Mizah

Meatball'in Anıları - Ayak Tarağı

Meatball'in Anıları - Ayak Tarağı
Okubeni tarafından Salı, 14 Şubat, 2006 - 12:08 tarihinde gönderildi

İddia ediyorum böyle bir stili şimdiye kadar görmediniz. İlker arkadaşımdan şahsen izin alarak yayınladığım anılarını takdim ederim.

Sonuna kadar okuyun. Sonu kopartacak sizi....

Lisede okumaktayım. Yıl 1992. Tosunpaşa modu.

Emek mahallesinde oturup, zamane gençliğinin eğlenceleri olan futbol, misket, yağlı kayış, uzun eşek, üçgen gibi oyunlar ile organik tarım misali dejenere olmamış şekilde büyümekteyiz. Futbolu da pek becerebildiğim söylenemez. Sağlam şut çekerim ama tekniğe gelince Cigulinin basketbol oynadığını düşünürseniz o civarda.

Okul bahçesinin çukurlu asfaltında Molten marka meşin yuvarlağın peşinde 4 nala koşarken ayak tarağı tabir edilen meret kırılmış. Oturdum bi köşeye ve kardeşimi gönderdim. Bisiklet ile geldi beni alıp evin önüne kadar nakil etti ve zamanın hastanesi trafik hastanesinde dizden parmak ucuna kadar alçıya bulandık. Okula araba ile getirilip götürülüyor, koltuk değneği ile zıplaya zıplaya merdiven çıkıyor, zıpır arkadaşların çeşitli şakalarına maruz kalıyorum.

Aradan 1 ay geçti. Alçım ile arkadaş gibi olduk. Göbeği iyice saldık kanepede uzanıp televizyon seyrederek yemek yemekten.

Yine bir gün kanepede uzanmış televizyon izlerken bir yandan da yufka yürekli anne ve babamın sehpanın üzerine yığdığı 9 kat tat - ülker çikolatalı gofret - jelibon - cipsi (lacivert paketli peynirli cipslerden hatırlarsınız) şeker - sakız gibi bilimum aburcuburu yiyorum. Alçı yarın açılıyor. Sadece 24 saatim kalmış. Kardeşim Alper (inshroud) odaya hızla girerek masanın üzerinden birkaç gofret kaparak kaçmaya başlıyor ve ben de koltuk değneğimle peşinden koşuyorum. Salondan çıkarak U dönüşü ile mutfağa girmem gerekiyor. Koltuk değneği kaydığında, o cüsse ile betona yapıştığımda 3 ses geliyor.

1. koltuk değneğinin kırılma sesi
2. alçının kırılma sesi
3. yeni kaynamış tarak kemiğinin aynı yerden kırılma sesi

Araba ile trafik hastanesine nakil. 1 ayda kurtulup 1 ay daha bacağımda kalacak alçının ilk günü Sad(

İkinci ayı da aynı şekilde geçiriyorum. Kanepe - abur cuburlar - televizyon - ben - alçım - değneğim ve kabusum kardeşim. ve sonunda alçı açılıyor. Bacak çubuk gibi kalmış tanıyamıyorum. Alçının açılmasını 12 saat takiben uyanıyorum bir de ne göreyim, beştepe tepesi karlar altında millet kızakları almış vızır vızır kayıyor. Durmak yok. Hemen tepeye. Kaydığımız alet edevat da bir arı kovanının çatısındaki tahta parçasının naylonla kaplanmış hali.

Mahalleden Nilgün diye bir kız var. Bir kızak getirmiş ki olimpiyat kızakları gibi. Altı metal kaplanmış, yerden 30 cm kadar yükseklikte, önünde bir tutamak halatı. Tamamen profesyonel. Gel kayalım diyor ama oralı olmuyorum. Momentum var - potansiyel enerjinin kinetiğe dönüşmesi var ama fren yok + bacak çubuk gibi. Neyse kazasız belasız eğleniyoruz ve sonunda tepeyi terk edeceğiz.

Nilgün : "Korkak İlker!"

Dınınınınnnnn... olacak iş değil. Tepeden bana korkak diye bağırıyor. Olmaz erkekliğe sığmaz. Hemen yukarı. Son bir kere o hilkat garibesi kızakla kayacağım ve eve gideceğim. Nilgün önde ben arkada oturuyoruz. Arkadaşlar aşaada bekleşiyor.

Pist yaklaşık 30 metre kadar, eğim 45 derece Smiling) ama erkekliğe bok sürdürmemek için kızaktan inmek yok. Başlıyoruz kaymaya. Bu kadar hızlanacağını hiç tahmin edemezdim. Nilgün önde zevk çığlıkları atıyor (kaymanın verdiği zevk - kızakla kaymanın) ben ise önden gelen karları yemekle meşgulüm gözlerimi zar zor açıyorum ve hız ibresi olsa 180 gösterecek. Pistin sonuna yaklaşıyoruz ve biraz ilerideki manzara:

- Bir adet kaya, üzeri kar kaplı ama dibine çarpa çarpa çamur çukuru oluşmuş, onun yaklaşık 5 metre ötesinde de bir adet 5 metreye 5 metre pas içinde kalmış KALORİFER KAZANI. Olacaklar tam olarak belli değil. Hayat film şeridi gibi.

Kayaya tosladığımızda öndeki halatı sıkı sıkı tutan Nilgün olduğu yerde takla atarak yere çakılıyor. Benim ise tuttuğum birşey yok ve artık Nilgün kızağa veda ettiğine göre önüm açık, uçabilirim. 5 metre sona erdiğinde ve 2 bacak ve 2 kolum önde olmak şartıyla o KALORİFER KAZANINA yapıştığımda çıkan ses en büyük kilise çanına eşdeğerdi.

Ve bilin bakalım ne oldu.

Evet yaklaşık 14 saat aradan sonra üçüncü ayak tarağı kırığı ve üçüncü alçıma kavuştum. Üçüncü ayım da alçıda geçti.

O kalorifer kazanını oraya atan kapıcıyı bi bulsam....

İlker (MeatBall)
ilker_karadag@hotmail.com

Bitti sanmayın. Sabredin.
Yarınki anılar : Tenisçi Kız ve Boğaziçi



[ Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun | arkadaşına gönder | 1181 okuma ]

 

Kullanıcı girişi

Gezilesiceler
  >>  Sohbet
  >>  Kan Bankası
  >>  DivX indir
  >>  Altyazı
  >>  Web Tasarım
  >>  Modifiyeli Arabalar
  >>  Kalibrasyon
  >>  Fatih Yasar
  >>  Turkey Holiday
  >>  ÅžÃ¶mine
  >>  Güzel Sözler

 

Kimler çevrimiçi
Şu an 0 kullanıcı ve 67 ziyaretçi çevrimiçi.

Son yorumlar

İçerik paylaşımı
Paylaşılmış içerik yayını