Mizah

Çekik gözlü Çinli kız geldi, başörtülü kız şaştı kaldı

Çekik gözlü Çinli kız geldi, başörtülü kız şaştı kaldı
ugurtan tarafından Pazar, 17 Şubat, 2008 - 19:04 tarihinde gönderildi

ugurtan kullanıcısının resmi

2007 yılı dünyada Mevlânâ Celaleddin yılıydı. Konya’da semazenler, başlarında geleneksel Anadolu keçesinden gri ve kahverengi sikkeler (kavuklar); Celaleddin’in “Bir insan bulsam onu da şaşırtıp çıldırtsam” diyen dizelerini fısıltılı bir sesle okuyormuş gibi dönüyorlardı. Semazenleri izleyenler de; 700 yıl önceden, Hacı Bektaş Veli’den; “Her ne arar isen insanda ara / Kudüs’te, Mekke’de, hacda değildir” mısrasını ezberlerinden bulup çıkartmaya koyulmuş gibiydiler.
Mevlânâ ruh mektebi!
İnsanı eğitir, olgunlaştırır.
O yıl, Mevlânâ günlerinde Konya’ya çekik gözlü genç bir Çinli kız geldi. Semazenlere, onların ayindeki teşrifatına, nezaketine, terbiyesine hayran kaldı.
Sikkelerini inceledi.
Keçedendi.
Keçe, Orta Asya’dan Türkmenlerin “Şaman kültürü ile harmanlayıp” dokumadan önce bulup kaftan, şapka, kovuk, örtü, çadır yaptıkları bir üründü. Orta Asya’dan Konya’ya, Urfa’ya, Manisa’ya Türkmenlerle gelmişti. İnsanoğlu dokumayı bulunca da “keçe, kullanım alanını” zamanla tamamlayıp havlu atmıştı.

***

Keçe orada bekliyordu.
Emeğini eğitimden geçirmiş, “geleneksel el işlerini” yapmayı öğrenmiş Konyalı başı örtülü ya da başı örtüsüz genç kız da orda duruyordu.
Keçe Konyalı kıza bakıyor.
Konyalı kız keçeyi süzüyor.
Semazen sikkesinden başka bir şey üretmek Konyalı kızın akılına gelmiyordu. Konyalı kız, bir tasarım, yaratım, yenilenme eğitiminden geçirilmemişti. Çekik gözlü Çinli kız da işte bu sırada “Mevlevi semazenlerin keçeden sikkelerine” gözünü dikmişti. Çinli kız, tasarım, yaratım, yenilenme okumuştu.
Sikkeyi yeniden tasarladı.
Etrafını tığla işledi.
Renklerini değiştirdi.
Kadın beresi yarattı.
Konyalı başı örtülü kızın aklı şaştı. Dedelerinin dedesinin Orta Asya’dan Konya’ya getirdiği keçeden, dedelerinin dedesinin 700 yıldır Mevlevi ayininde giydiği sikkeyi model olarak alıp 2007 yılının dünya pazarlarında alıcı bulan bir ürün geliştirmeyi, kendisi değil Çinli kız akıl etmişti.

***

Konyalı kız gibi...
1 milyon kız...
Ve 40 bin tezgâh.
Boş duruyor.
Çünkü Anadolu’nun el emeği, göz nuru, gönül esintisi geleneksel üretimlerinden bugünkü dünya insanının beğenisini, zevkini, modasını etkileyecek ürünler geliştiremiyorlar. Bartın Amasra’nın “tel kırması”, Ankara Nallıhan’ın “ipek iğne oyası” , Beypazarı’nın “telkârisi”, Ayaşâ€™ın “tiftiği”, Gönen’in “iğne oyası”, Buldan’ın “nakışı”, Denizli’nin “dokuması” Ödemişâ€™in “ipeği” , Siirt’in “şal şepiği”, Antep’in “kutlu kumaşı” 1 milyon emeği eğitilmiş fakat tasarımcılık öğretilmemiş genç kızına bakıyor. Genç kızlar da onlara...
Ve Meclis!
Ve 411 milletvekili!
AKP ile MHP, “türban hasadına” soyunmuş, Allah’ın ayetinde olmayan giyinme biçiminin davasını yükseltme siyaseti güdüyorlar.
Konyalı kız ne yapsın!
Kaderine mi küssün!

Necati Doğru/ Vatan

Başa dön



[ Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun | arkadaşına gönder | 3150 okuma ]

 

Kullanıcı girişi

Gezilesiceler
  >>  Sohbet
  >>  Kan Bankası
  >>  DivX indir
  >>  Altyazı
  >>  Web Tasarım
  >>  Modifiyeli Arabalar
  >>  Kalibrasyon
  >>  Fatih Yasar
  >>  Turkey Holiday
  >>  Şömine
  >>  Güzel Sözler

 

Kimler çevrimiçi
Şu an 1 kullanıcı ve 56 ziyaretçi çevrimiçi.

Çevrimiçi kullanıcılar


Son yorumlar

İçerik paylaşımı
Paylaşılmış içerik yayını