Bu uzun hayat yolunda en çok kırdıklarımız galiba aslında asla vazgecemeyeceklerimiz. Öyle ya kim umursar düşmanı? Zaten ne düşman sizi umursayıp kırılır ne siz onu umursar kırılırsınız.
Ama ya dost? Ya delice severken, iyilik yapıyorum diye harcadıklarımız? Ya dostluğu sahiplenmeyle aynı kefeye koyup, eleştirip, değiştirmeye çalıştığımız, kabullenemediğimiz huylarını örselemeye çalıştığımız o dostlarımız? Ya yenik düştüğümüz zaman? O koyamadığımız noktalar?
Sizin de hayatınız hep noktalı virgüllerle mi dolu? Ünlemler, soru işaretleri ve en çok da iki nokta üst üsteler. Ne kadar çok zaman harcıyoruz açıklamalar için. Herkese herşey açıklanmalı ve bu esnada ne kadar çok insanı parçalıyoruz. Bu arada kendimiz de parçalanıyoruz. Önyargılarımız, öfkemiz, ve daha bir çok şey. Adına prensip diyoruz, ideal diyoruz ve karşı duranları kırıyoruz.
Ne gariptir insan düşmanını kıramaz da hep en sevdiğini kırar. Hep onun yanında yenik düşer kederine de, sevincine de, öfkesine de ve farkına bile varmadan yaralar en âdostumâ dediğini. Canımı canına katabileceğim bir dostu kırdım. Çok parçalanmıştım yıllarca ama hepsinin bedelini ona ödetmeye ne hakkım vardı? Şimdi duyar mı bilmem pişmanlığımı? Hatta âkeşkeânin hala zamanı var mı acaba? Neye yarar âbelkiâler artık?
Hiç bir kırık vazo yeni alınmış gibi olamıyor maalesef. Alışkanlıktan vazgeçilmiyor gene konuyor da o masaya, eskisi gibi duramıyor. Biraz eğri, çokca kırılgan ve yaralı oluyor eskisinden. Ve bir kez elinden düşüren sahibine bir daha güvenemiyor ya gene düşersem diye. En kötüsü de bu belki de.
Yamalı dostluklar ve yamalı sevdalar kalıyor o kırgınlıklardan geriye. Nasıl kırıldığını unutmak kolay da zor olan kırılmış olmayı unutmak. Ve unutamıyor insan. Çoğu şeyde balık hafızalı olan bizler maalesef en zor kırgınlıklarımızı unutabiliyoruz. Her hançere şerbetli ve açık da sinemiz, dosttan gelince o hançer âsen de mi brutüsâ diyoruz da anılarımız da yitip gidiyor. Onca güzel şeyden geriye sadece kırılmış olmak kalıyor. Soğutulmayan o öfke, düşünülmeden edilmiş bir kaç kelam darmaduman ediyor herşeyi bir anda. Tıpkı kumdan kaleler gibi.
İnşası saatler sürüyor, ve bir dalgada saniyenin 60 da biri gibi bir zamanda yıkılıveriyor.
|
29 dakika 13 saniye önce
3 saat 29 dakika önce
17 saat 2 dakika önce
17 saat 58 dakika önce
18 saat 7 dakika önce
18 saat 22 dakika önce
18 saat 24 dakika önce
18 saat 26 dakika önce
18 saat 27 dakika önce
18 saat 28 dakika önce