peki bu söze karşılık ne demeli. Ona, âEvet doğru söylüyorsun, haklısınâ ya da â Kendin ettin kendin buldun; senin haklı bir yanın yokâ mu demeli.
Bu her iki tavrın merkezine, empatiyi koyarsak, sanırım o gencin, bu sözünü âdil bir ölçüde değerlendirebiliriz.
Evet, bir düşünelim, bizim de anne babamız, bizi damsız sokaklara bırakacak kadar sorumsuz olsaydı, insanı garip bir hale sokacak kadar maddi sıkıntılar yaşasaydı âilelerimiz, ne yapacağımızı bilemeyecek bir halde olsaydık, o durumdayken, gecenin ortasında yapayalnız kaldığımızda, ne yapardık kim bilir. İnsan, dilinden anlayan, aynı duyguları yaşayan, üç beş arkadaş bulmak, herhalde bizim için en güzel şey olurdu.
Demek istediğim şey, tinercilerin çoğunluğu bu sebeplerle sokakları seçmişler. Bir diğer tinerci gençle röportaj yapan, röportajın sonunda, şu soruyu yöneltiyor tinerci çocuğa âHayatta 'Şu olsun. Ben bundan çok mutlu olurum. Başka bir şey istemem.' dediğin bir şey var mı?" Genç, cevap olarak şunu söylüyor âİnsanlar, bana sevgiyle yaklaşsınlar, başkada bir şey istemem.â
İlginç değil mi? Sokakta yanından geçmekten irkildiğimiz 19 yaşında bir genç, bunları söylüyor. Üstelik, toplum onu dışlıyor olduğu halde. Yani toplumdan yana yüreğinde beslediği bir ümidi var. İnsan, âŞükür ki topluma karşı düşman kesilmemişâ diyesi geliyor Peki bizim onlardan yana bir ümidimiz var mı? Bu soruyu kendimize sorsaydık, herhalde bu güne kadar gidip bir tinercinin derdini dinlemeyi denerdik. (Dinleyenlerin yaptığı faaliyeti es geçmeden onları kutlamak istiyorum.)
Maksadım, tinercilerin, tiner çekme faaliyetinde sorumluklarının olmadığını iddia etmek değil. Bilakis, onlara bakış açımızın ne kadar doğru olup olmadığını sorgulamaktır.
Maddeye olan tutkusu sebebiyle, insânî vasıfları zayıf düşmüş, egoist, sadece kendisi için yaşayan, toplumlar da tinerci türü insanların çok olması, şaşılacak bir şey değildir. Asıl şaşılacak şey, insanların muvakkat olan dünya hayatında geçici, elimizde kalmayacak şeyler pahasına, kendisinin dahi özlediği, fakat arzularının esiri olarak kaybettikleri kardeşlik duygusunu yaşayamamaları olsa gerek.
Hâl böyleyken, biz toplum ve fert olarak, üzerimize düşen görevleri yaptığımız sürece, insanlığı, kardeşliği, vefâyı yaşayabilir ve elimizden geldiğince yaşatabiliriz.
İnsanlara, farkında olmadığımızı bize fark ettiren, ufkumuzu açan, empati duygusuyla bakmak ümidiyle...
|
 |
2 saat 9 dakika önce
15 saat 43 dakika önce
16 saat 39 dakika önce
16 saat 47 dakika önce
17 saat 3 dakika önce
17 saat 5 dakika önce
17 saat 7 dakika önce
17 saat 8 dakika önce
17 saat 9 dakika önce
17 saat 11 dakika önce