TOPAL ASKER
Ey saçları “alâgarson” kesik hanım kız,
Gülme öyle bana bakıp sen arsız arsız.
Bacağımla alay etme pek topal diye.
Bir sorsana o topallık nerden hediye?
Sen Şişli’de dans ederken, her gece, gündüz,
Biz ötede ne ovalar, çaylar, ne dümdüz
Yaylaları geçtik, karlı dağları aştık;
Siz salonda dans ederken bizler savaştık.
Ey dudağı kanım gibi kıpkırmızı kız,
Gülme öyle bana bakıp sen arsız arsız!
Olan işler dimağını azıcık yorsun,
Biliyorum, elbisemle eğleniyorsun!
Biliyorum baldırını o kadar nazla
Örten bir tek ipek çorap kıymetçe fazla.
Benim bütün elbisemden... hatta kendimden...
Biliyorum, çünkü bugün şu dünyada ben
Neyim? Bir hiç... işe güce yaramaz, topal...
Sen sağlamsın, senin hakkın, dünyadan zevk al:
Çünkü orda düşmanlarla boğuşurken biz
Siz muhteşem salonlarda şarap içtiniz.
Ey gözünün rengi bana yabancı güzel!
Her yolcunun uğradığı ey hancı güzel!
Sen yabancı kucaklarda yaşarken her gün
Yapıyorduk biz de kanla, barutla düğün.
Sen o sıcak odalarda cilveli, mahmur
Dolaşırken... biz de tipi, fırtına, yağmur,
Kar altında kanlar döktük, canlar yıprattık;
Aç yaşadık, susuz kaldık, taşlarda yattık.
Sen açılmamış bir bahardın, biz kara kıştık;
Bizden üstün ordularla böyle çarpıştık...
Gülme öyle bana bakıp pek, arsız arsız
Sen ey dışı güzel, fakat içi çamur kız.
Hüseyin Nihal Atsız
|
5 saat 27 dakika önce
5 saat 28 dakika önce
5 saat 48 dakika önce
6 saat 13 dakika önce
6 saat 15 dakika önce
6 saat 17 dakika önce
7 saat 23 dakika önce
7 saat 57 dakika önce
8 saat 7 dakika önce
8 saat 22 dakika önce