Hangimiz uğruna can verdiğimiz sevdiğimizden vazgeçtik....
Hangimiz adını tek tek gönlümüze kazıdığımız sevdiğimizi anlamadık...
Hangimiz attığı adım,soluduğu nefes olduk...
Hangimiz sevdiğimizin kalbini kırmayı düşündük.
Hangimiz bir diken uğruna gülden vazgeçtik...
Hangimiz zorlu savaştan yenik düştük...
Hangimiz mutlulukla ördüğümüz kaderi,mutsuzlukla bitirmek istedik.
Hangimiz sevdamız uğruna savaşmadan kazandık...
Hangimiz geceleceğe yönelik planlar kurmadık.
Hangimiz sevdiğimizin yüreğini kendi yüreğimiz yapmadık.

1- pembe beneklerin arasIndaki gezinen bir top var renksiz
2- ortadaki + isaretine bakInca gezinen renksiz top yesilimsi bir renk alIyor
3- + isaretine biraz daha bakarsanIz pembe benekler ortadan kalkIyo ve sadece dönen yesil topu görüyosunuz
Yanlız sizden bir ricam var.Herkes yorumunun altına çıkan çocuk resmini koysun bu çok daha eğlenceli olur..;))ilk ben başlıyorum..:))
Kolay gelsin.Bakalım kim daha çabuk bulacak...???


Sıkı Tut Yüreğini
Düşmek; bazen bir daha kalkamamaktır.
Bazende, daha iyi kalkmak toparlanmak, eskisinden daha diri olmamaktır ruh için.Elbet beden düşecek toprağa tıpkı bir yaprak gibi.
Bir kıvılcım gibi söner bedenler.Elbet bedenler toprak olur.
Ya düşen yürekse ve ruhumuzsa ne olur?
Yaşamın pırıltılarında esir ettiğimiz sımsıkı tutamadığımız yüreğim ne olur,ah yürekler ne olur?







MİMARLIK TASARIMI PARADİGMASINDA BİOMİMESİS?İN ETKİSİ
?Biomimesis?, canlı cansız varlıkların taklit edilerek yeni tasarımlara esin kaynağı olması kavramı 20.yüzyılın
sonunda literatüre girmiş, doğadan esinlenme/öğrenme/uyarlama ve/veya uygulama biçimlerinin neler
olabileceği ve farklı bilgi/teknoloji alanlarında nasıl kullanılabileceği sistematik olarak tartışılmaya başlanmıştır.
Bu çalışmada tarih boyunca pek çok alanda izlediğimiz doğa-insan etkileşiminin mimarlıktaki yansıma biçimleri
MAYDANOZLU KOYUNLAR
Küçük dünyaların sıkıştığı vitrin camları onu her zaman büyülemiş ve hayallerini süslemişti. Vitrinde duran mankenler sessiz dünyasının büyülü kahramanlarıydı. Onların karşısına geçer ve saatlerce kıpırdamadan vitrin mankenlerinin gözlerinin içine bakardı ve kendisini anlayan sessiz kahramanların seslerini dinlerdi içinde. Konuşamamaları sorun değildi önemli olan susarak anlaşmaktı. Zaten onları güzel yapan da konuşmuyor olmalarıydı. Herkes konuşuyordu da sanki ne oluyordu.

Gündoğumum; sıra sıra tepelerimin ardından doğan bedenimin ilk aydınlığı, nefes alışımın ilk habercisi, yaşama merhaba çığlığımın ilk ismi... Hızla büyüme isteğindeki yüreğimin acemi ama çocuk kokusu yaramaz ama sevimli coşkusu... Çocuk yaşım fidan köklü bembeyaz sayfam...

değişim...
Değişmedi, değişmediler, sen değiştin? Değiştirdin savrulan çehreni. Senden habersiz boyun çekti, enin alabildiğince geniş şimdi, oldu mu ya! Olur olmazdı da, düşünülmeyen bir zamandı, denk gelince nasıl da bir avuç yağmura kandın. Hayat sence oyun, oyalanırdın kendince, öyle sandıkça, sınandıkça yıkandın ve unuttun hırçınlığını ve esmeyi unuttun ve kırıp dökmeyi de?
Lodos, bile bile lades?
Hayatta geri alınamayacak iki önemli şeyden biri zaman diğeri de söylenen sözdür .. Aşağıdaki anekdot bu iki değeri bir arada ifade ediyor ..
Evin telefonu sabaha karşı üç buçukta çaldı.
Uyku sersemi adam telefonu açtı.
Telefondaki ses annesine aitti.
Telaşlandı, korktu başlarına bir şey mi gelmişti?
Annesi 'nasılsın oğlum iyi misin' diye sordu.
Oğlu şaşkın bir ifadeyle 'iyiyim anne hayırdır bir şey mi oldu siz iyi misiniz?' dedi.
Annesi 'biz iyiyiz bir şeyimiz yok sadece sesini duymak istedim' dedi.
Ulasmak istedigimiz sonuc icin cok seyler yapariz... Acaba anlatmak istediklerimizi iyi anlatabiliyor muyuz?
NewYork'ta, Brooklyn Köprüsü üzerinde dilenen kör bir dilenci, birgün bir şairin dikkatini çeker. Dilencinin boynunda asılı bir tabela vardır. Şair, dilenciye günlük kazancının ne kadar olduğunu sorar. Dilenci de sekiz-on dolar kadar olduğunu söyler. Bunun üzerine şair, dilencinin boynuna asılı tabelayı ters çevirerek birşeyler yazar;
Geçen konvoyun ardından ibretli bir bakış attı. Yanında ki arkadaşına dönerek:
?Yazık kardeşim şu gençlere acıyorum hepsine? dedi.
?Niye böyle dedin şimdi anlamadım? dedi arkadaşı hayret dolu bir ifadeyle.
Önlerinden geçen konvoydan çıkan tezahuratlar hala duyuluyordu. ?En büyük asker bizim asker. Enbüyük asker bizim asker?
Son yorumlar
1 gün 2 saat önce
1 gün 22 saat önce
1 gün 22 saat önce
1 gün 22 saat önce
2 gün 5 saat önce
2 gün 6 saat önce
2 gün 11 saat önce
2 gün 22 saat önce
2 gün 22 saat önce
2 gün 22 saat önce